">
Haberler

Haberler->Duyurular   
Yeşil Kartlılara Gelir Testi 






Yeşil kartlıların gelir testleri sürüyor. Şu ana dek 5 bin kişinin gelir testi yapıldı...


Genel sağlık sigortası uygulanmaya başladı .

Herkesi tek bir sağlık şemsiyesi altında toplamayı amaçlayan sistem için yeşilkartlıların ve şu ana kadar hiç bir sağlık güvencesi olmayanların gelir testi yaptırması gerekiyor.

Geliri 295 liranın altında olanların genel sağlık sigortası primini devlet yatıracak.

Gelir testini sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları yapıyor.

Sosyal Yardımlar Genel Müdür Aziz Yıldırım; "125 bin kişi sisteme kaydoldu ve sgk'ya bildirildi. Gelir testi yapılacak. 5 bin kişinin gelir testi yapıldı. Yüzde 80'i g sıfır denilen , hiçbir geliri olmayan vatandaşlardan olduğu kayıtlarda mevcut." diye konuştu.

Bu arada 2011 yılı içinde gelir testinden bağımsız olarak SOYBİS (Sosyal yardım bilgi sistemi) çerçevesinde 450 bin yeşil kartlının haksız yollardan bu karta sahip olduğu anlaşıldı.



Gönderen fantastic, Pazartesi, 16 Ocak 2012 05:14, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Özel diyaliz merkezlerinde kapanma riski 



Devletin diyalize ödediği 149 TL`yi arttırmaması sektörü bitirecek



Diyaliz merkezleri, Sosyal Güvenlik Kurumu`nun (SGK) beş yıldır 138 liralık aynı
tedavi ücretini ödemesi nedeniyle kapanma tehlikesi yaşıyor. Sayıları 400`ü
bulan merkezlerinin 17`si kapandı. Özel Diyaliz Merkezleri Derneği(DİADER)
Başkanı Mustafa Işık, önlem alınmazsa kapanan merkezlerin



sayısının artacağını, 40 bin hastanın ölüm riskiyle karşı karşıya kalacağını



söyledi. Diyaliz makinelerinin en önemli maliyet kalemi elektrik fiyatları yüzde
66 artarak 2005 yılında 1 kilovatı 15.19 kuruştan 2009`da 25.02 kuruşa çıkarken,
devletin diyalizde seans başına ödediği 138 liralık tedavi ücreti yerinde saydı.
Işık, `Geçtiğimiz yıl iflaslar başladı. 2008`e kadar hep bir umut



vardı. Ama beşinci yıla girdiğimiz aynı fiyat uygulaması, umutları ortadan
kaldırdı. Fiyatlar artmazsa merkezler daha hızlı kapanmaya başlayacak` dedi.



Merrill Lynch de iki şube kapattı




Türkiye`de şu anda 15 diyaliz merkezleri olduğunu dile getiren Merrill Lynch`in
sahibi olduğu IDC Uluslararası Diyaliz Merkezleri`nin Türkiye Başkanı Emir Aslan
Özler, İnegöl ve Sultançiftliği`ndeki iki şubelerini kapatmak zorunda
kaldıklarını ifade etti. Günde en az 2-3 diyaliz merkezinin batmanın eşiğine



geldiğini dile getiren Özler, şöyle devam etti: `Şu anda maliyetlerimiz,



fiyatın en azından 190 liraya çıkmasını öngörüyor. Ama bu bile yeterli değil.
Avrupa`nın en ucuz diyaliz merkezleri Türkiye`de. Fiyatlar Avrupa`da



170-300 Euro arasında değişiyor; Saraybosna`da bile 100 Euro. Diyaliz
merkezlerinin tatili, bayramı yok. Her seans için 130 litre civarında saf su
harcıyoruz ve bunun için de su arıtma tesisi kullanıyoruz. Elektrik, su
fiyatları bu kadar artarken, çalışanların ücretlerine zam yapılırken bize ödenen
ücretlerle ayakta kalma imkânımız yok.`



`YABANCI GELMEK İSTEMİYOR`



Merrill Lynch`in 15 ülkede faaliyet gösterdiğini, en kötü durumda olan ülkenin



ise Türkiye olduğunu vurgulayan Emir Aslan Özler, bankanın Türkiye`deki
merkezleri elinden çıkarabileceğini kaydetti. Sağlık sektöründe yabancı
yatırımların durma noktasına geldiğini belirten Özler, `Devletin bir maliyet
çalışması yapmasını istiyoruz. Biz bağımsız kuruluşlara yaptırdık, kabul



etmediler. Son beş yıllık enflasyon oranında yani yüzde 41 civarında bir artış



istiyoruz.`



`HASTALARIN SİGORTASI BULUNUYOR`



Diyaliz merkezlerinin maliyet kalemleri arasında en önemli kısmı elektrik ve su
giderlerinin oluşturduğunu dile getiren Özel Kozyatağı Diyaliz Merkezi`nin
sahibi Fuat Karslı, böbrekleri yüzde 10-15`in altında çalışan hastaların diyaliz



merkezlerine gitmek zorunda olduklarını söyledi.



HAFTADA 3 SEANS



Her hastanın haftada ortalama üç kez diyaliz makinesine girmesi gerektiğini
ifade eden Karslı, şöyle konuştu: `Milyarder ya da yeşil kartlı fark etmiyor,
bizim tüm hastalarımız SGK`lı. Türkiye`de sistem böyle işliyor, zaten kronik bir



tedavi olduğu için aksi de mümkün değil. Biz de böyle olmasını hastalarla
ilişkilerimiz açısından daha uygun buluyoruz.`



GAZETE HABERTÜRK- EBRU ERDOĞAN




Gönderen fantastic, Çarşamba, 02 Aralık 2009 21:09, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Doktor, annesinin organlarıyla hayat verdi


Ankara'dan bursa'ya torununu ziyarete gelen ve kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden 3 çocuk annesinin organları 5 kişiye umut oldu
Güncelleme:01 Şubat 2012 11:28

Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde doktorluk yapan Cihad Yükselir, Bursa'da hayatını kaybeden 51 yaşındaki annesi Gülşen Yükselir'in organlarını bağışlama kararı aldı. Torunlarını görmek için geldiği Bursa'da hayatını kaybeden 3 çocuk annesinin karaciğer, iki böbrek ve korneaları uzun süredir yaşam mücadelesi veren hastalara hayat kaynağı oldu.

Yaklaşık bir hafta önce Bursa'da oturan oğlu Vedat Yükselir'in yanına gelen Gülşen Yükselir, akşam saatlerinde aniden rahatsızlandı. Torununu sevmeye gelen Yükselir'in fenalaştığını gören oğlu, hemen 112 Acil Sağlık ekiplerine haber verdi. Eve gelen sağlık ekipleri, Yükselir'i Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırdı. Kalbinin durduğu anlaşılan Yükselir, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Ancak beyin ölümü gerçekleştiği öğrenilen Yükselir hayatını kaybetti. Acılı haberi alan ve Ankara'da bulunan Gülşen Yükselir'in eşi Feridun Yükselir, doktor olan oğlu Cihat Yükselir ve kızı Sevde Yükselir hemen Bursa'ya geldi. Eşinin vefat ettiğini öğrenen Feridun Yükselir, biri doktor olan çocukları ile bir araya gelerek eşinin organlarının bağışlanmasına karar verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hummalı bir koşturmaca başladı. Yükselir'in 2 böbreği, 2 kornea ve bir karaciğeri başka hastalara nakledilmek üzere transfer edildi.

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde yaşayan ve karaciğer nakli için bekleyen 53 yaşındaki Şaban Yılmaz'ı arayan hastane yetkilileri mutlu haberi verdi. Hemen ameliyata alınan Yılmaz'a karaciğer nakli yapıldı. Böbrek nakli bekleyen diğer hastaların da hastanede hazır bulunması istendi. Sabah saatlerinde hastaneye gelen ve böbrek nakli için bekleyen hastalar, diyaliz makinelerine bağlanarak mutlu haberi bekledi. Yapılan tahlil ve tetkikler sonucunda Yükselir'in 2 böbreği, 6 yıldır bekleyen Erzurumlu Güli Daşcı ve Hasan Kurt isimli hastalara nakledildi.

Hastaları ameliyata alan Uludağ Üniversitesi
Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Hakan Vuruşkan, yapılan inceleme sonucunda karaciğer ve böbreklerin
ihtiyacı olan hastalara takılacağını söyledi. Organ bağışının
yapılacağını haber aldıktan sonra büyük bir özveriyle çalıştıklarını
anlatan Vuruşkan, "Organ bağışının yapılması hastaların yanında bizi de
çok mutlu ediyor. Keşke herkes organlarını bağışlasa ve burada umutla
bekleyen hastalarımıza şifa olsa. Umarım tüm Türkiye, buradaki aileler
gibi duyarlı olur" diye konuştu.

"ÜZGÜN AMA BİR O KADAR DA MUTLUYUZ"

Eşini
kaybetmenin acısını yaşayan Türkiye Enerji Su Gaz İşçileri Sendikası
(TES-İŞ) Eğitim Sekreteri Feridun Yükselir, hemen çocuklarını toplayarak
eşinin organlarının bağışlanması kararını aldı. Çocukları için de örnek
bir davranış sergileyen baba Yükselir, "Eşim, çocuğunu ve torununu
görmek için Bursa'ya gelmişti. Ancak aniden bir haber geldi ve eşimin
hastaneye kaldırıldığını öğrendim. Çocuklarımla beraber hemen Bursa'ya
geldik. Eşimin vefatından sonra çocuklarımla bir araya gelerek ortak bir
karar aldık ve organların bağışlanmasına karar verdik. Üzgünüm ama
organların başka canlarda yaşaması bizi bir o kadar da mutlu etti" dedi.

Gülhane
Askeri Tıp Akademisi'nde görev yapan Doktor Cihat Yükselir, annesinin
böyle güzel bir hizmete vesile olmasından dolayı mutlu olduklarını
kaydederek, "Bir taraftan üzülürken, diğer yandan seviniyoruz. Annemizin
organlarının başka hayatlarda yaşaması acımızı hafifletiyor. Verilen
organlar başkalarının hayatını kurtardı. Bence her insan organ bağışı
yapmalı. Çünkü başka insanların mutlu olduğunu görmek çok sevindirici"
diye konuştu.

Torun hasretiyle Ankara'dan Bursa'ya gelen Gülşen
Yükselir'in Bursa'da yaşayan oğlu Vedat Yükselir ise, annesinin torununu
sevmeye doyamadığını anlatarak, "Hepimiz ölüm duygusunu yaşayacağız.
Çocuklarımız, torunlarımız bu acıyı yaşayacak. Ancak annemin
organlarının başka insanlarda yaşaması bizi çok mutlu edecek. Biz,
organları bağışlanan insanlarla görüşeceğiz. Çünkü onlarda annemin bir
parçası var. Annemin gözlerini, annemizin duygularını bu insanlarda
göreceğiz" dedi.

Evin en küçük kızı Sevde Yükselir, "Annem yaşamış
olsaydı, o da organlarının bağışlanmasını isterdi. Bir organ demek bir
can demek. Umarım duyarlı aileler çoğalır" diye konuştu.

EŞİ KENDİSİNDEN DAHA ÇOK HEYECANLANDI

Böbrek
naklinin eşine yapılacağını öğrenince sevinçten yerinde duramayan Güli
Daşcı'nın eşi İhsan Daşcı, mutluluğunun kelimelerle tarif
edilemeyeceğini söyledi. Eşinin 6 yıldır böbrek nakli için beklediğini
ifade eden Daşcı, "Allah herkese bu mutluluğu nasip etsin. Şu anda
sevincimi kelimelerle tarif edemem" dedi.

Böbrek naklini heyecanla
beklediklerini söyleyen 3 çocuk annesi Güli Daşcı ise, "6 yıldır
diyalize giriyordum. Bu sabah aradıklarında hemen hastaneye koşturdum.
Şu anda çok mutluyum" diye konuştu.

6 yıldır nakil bekleyen ve
serbest danışmanlık yapan Hasan Kurt, organ naklini yapan aileye
teşekkür etti. Kurt, "Şu anda parayla alınamayacak bir mutluluk bize
verildi. Sabah nakil olacağı haberi gelince bir an heyecandan bayılacak
gibi oldum. O anda yere çöküp kaldım. Ancak ben hasta olurken hastaneye
geldim ve bir anda diyalize bağlandım. Hayatta en güzel şey sağlıklı
olmak" dedi.

Organ naklinin yapılacağı andan itibaren büyük bir
özveriyle çalılan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli
Koordinatörü Sahriye Keskin, insanların sağlığına kavuşmasının
kendilerini çok mutlu ettiklerini söyledi. Keskin, "Biz,
vatandaşlarımızın sağlığı için buradayız. Organ nakli yapan insanların
mutluluğunu gözlerinde görünce inanın ben daha çok mutlu oluyorum.
Umarım bundan sonra organ bağışı yapan çok kişi olur ve nakil bekleyen
tüm hastalarımız sağlığına kavuşur" dedi.




Gönderen fantastic, Perşembe, 02 Şubat 2012 03:34, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Bu antibiyotiğe dikkat


Çocukların
tedavilerinde kullanılan ''Augmentin-BID 200/28 mg Oral Süspansiyon
Hazırlamak İçin Kuru Toz, 70 ml'' adlı antbiyotiğin üç serisi için geri
çekme işlemi uygulanması kararı alındı.



Güncelleme:29 Ekim 2010 13:50





<script type="text/javascript" src="http://s.mynet.com.tr/nocache/linksharing.js?v=10"></script><script type="text/javascript" src="http://s.mynet.com.tr/g/ls/ls.js?88"></script>

KAYSERİ (A.A) - Glaxo Smith Kline İlaçları
San. ve Tic. A.Ş. tarafından eczacılara gönderilen
yazıda,''Augmentin-BID 200/28 mg Oral Süspansiyon Hazırlamak İçin Kuru
Toz, 70 ml'' adlı ürünün 9061736 seri numarası (İmal tarihi:06.2009 Son
kullanma tarihi:06.2011) ve 9061787 seri numaralı ürüne (İmal
tarihi:06.2009 Son kullanma tarihi:06.2011) ''fiziksel yönden firma spesifikasyonuna uygun
bulunmaması nedeniyle'', 9092273 seri numaralı ürüne ise (İmal
tarihi:09.2009 Son kulanma tarihi:09.2011) serisine ise ''fiziksel ve
kimyasal yönden firma spesifikasyonuna uygun bulunmaması'' nedeni ile 2.
Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanması kararı alındığı
bildirildi.

Eczanelerin, söz konusu ilaçları 26 Kasım tarihine kadar ecza depolarına iade etmeleri istendi.

Amoksisilin
ve Potasyum klavulanat içeren ve penisilin grubu antibiyotikler
içerisinde yer alan ''Augmentin -BID 200/28 mg. oral süspansiyon
hazırlamak için kuru toz 70 mg.'' adlı ilaç, sinüzit, zatürre, kulakta
gelişen enfeksiyonlar, bronşit, idrar yolları iltihabı ve cilt
enfeksiyonlarının tedavilerinde kullanılıyor.




Gönderen fantastic, Cuma, 29 Ekim 2010 21:19, Yorumlar(0), Hepsini Oku
HASTA SAVAŞINDA SON DURUM!

HASTA SAVAŞINDA SON DURUM!



  


EGE BÖBREK HASTALIKLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ
NİLGÜN YILDIRIM, MEDYA SAĞLIK'A DİYALİZ MERKEZLERİ ARASINDA HASTA
SAVAŞINDA SON DURUMU ANLATTI. ÇEKİŞME NASIL BAŞLADI?, TEDAVİDEN ÖNCE
HASTAYA SUNDUĞU DİĞER İMKANLARA ÖNEM VEREN MERKEZLER VAR MI?





YAZARIMIZ NİLGÜN YILDIRIM, MEDYA SAĞLIK İÇİN YAZDI…

Tatil
ve Diyaliz yazımda, hastaları yazdım sadece. Birde işin başlangıç
noktasına yani diyaliz merkezlerine bakmak gerekir...Hastaların gözüyle
merkezleri konuşmalı, onların açısından değerlendirme yapmalı.
Hastaların diyaliz merkezlerinden sürekli bir şeyler beklemelerinde bu
merkezlerin katkısı nedir ? Nasıl başladı hasta çekme savaşı ve şimdi ne
durumda ?

HASTA ÇEKME, KANDIRMA…

Merkez
sayısı hasta sayısı kadar değilken standart tedavi ve olması gerekli
ekstralar vardı sadece. Daha sonraları merkezler ve hastalar çoğalmaya
başladıkça önce makul bir rekabet daha sonra gittikçe çirkinleşen bir
hasta çekme, kandırma,  Başta merkezler sadece gelecek hastaya  diyaliz sırasında
acıktığında yakını bir şeyler getirir ya da kendisi yanında bir şeyler
getirmiş ise yiyebilen hastalar bu rekabet sırasında 4 - 5 saatliğine
kendilerine tahsis edilmiş açık büfe bir otelde hissetmeye başladılar...
Hasta ve yakınları bu durumu çok çabuk kabullendiler. Üstelik
haklıydılar da. Her kafadan bir ses çıktığı için her merkez farklı bir
vaatle kendi yanına çekmeye çalıştığı için. Kimi çocuğu için dershane
parası isterken kimisi ben ve bir yakınım tatile gideceğiz.
İhtiyaçlarımızı ve konaklamamızı gittiğimiz merkez ödüyor siz de yol
ücretlerimizi verin demeye başladı.. Hatta aylık sabit bir maaş isteyen,
merkezde verilen yemek v.b. şeylerle arkadaşlarını kandırıp
getirdiğinde kişi başı para isteyenler çıkmaya başladı !!

KALİTE SORGULANMIYOR

Diyaliz
merkezleri bir taraftan hasta isteklerini karşılamaya çalışırken diğer
yandan da yıllardır bir değişiklik yapılamayan diyaliz ücretlerinden
dolayı sıkıntı yaşamaya başladılar. Ama bütün bu olanlara rağmen halen
aynı sistem devam ediyor, kimse daha farklı bir yol bulmaya çalışmıyor..  Sundukları özel imkanları tedaviden daha önemli gibi anlatın. anlattıran diyaliz merkezleri.

İTİRAZ EDEN YOK

Anlaşılan
o ki her iki tarafta bu durumdan şikayetçi gibi görünse de, ortaya
çıkıp itiraz eden yok. Bu gidişat devam ettiği sürece de hasta sayısı
da, merkez sayısı da artmaya devam edecektir...



Alinti :
www.medyasaglik.com



Yazar :
Nilgün Yıldırım





Gönderen fantastic, Cuma, 10 Eylül 2010 03:27, Yorumlar(0), Hepsini Oku
3 İLAÇ GERİ ÇEKİLİYOR

3 ilaç geri çekiliyor
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, 3 ilaç için geri çekme kararı aldı.



Poliforma İlaç Sanayi ve Tic.A.Ş. adına ruhsatlı olan “PF yüzde 5 Dektroz Laktaklı Ringer Solisyonu 1000 ml” adlı serumun E-0901005-1 seri numaralısında yapılan inceleme sonucu, numune içerisinde partikül ve elyaf bulunması nedeniyle 2.Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanmasına karar verildi.

Sivilce tedavisinde kullanılan Embil İlaç Sanayi Ltd.Şti. adına ruhsatlı “Isotrexin Jel” adlı ilacın yapılan inceleme ve analiz sonucu safsızlık oranının firma değerlerine göre yüksek olması nedeniyle 245L serisinin geri çekilmesi istendi.

Vücuttaki çinko eksikliğinin tedavisinde kullanılan Berko İlaç ve Kimya Sanayi adına ruhsatlı “Zinco 220 mg. Tablet” adlı ilacın da yapılan inceleme ve analiz sonucunda 0806024'nolu serisinde, etken madde miktarının firma limitlerinden az olduğu tespit edildiği için 2. sınıf B seviyesinde geri çekileceği bildirildi.

Eczanelerin, ilaç depolarının ve hastanelerin ellerindeki ilgili seriye ait ilaçları en kısa süre içerisinde ilgili ilaç firmalarına iade etmeleri gerekiyor.



Gönderen fantastic, Çarşamba, 17 Şubat 2010 20:10, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Engelli raporu' olan böbrek hastaları eşit haklar istiyor

Türkiye'de Sağlık Bakanlığı verilerine göre 50 bin civarında böbrek hastası bulunuyor. Her 2 saatte 1 böbrek hastası hayatını kaybediyor.

Yüzde 80 engelli raporu bulunan böbrek hastaları, engellilerin faydalandığı hakların tamamından faydalanamıyor. Böbrek hastaları, bu eşitsizliğin düzeltilmesini bekliyor. Kendisi de böbrek hastası olan Adapazarı Böbrek Hastaları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Necmettin Karaca (48), yüzde 80 engelli raporlarının bulunmasına rağmen yüzde 40 engeli bulunan bir engellinin yararlandığı haklardan bile faydalanamadıklarını söyledi. Karaca, böbrek hastalarının yok sayılamayacağını vurguladı. Kolu ya da ayağı olmayan bir engellinin hayati riskinin bulunmadığını, buna karşın bir böbrek hastasının nakil olmadığı takdirde yaşama şansının az olduğuna dikkati çeken Karaca; iş, aile ve sosyal hayatı bulunmayan böbrek hastalarına sahip çıkılmasını istedi.

Böbrek hastalarının toplumda engelli olarak görülmediğini anlatan Karaca şunları söyledi: "Yüzde 80 özrümüz var. Bizi özürlü yerine bile koymuyorlar. Yüzde 40 özrü olan bir kişinin yararlandığı haklardan bile yararlanamıyoruz. Benim yüzde 80 özürlülüğüm var. Ama bir özürlü aracı alamam. Bir özürlü park yerine aracımı park edemem. Yeşil kartı bulunan böbrek hastası engelli maaşı alabiliyor. Ancak diğer engellilerin aldığı evde bakım ücreti alamıyoruz. Tek ayağı olmayan bir insanın hiçbir hayati tehlikesi yok. Böbrek hastasının nakil olmadığı takdirde yaşaması 7 yıl. Özürlülere verilen haklar böbrek hastalarına da verilsin ki; bu insanlar hiç olmazsa ömürlerinin son 7 yılında eziyet çekmesin. Böbrek hastası sadece kendini düşünmek zorunda. Yiyeceğini düşünmek zorunda. İçeceği bir bardak suyun hesabını yapmak zorunda. Böbrek hastası haftanın 3 günü diyalize bağlanmak zorunda. 23 yıllık hayatımda, 500 günüm makineye bağlı geçti. Benim vücudumdan çekilen sıvı 15 ton. Benim her iki koluma şimdiye kadar 7 bin iğne takıldı." Fabrikaların ve diğer kurumların özürlü kadrosundan işçi alırken böbrek hastalarını tercih etmediğini de ifade eden Karaca, böbrek hastalarına iş imkanı sağlanmasını talep etti.
Salih Hamurcu
alinti : zaman gazetesi http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=620847


Gönderen fantastic, Salı, 14 Ekim 2008 06:37, Yorumlar(0), Hepsini Oku
İdrar yolu reflü'sü böbrekleri bitiriyor

'İdrar yolu reflü'sü böbrekleri bitiriyor

'Nasıl yani?' diye sormayın. Tıpkı midedeki gibi idrar yollarında da reflü oluyor. Bu doğumsal hastalık erken tedavi edilmezse özellikle kız çocuklarını diyalize bağlıyor.



Öyle hastalıklar var ki yaşanılan, insan başına gelmeden bunları bilemiyor. Çok tehlikeli, tehlikeli olduğu kadar da pek çok kişinin bilmediği bu hastalıklardan birisi de idrar yolu reflüsü... Doğumsal olan bu çocukluk çağı hastalığı, minik bedenleri küçük yaşta diyaliz makinesine bağlayabiliyor. Özellikle kız çocuklarında görülen idrar yolu reflüsünü İstanbul Hizmet Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Bilim Dalı Uzmanı Dr. Bilal Görçin'e sorduk. Dr. Görçin'in açıklamalarını mutlaka herkes, özellikle de anne-babalar okumalı...

YÜKSEK ATEŞE DİKKAT...

"İdrar yolu enfeksiyonlarının altında yatan nedenler mutlaka araştırılmalı. Çocukluk çağında ortaya çıkan idrar yolu iltihapları daha çok kız çocuklarında görülür. 1 aylık, 3 aylık, 1 yaş, 3 yaş dönemi çocuklarda, hele hele kız çocuklarında yılda 2-3 kere ateşli idrar yolu iltihabı yaşanıyorsa, 3- 4 yaşına geldiği halde hâlâ idrar kaçırıyorsa, bunların altında bir sebep aramak lazım. Çünkü çocuklarda bunun en sık sebebi tıp dilinde 'veziko ureteral reflü' dediğimiz idrar yolları reflüsüdür.

BÖBREĞE ZARAR
Tıpkı midedeki reflü gibi bir hastalıktır bu. Ancak burada idrar, idrar torbasından dışarı çıkacağına böbreklere doğru yukarı kaçar. Normalde idrar böbrekten aşağı idrar torbasına akar, oradan da işeme refleksiyle dışarı gider. Yukarı kaçmaz. Ama bu hastalıkta böbrekten akan idrar; idrar torbasına geliyor, orada birikiyor. O idrar torbasıyla böbrek arasında idrar yolunun birleştiği yerin gevşekliğinden veya hastalığından dolayı idrarın bir kısmı dışarı çıkacağına yukarıya kaçıyor. Bu tek taraflı da olabiliyor, iki taraflı da. Bunun da ilk belirtisi, çocuklarda sık idrar yolu iltihabı, idrar kaçırmadır. Eğer bu teşhis vaktinde konulup tedavi edilmezse çocuk, kalıcı böbrek hastası oluyor.

İŞ İŞTEN GEÇMEDEN BAKILMALI
İdrar yolları reflüsü doğumsaldır, sonradan ortaya çıkmaz. Bu hastalığın üzerine ısrarla gidiyorum; çünkü bizim diyaliz merkezimizde yaklaşık 30 tane çocukluk çağında böbrek yetmezliği meydana gelip de diyalize giren hastamız var. Şu an onlar 20-25 yaşlarında. Bunların yüzde 80 sebebi işte bu reflü. Eğer bu çocuklar vaktinde teşhis edilebilseydi şu an onlarda böbrek yetmezliği olmazdı, hayatlarını rahat rahat sürdürürlerdi. Ama bu durum herkeste böyle olacak diye bir şey yok. Bir kere idrar yolu iltihabı oldu diye bu tetkik yapılmaz. Israrla söylemek istediğim; çocukluk çağında, diyelim ki 5-7 yaş döneminde, senede 6-7 kere idrar yolu iltihabı oluyor, ateşli idrar yolu iltihabı geçiriyorsa veya altına kaçırıyorsa bu çocuklarda reflüyü aramak lazım. Reflünün teşhisinde ise önce bir ultrasonla, orada bir genişleme olup olmadığına bakıyoruz. Sonra da sondalı film çekiyoruz ve teşhis koyuyoruz. Kaçırmanın derecesine göre de hastayı takip ediyoruz. Zamanı geldiğinde de basit bir ameliyatla hastalığı önlüyoruz. Ama eğer önleyemezseniz, işte böbrek yetmezliği... Böbrek yetmezliği, bizim merkezimizde yatan çocuklarda 7, 10, 11 yaşında ortaya çıktı. 10 yıldır diyalize giren ve sebebi bu olan sadece bizim 10 hastamız var.

İKİ TARAFLI OLURSA TEHLİKELİ
Genelde hastalık iki taraflı olduğunda zarar veriyor böbreklere. Bir insanın iki böbreği, iki idrar borusu var. Bu kaçak tek böbrekte olursa, çok ciddi olmayabiliyor; çünkü öbür böbreği sağlam. Ama iki taraftan da kaçak varsa o zaman kötü. Her iki böbreği de bozulduğunda kişi diyalize giriyor. Tek böbreğe de büyük zarar veriyor ama tek böbreği alınanlara, diğer böbreği yeterli oluyor. Ama iki taraflı olup da tedavi edilmezse böbrek kaybına neden olabiliyor. Varsayalım ki; çocuk 10 yaşında ve ailesi fark edemedi durumunu. İki taraflı reflüsü var. Bu idrar kaça kaça her gün her defasında günden güne büyüyor. Önce idrar boruları genişliyor. Sonra böbreğe kaçak oluyor. Böbrekte kaçak olunca idrar yeterince boşalamıyor. Böbreğin içinde kalan idrar zamanla böbreğin et kısmını, fonksiyonlu çalışan kısmını öldürüyor. Sonuçta böbrek yetmezliği oluyor ve diyalize mecbur kalınıyor. O vakitten sonra ameliyat etseniz de bir işe yaramıyor; iş işten geçmiş oluyor.

TEŞHİSİ DE TEDAVİSİ DE KOLAY
Bu hastalığın gelişim süresi her hastada farklı oluyor. Benim 30 yıldır takip ettiğim tek taraflı hastalar da var, 5'inci yıl müdahale ettiğim hastalar da. Ama bunların hepsi kontrol altındadır. Ne zaman ki hastalık belli bir seviyeye geldi, o zaman ameliyat ediyoruz. Yani görür görmez, teşhis konulur konulmaz hemen ameliyat gerekmiyor. Çoğu zaman da takip yetiyor. 6 ay ya da 1 yıl süreyle antibiyotik tedavisi veriyoruz. Belli kriterleri uyguluyoruz. Ameliyat ise son derece basit; sadece orayı sıkıştırıyorsun bir daha idrar kaçmıyor. Ameliyatı ise o kaçışın derecesi belirliyor. 4'e kadar derecesi var. Biz onu filmlerle anlıyoruz. 4'e geldiğinde ameliyata başvuruyoruz. Önemli olan hastanın o seviyeye gelmemesi. İdrar yollarındaki reflünün teşhisini çocuk ürolojileri koyuyor, onlar karar veriyor. Yapılacak kontrollerle hem enfeksiyon önleniyor, hem de böbrekler kurtuluyor. Ameliyattan sonra ise oradaki kaçış yolu kapatıldığı için hastalığın bir daha tekrarlaması sözkonusu olmuyor. İlkokul döneminde çocuklardaki en önemli sorun idrarlarını tutmaları. Okul tuvaletlerini beğenmiyorlar, kendi evlerindeki tuvaleti arıyorlar. Sıkışıyorlar, 'eve gidip yapacağım' diye bekliyorlar. İdrar tutmak da çok zararlı. Bekleyen idrar, mesane içinde mikroplar için çok iyi bir üreme ortamıdır. Neden böbrekte az iltihap oluyor? Çünkü idrar doldu mu aşağıya akıyor. Ama ne zaman durağanlaşırsa o zaman sıkıntı başlıyor. Bunun için biz sık idrar yolu iltihabı geçiren çocuğa ısrarla bunu sorarız ve tuvaletini tutmamasını öneririz. Çünkü en pis tuvalet bile idrar tutmaktan daha iyidir. Böyle durumlarda anne-babayı çözüm bulmaları konusunda uyarırız. Bir şekilde çocuk tuvaletini yapmalı, tutmamalı. Bunlar basit şeyler ama sık sık olunca daha sonra önemli sıkıntılara yol açıyor. Bu durum aslında küçükbüyük herkes için geçerli. Mümkün olduğunca idrarınızı yapmalısınız. Çünkü sonrasında bir sürü hastalıklar geliyor.

BİZİM İNSANLARIMIZ SU İÇMİYOR!
İdrar yolları iltihabı olan çocuklara biz ısrarla bazı önerilerde bulunuruz. Mesela 'düşük bel giymeyin' deriz. Çorap giymiyorlar. Daha daha önemlisi su içmiyor çocuklarımız. İdrar yolları hastalıklarına karşı su içmek çok önemli. Bunun fizyolojisini anlatmaya çalışıyoruz . Bir insan su içiyor, bu su emiliyor, kanımıza karışıyor ondan sonra böbreğe gidiyor, süzülüyor, böbrekten de idrar oluyor, idrar böbrekte toplanıyor idrar yolundan idrar torbasına, buradan da dışarıya gidiyor. Bu akım ne kadar hızlı olursa orada ne mikrop üreyebilir tutunabilir ne taş olabilir ne de kum. Ama insanlar su içmiyorlar. Su içmeyince az idrar yapılıyor, az idrar demek koyu, yoğun idrar demek. Akım az oluyor. Dolayısıyla mikrop ve kum riski artıyor.

Hülya Balcı

alinti : http://www.takvim.com.tr/2008/01/12/pap107.html


Gönderen fantastic, Perşembe, 04 Eylül 2008 07:31, Yorumlar(1), Hepsini Oku
]Kan inceltici Heparin'e dikkat[

Kan inceltici Heparin'e dikkat



Kan inceltici Heparin'e dikkat
Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), pıhtılaşmaya karşı kan inceltici olarak kullanılan ve etkin hammaddesi Çin’de üretilen "Heparin" adlı ilacın, çok ciddi yan etkilerinin ortaya çıktığını bildirdi.

Çin’in Çangzu kentindeki tesislerde, etkin ham maddesi domuz bağırsağından üretilen ve Amerikan ilaç firması Baxter’ın geliştirdiği "Heparin"in araştırmalar sonucunda alerjik tipte yan etkilere neden olduğu belirtildi.

Heparin kullanan 4 hastanın ölmesinin ardından Baxter ilacın üretimini durdurdu. Heparin’in, mide bulantısı, kusma ve solunum güçlüğü gibi yan etkilere yol açtığı bildiriliyor. FDA müfettişleri, konuyla ilgili olarak pek rastlanmayan bir adım atarak, Çangzu kentindeki tesisleri inceledikten sonra, hazırlanan raporu kendi internnet sitesinde yayınladı. Rapora göre, Çinli üreticinin hijyenden, yetersiz denetime kadar birçok aksaklıkları bulunuyor. Ancak, söz konusu ciddi yan etkilere neyin yol açtığı henüz tespit edilemedi. FDA yetkililerine göre, her şey olası.

Not :Konusu gecen sadece baxter firmasina ait resimdeki heparindir


Gönderen fantastic, Çarşamba, 09 Nisan 2008 20:37, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Organ bağışı büyük sevaptır


SORU: Bir profesör, �organ nakli caiz değildir, almam da vermem de...� diye bir ifade kullanmıştı. Bunu savunurken de �organlarımız bize Allah tarafından verilen bir emanettir� demişti. Bana göre de emanettir ama bu emanetin toprağa gömülmesi yerine bir hastaya derman olması daha sevap değil mi? Ben böyle düşünüyorum. Sizin görüşünüz nedir? Bazı hocalar arasında bu konudaki fikir ayrılığı nereden kaynaklanıyor? İslâm, bu kadar zor bir din midir ki herkes başka fetva veriyor? (Aysel Artem)

CEVAP: O profesör ne derse desin, organ bağışı en sevap işlerden biridir. Bedenimiz ve organlarımız elbette Allah�ın emanetidir. Biz sağlığımızda bunları koruruz. Bu bizim görevimizdir. Ama öldükten sonra organların bir başkasında görev yapması daha iyi değil mi? Hatta koruma açısından düşünürseniz toprakta çürütmek yerine bir başkasında yaşatmak, emaneti daha çok koruma anlamına gelmez mi? Birtakım basit düşünceli insanlar hiçbir kanıta dayanmadan, kısır akıllarıyla dine haramlar sokup dini zorlaştırıyorlar. Din adamları arasındaki ayrılıklar vizyonsuzluktan kaynaklanıyor. Bilgi eksikliği insanları vizyonsuz yapar. Firdevsi�nin dediği gibi �Bilgili olan güçlü olur.� Kur�ân bazında düşünenler vizyonlu insanlardır.


Gönderen fantastic, Cumartesi, 16 Şubat 2008 08:53, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Diyaliz orucu kapıda! Böbrek Hastalarından Yetkililere Son İkaz !


Böbrek Hastalarından Yetkililere Son İkaz…
Beş bin üyeli Böbrek Hasta Haklarını Koruma ve Yardımlaşma Derneği (BÖHAK) önümüzdeki günlerde diyalizi reddederek ölüm eylemine hazırlanıyor! Ülkedeki organ nakli uygulamalarının yetersizliği ve yetkililerin duyarsızlığı nedeniyle yılda 10 bin hastanın hayatını kaybettiğini söyleyen dernek yetkilileri, başka çarelerinin kalmadığını söylüyor… Böyle devam ederse üç ay sonra diyaliz orucu başlayacak...

Eşiniz, çocuğunuz, anneniz, kardeşiniz ya da kuzeninizÇok sevdiğiniz bir yakınınız böbreklerinden rahatsız ve iyileşmesi için tek çare böbrek nakli! Ona böbreklerinizden birini verir miydiniz? Şüphesiz ki her insan bu ölüm kalım kararını vermeden önce detaylı bir araştırma yapmak ve düşünmek ister. Biz de ülkemizdeki organ nakli problemleriyle ilgili haberimizi hazırlarken, bir yandan bu sorunun peşine düştükBugün ülkemizde yakınlarından ya da kadavradan nakledilecek böbrekle sağlığına kavuşmayı bekleyen 42 bin hasta var. Başta söylemiştik ya ölüm kalım kararı diyeEvet, bu bir ölüm kalım meselesi! Ama böbreklerinden birini yakınına bağışlayacak olan için değil, böbrekleri iflas etmiş hasta için. Çünkü, tüm doktorların önemle vurguladığı bir gerçek var: Böbrek nakli yapılmazsa bu hastalar hayatlarını kaybedecek. Diyaliz tedavisinin hayat kurtarıcı olduğunu düşünüyorsanız, Memorial Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu'nun sözlerine kulak verin: "Diyalize girdiğinde hasta gençse ve başka bir sağlık sorunu yoksa, beş sene içinde hayatta kalma şansı yüzde 30'dur. Yaşlıysa ve diyabeti varsa bu oran yüzde 5-7'ye düşer. Yani, diyaliz tedavisi gören 100 genç hastanın 70'i beş yıl içinde yaşamını kaybeder." Ülkemizde kadavradan en fazla organ naklinin gerçekleştirildiği Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Alper Demirbaş da hasta yakınlarının böbrek bağışına teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. "Dünyanın hiçbir yerinde kadavra bağışıyla bu sorun çözülmez. Kadavra önemsizdir diye söylemiyorum, ama yasal çerçeve içinde canlı bağışı artırmalıyız." Peki, bir insan hayatını hem de sevdiğiniz bir insanın hayatını kurtaracağınızı bile bile neden bir böbreğinizi bağışlamazsınız? "Öyle yanlış inanışlar var ki" diyor Prof. Dr. Akbaş "böbreğini verdiğinde yarım adam olacağını, hatta çocuk sahibi olamayacağını düşünenlerle karşılaşıyoruz." Oysa hekimler, tek böbrekle yaşamanın sağlık açısından hiçbir risk taşımadığının garantisini veriyor. Dr. Burak Koçak konuya ilişkin araştırmalardan yola çıkarak durumu şöyle özetliyor: "Zaten çeşitli tetkikler sonucunda kişinin böbreğini verip veremeyeceğini tesbit ediyoruz. Verebilecek durumdaysa, operasyondan sonra her iki insan da hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor. Hatta araştırmalar canlı vericilerin normal popülasyona göre daha uzun yaşadıkları gösteriyor. Tek böbrekli olanlarla çift böbrek taşıyanların herhangi bir rahatsızlıkla karşılaşma riski de eşit." Ama ne yazık ki uzmanların bu açıklamaları da böbrek bağışıyla hayatları kurtulacak hastaların yakınları için yeterli olmuyor çoğu zaman. Öyle ki eşi dostu, kardeşi, rahatsızlığı öğrendiğinde hasta kişiye yüz çevirmeye başlıyor tek tek
Örneğin, BÖHAK Genel Başkan Yardımcısı Fatih Arıcı. Küçüklükten itibaren beş kardeşine de babalık yapan Arıcı, 2002'de böbreklerinin iflas ettiğini öğrendiğinde ne kadar yalnız olduğunu anlamış. "Hastalığımdan sonra değil bir böbreğini bağışlamak, hiçbir kardeşim kapımı çalmaz oldu" diyor. 2005'te kadavradan böbrek nakli yapılmasına rağmen Arıcı bugün dahi kardeşleriyle görüşmüyor. 5 bin üyeli BÖHAK'ın Genel Başkan Yardımcısı'na göre durumu bir istisna değil.

Ölüm eylemine üç ay kaldı!

Ülkemizde organ nakliyle yaşama dönmeyi bekleyen hastaların sorunları bununla da bitmiyor ne yazık ki! 2002'den bu yana böbrek hastalarının yaşamını kolaylaştırmak için aktif olarak çalışan BÖHAK yetkililerine bakılırsa, sorunlar düzelecek gibi de görünmüyor. Öyle ki panellerle, yayınlarla, ilgili kurumlardaki yetkililerle konuşmalarında seslerini duyurmaya çalışan dernek yönetimi bugünlerde son çare olarak ölümcül bir eylemin hazırlıklarını yürütüyor. Sorunlarını çözümlerle beraber son olarak Aralık 2006'da gerçekleştirdikleri panelle gündeme getiren ve bu panelin sonuçlarını da rapor halinde il sağlık müdürlüklerinden milletvekillerine kadar her ilgiliye sunan BÖHAK üyeleri üç ay içinde bir gelişme kaydedilmezse toplu halde diyalizi reddederek ölüme hazırlanıyor. Geçen hafta raporlar ülkenin dört bir yanına postalandı; ve geri sayım başladıKulağa çok ürkütücü de gelse dernek başkanı Vahap Acar kararlı görünüyor. "Çalışmalarımızı düzeyli, bilimsel, diyaloğa açık bir biçimde yürüttük" diyor Genel Başkan Acar. "Ancak henüz etkili çözümlerle karşılaşmadık. O halde biz de kamuoyunda büyük tepkiler yaratacak girişimlerde bulunmalıyız. Bu şekilde zaten her gün birkaçımız ölüyor, ama karar vericilerin umurunda bile değil. Biz de toplu halde diyalize girmeyerek kitlelerin önünde ölelim. Belki o zaman bazı kararlar alınır da bizden sonrakiler yaşar."

Parası olmayana nakil yok
Bakanlık yetkililerinden doktorlara herkes bugüne kadar bu kanayan yaranın en önemli nedeninin yetersiz organ bağışı olduğunu dile getiriyordu. Oysa başta BÖHAK yönetimi olmak üzere konuştuğumuz uzmanlar, soruna çok daha farklı bir perspektifle yaklaşmak gerektiğini vurguluyor. Vahap Acar'a göre "Organ bağışı hayat kurtarır" sloganıyla topluma yönelik ne kadar kampanya yapılırsa yapılsın, sonuç her zaman başarısızlık olacak. Ülkemizde organ nakliyle hayatı kurtulacak böbrek hastalarının sayısının 42 bin olduğunu ve her yıl 10 bin kişinin yaşamını kaybettiğini belirten Acar, bu kayıpları durdurmak için üç temel uygulamanın derhal hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor: "İlk olarak devlet organ nakli politikası ve sosyal güvenlik kurumlarında organ nakli düzenlemeleri oluşturulmalı. İkincisi organ nakli merkezlerine düşen görevler tam anlamıyla yerine getirilmeli. Son olarak halkın bilinçlenmesi için çalışmalar yürütülmeli. Ne var ki herkes bu son ayağa yükleniyor. Güya kampanya yapılıyor ama bu çözümler suni!" Acar, şu anki devlet politikasının diyaliz sektörüne yaradığını düşünüyor. "Doktoru da, yatırımcısı da, hemşiresi de, ilaç firması da herkes diyaliz sektöründe çalışmak istiyor. Haklılar, şu şartlarda organ nakli ünitesi hiç cazip değil ki. Gece gündüz çalışıp didinenler de hiçbir şekilde karşılığını görmüyor!"
Prof. Dr. Kalayoğlu da ülkemizde kadavradan organ bağışı yapılması için öncelikle yoğun bakımlarda beyin ölümü tespiti gerektiğini hatırlatıyor. "Ama koordinasyon yok. Organ nakli merkezlerinin yoğun bakımlarla sürekli haberleşmesi gerekir. Sonra kalbi atar durumda tutmak çok meşakkatli bir iş. Doktor da insan! Bu işi yapmak için maddi manevi ödüllendirilmesi gerekir." Öte yandan, organ nakli için sosyal güvenlik kurumlarının ödediği paket birim fiyatı sadece 8 bin YTL. "Bu meblağ ameliyat maliyetini bile karşılamıyor. Hastanın böbreğini bağışlayacak bir yakını olsa bile organ merkezine gittiğinde ekstra istenen ücretlerle cebelleşiyor. Bugün, organ nakli yaptıracak hastadan istenen fiyat, devletin ödediğinin dışında en az 20 bin YTL. Parası yoksa, hasta nakil yaptıramıyor" diyor Vahap Acar. Organ nakil merkezleri de bu ücreti talep etmek zorunda olduklarını, yoksa hastanenin zarar ettiğini belirtiyor. Prof. Dr. Alper Demirbaş'a göre devletin karşıladığı nakil paket birim fiyatı 20 bin YTL'ye çıkarılsa bir yılda yapılan nakiller en az üç kat artacak. "Ülkede gizli bir el yeterince böbrek nakli yapılmasın diye uğraşıyor sanki. Devlet bu ameliyatın masrafını ödemiyor. Yerine göre tüm ekip hastanede kalıyor ama bir ek gelir yok. Böyle giderse 2010'da elimizde 70 bin kronik böbrek hastası olacak ve bütçedeki kayıp 3 milyar doları bulacak. Ne devlet bütçesi bunu karşılayabilir, ne diyaliz firmaları bundan kâr edebilir."

GençTürk Haber
08 Nisan 2007 00:51


Gönderen fantastic, Pazartesi, 26 Kasım 2007 06:40, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Üyemiz Gülsen'e Doğum Günü Hediyesi

Beklediği karaciğere doğum gününde kavuştu

08 Kasım 2007 Perşembe

İZMİR - İstanbul’da 4 yıldan bu yana karaciğer yetmezliği çeken ve hastalığının son aşamasına gelen 32 yaşındaki Çevre Mühendisi Gülşen Uslu, doğum gününde yapılan nakille, trafik kazasında ölen 16 yaşındaki gencin karaciğeriyle sağlığına kavuştu. 4 yıldan beri siroza bağlı karaciğer yetmezliği çektiğini dile getiren Gülşen Uslu, sirozun sebebinin ise tıbben bilinemediğini söyledi. Hastalığın son aşamasına geldiği ve acil organ nakli olması gerektiğinin söylenmesi üzerine İstanbul, İzmir ve Antalya’daki organ nakil merkezlerine kaydını yaptırdığını belirten Uslu, uzun süre bekleyişin ardından İzmir’den mutlu haberin geldiğini kaydetti.

En büyük armağan
İstanbul’daki evlerinde, doğum günü olan 31 Ekimde yakınlarının kendisini neşelendirmek için doğum günü partisi düzenlediğini söyleyen Uslu, “Sağlımızın bozuk olması sebebiyle bu sürprize sevinemedim. Bu sırada eşim telefonla aradı ve bana doğum günü hediyesi vereceğini söyledi. Hediye istemediğimi söyleyince, ‘Bu sana Allah’ın bir hediyesi. Organ bağışlanmış, hemen İzmir’e gitmemiz gerekiyor’ dedi. Kulaklarıma inanamadım. Mutluluktan ne yapacağımı bilemedim. Apar topar İzmir’e geldik ve aynı akşam ameliyata girdim. Başarılı bir nakil oldu. 6 yaşındaki oğlum Ege’nin beni hasta görerek üzülmesini istemediğim için ameliyatın ardından 1 gün bile kalmadan yoğun bakım ünitesinden çıktım. Sağlığım çok şükür iyi. Organlarını bağışlayan aileden Allah razı olsun. Bana en büyük hediyeyi verdiler” dedi.

‘Son anda nakil gerçekleşti’
Nakil operasyonunu gerçekleştiren Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Astarcıoğlu, “Uslu için aradığımız grup, çok zor karaciğer doku grubuydu. Uslu’ya trafik kazasında hayatını kaybeden bir gencin ailesi tarafından bağışlanan karaciğeri başarıyla naklettik. Biraz daha geç kalınsa hastamız yaşama şansı bulamayabilirdi” diye konuştu.

Tüm gencdiyaliz Ailesi adina Gülsen'e gecmis olsun diliyoruz




Gönderen admin, Pazar, 18 Kasım 2007 03:29, Yorumlar(1), Hepsini Oku
EGE YAŞAMAK İÇİN ORGAN NAKLİ BEKLİYOR

65 Gündür Yoğun Bakımda Yaşam Mücadelesi Veren 2,5 Aylık Bebek için Bağırsak Nakli Yapılması Gerekiyor


[/SIZE]
Doğduktan 8 gün sonra aşırı kusma nedeniyle hastaneye kaldırılan ve 65 gündür yoğun bakımda tedavi gören Ege Mahir Yıldız isimli bebeğin hayata tutunabilmesi bağırsak nakli yapılması gerekiyor. İnce bağırsağının tamamı, kalın bağırsağının da yarısı çürüdüğü için alınan Ege'nin iyileşebilmesi için ailesi uygun donörün bulunması için umutla ve dua ederek bekliyor.

Doğduktan 8 gün sonra aşırı kusma nedeniyle hastaneye kaldırılan ve 65 gündür yoğun bakımda tedavi gören Ege Mahir Yıldız isimli bebeğin hayata tutunabilmesi bağırsak nakli yapılması gerekiyor. İnce bağırsağının tamamı, kalın bağırsağının da yarısı çürüdüğü için alınan Ege'nin iyileşebilmesi için ailesi uygun donörün bulunması için umutla ve dua ederek bekliyor.

İstanbul'da öğretmenlik yapan Ümit Fikret Yıldız ve Gamze Yıldız çifti, 1 Eylül 2007 tarihinde dünyaya gelen ve Ege Mahir ismini verdikleri çocuklarını, aşırı kusma şikayeti ile İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi'ne götürdü. Ege Mahir, 9 Eylül'den bu yana tam 65 gündür hastanede yoğun bakımda tedavi görüyor. Minik bebeğin bu süre zarfında iki kez kalbi durdu, böbrek, solunum ve karaciğer problemi yaşadı.


Oğlunun sağlığına ilişkin Cihan muhabirinin sorularını cevaplayan baba Ümit Fikret Yıldız, "Ege Mahir'i, 9 Eylül'de aşırı kusma nedeniyle İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesine getirdik. O günden beri bebek yeni doğan yoğun bakımda tedavi altında tutuluyor." dedi. Bu süre içinde bebeğin solunum, karaciğer ve böbrekle ilgili sorunlar yaşadığını kaydeden Yıldız, iki kez de kalbi duran Ege Mahir'e yapılan operasyonda bağırsaklarının yüzde 95'inin çürüdüğünün anlaşıldığını ve bunun üzerine ince bağırsağının tamamı ile kalın bağırsağının yarısının alındığını dile getirdi.

-BABA YILDIZ, UYGUN BAĞIRSAK İÇİN VATANDAŞLARDAN YARDIM İSTEDİ-

Şu an damardan beslenen bebekleri için bir umut ışığı doğduğunu ve uygun donör bulunması halinde kendisine İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ince bağırsak nakil yapılacağını kaydeden Yıldız, duyarlı vatandaşlardan yardım istedi. Ümit Yıldız, kendi imkanları ile nakle uygun donörler bulduklarını fakat ailelerin organ bağışına yanaşmadıklarını söyleyerek üzüntüsünü dile getirdi. Ege bebek için 0-9 yaş ve 0 Rh(+) kan grubu olan donör aradıklarını belirten Yıldız, "Bir can kaybederken neden bir can kazanmayalım." diyerek vatandaşları organ nakli konusunda duyarlı davranmaya çağırdı. Baba Yıldız, gerçekleşmesi halinde bu naklin Türkiye'de bir ilk olacağını ifade etti. Yıldız, doktorlardan aldıkları bilgiye göre bu nakil daha önce bir bebeğe yapılmamış.


-ANNE DUA İSTİYOR-

Anne Gamze Yıldız ise yoğun bakımda olan bebeğinin yanından ayrılmazken vatandaşlardan dua istedi. İnternette bir dua forumuna mesaj bırakan anne Yıldız, "Şu anda çok daraldım ve sizleri buldum. 12 günlük bebeğim Ege Mahir yoğun bakımda direnmeye çalışıyor. N'olur yavruma duanızı esirgemeyin" şeklindeki talebi kimi vatandaşlarca karşılık buldu. Bir vatandaş bu mesajın altına, "Allah evladına acil şifalar nasip etsin. Şifa Allahu tealadandır. Bizler de dualarımıza aldık seni ve evladını inşallah" mesajı yazarak karşılık verdi. (Cihan Haber Ajansı) 11.11.2007

Ege Mahir, bundan tam 67 gün önce çok sağlıklı bir bebek olarak dünyaya geldi. Birkaç gün sonra aşırı kusma nedeniyle hastaneye kaldırılan minik Mahir'in 2 kez kalbi durdu. Yoğun bakımda tedavi altına alınan Ege Mahir'in, karaciğer ve böbrekleri de iflas etti.

Damardan besleniyor...
Yapılan tetkikler sonucunda, talihsiz çocuğun bağırsaklarının yüzde 95'inin çürüdüğü anlaşıldı. Kalın bağırsağının yarısı alınarak damardan beslenen ve halen yoğun bakımda bulunan Ege Mahir, eğer kendisi gibi küçük bir bebekten bağırsak nakli yapılırsa yaşayacak.

Onun adı mucize

Doktorların 'Yaşaması mucize' dediği Ege Mahir, 67 gündür kendisine uygun ince bağırsak bulunması için bekliyor. Talihsiz bebeğin sergilediği yaşam mücadelesi, herkesi şaşırtıyor....

Doktorların "Mucize Bebek" adını verdikleri Ege Mahir'in 66 gündür verdiği hayat mücadelesi, devam ediyor. Ümit-Gamze Yıldız çiftinin bebeği Ege, 67 gündür yoğun bakımda kalıyor. Ege Mahir'in bu süre içinde 2 kez kalbi durdu. Yapılan tetkiklerde ise talihsiz bebeğin bağırsaklarının yüzde 95'inin çürük olduğu tespit edildi.

Damardan besin...
Bunun üzerine, Ege Mahir'in ince bağırsağının tamamı ile kalın bağırsağının yarısı alındı. Şu anda damardan beslenen bebek için tek umut ışığı ise bir donörden alınacak kendisine uygun ince bağırsak... Ancak bugüne kadar uygun bağırsak bulunamadı.

'Cana can katın'

Buna rağmen minik Ege Mahir yaşama sımsıkı sarıldı. Bebeğinin yaşaması için dua eden anne Gamze Yıldız ise "Küçücük bir hayat yardımınızı bekliyor, lütfen yardım edin. Şimdi cana can katma zamanıdır" diye feryat ediyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Ünitesi'nde tedavi gören bebek, hayırseverlerden gelecek müjdeli bir haber bekliyor.

Takvim


Gönderen admin, Çarşamba, 14 Kasım 2007 20:16, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Organ bağışının tüm yönlerini Abbas Güçlü ile Genç Bakış&#8217; ta anlatıyor

"GENÇ BAKIŞ KÜRSÜSÜ" çözüm üreten, konuşan ve bilgili gençleri bekliyor.

A. Güçlü İle Genç Bakış
07.11.2007 Çarşamba 00:15


Organ nakli ile ikinci hayatlarına merhaba diyenler, uzman isimler “Organ bağışının” tüm yönlerini Abbas Güçlü ile Genç Bakış’ ta anlatıyor...


Günümüzde bilimin ulaştığı yüksek düzeyin bir sonucu olarak, birçok sağlık problemi çözüme ulaştı. Sürekli gelişim gösteren tıp dünyasının en büyük devrimlerinden biri olan organ nakli milyonlarca insana yeniden yaşam şansı veriyor.

Türkiye’ de de sağlık sorunlarının başında tedavisi sadece organ nakli ile mümkün olan hastalıklar gelirken organ bağışı, nakil için bekleyen hastalara umut ışığı oluyor.

Yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşmak için uygun organ bekleyen onbinlerce insanının umudu olan organ bağışı ise hala bir bilinmeyen olarak toplumda tartılışılıyor…

Organ naklinin tıbbi, sosyal ve psikolojik sonuçları neler?

Organ nakli yapan kurumlar hangileri?

Organ nakli için aranan şartlar neler?

Organ bağışı dinen caiz mi?

Hangi organların nakli yapılabilir?

Organ naklinin hukuki boyutu nedir?


Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş, İstanbul İl Sağlık Müdürü Mehmet Bakar, Memorial Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Merkezi Başkanı Münci Kalayoğlu, Sağlık Bakanlığı Koordinatörler Kurulu Başkanı Op. Dr. Ata Bozoklar, bir kazada kaybettiği oğlunun organlarını bağışlayan Tiyatro Sanatçısı Selçuk Uluergüven, Özel Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Doç. Dr. Serdar Kaçar,Doç.Dr. Aydın Dalgıç, İnönü Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Doç. Dr. Fazıl Tuncay Aki, Çukurova Üniversitesi Anabilim Dalı Prof.Dr. Uğur Erken Genç Bakış’ ta anlatıyor…


Mehmet Haberal


Süleyman Ateş


Münci Kalayoğlu


Selçuk Uluergüven




Abbas Güçlü ile Genç Bakış 7 Kasım Çarşamba gecesi Siyami Ersek Hastanesi’nden canlı yayınla Kanal D’ de…



Başvuru için:
gencbakis@kanald.com.tr

Konu, konuk ve çeşitli önerileriniz için irtibat numaramız:
0 212 413 52 99


Gönderen admin, Çarşamba, 07 Kasım 2007 20:58, Yorumlar(0), Hepsini Oku
ÇARESİZLİK SİTE KURDURDU

Samsun'da 26 yaşındaki böbrek hastası Fatih Bolat kendisi gibi organ bekleyen böbrek hastalarının..
21 Ekim 2007 Pazar 12:30
Samsun'da 26 yaşındaki böbrek hastası Fatih Bolat kendisi gibi organ bekleyen böbrek hastalarının sesini duyurmak için internet sitesi kurdu


Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Onkoloji ve Hemodiyaliz Merkezinde haftanın 3 günü diyaliz makinesine bağlanan evli ve bir çocuk babası Bolat, www.gencyorumdiyaliz.net ve wwww.samsungencyorumdiyaliz.tr.gg isimli iki internet adresi ile kendisi gibi böbrek hastalarına ulaşarak, böbrek hastalığı konusunda bilgi veriyor.

ORGAN NAKLİ GEREKİYOR
Bolat, kendisine böbrek yetmezliği teşhisinin bir yıl önce konulduğunu söyledi. "Mide bulantısı, halsizlik gibi şikayetlerim vardı ama böbreklerimden hiç şüphelenmemiştim. Doktora geldiğimde ise artık çok geçti. İki böbreğim de iflas etmişti" diyen Bolat, 3 ay hastanede yattığını ve şimdi diyaliz makinesi sayesinde hayatını sürdürdüğünü anlattı. Yaşayabilmesi için mutlaka organ nakli olması gerektiğini söyleyen Bolat, hastalanınca organ bağışının önemini anladığını ve bunu tüm insanlara duyurabilmek için internet sitesi kurduğunu belirtti.

YAŞAMAK İSTİYORUZ

İnternet sitesini hazırlarken kendisi gibi böbrek hastası olan bir arkadaşından yardım aldığını belirten Bolat, oluşturdukları forumda 200 kişiye ulaştıklarını ve kendi aralarında bir sohbet ortamı kurarak her gün hastalıkları hakkında, yaşadıkları deneyimler hakkında dertleştiklerini söyledi. Bunun kendilerine adeta terapi gibi geldiğini ifade eden Bolat, "Bir insan tüm organları çalışmayı durdurduğunda ölmüş olur. Oysa organları bağışlanan kişi mantıksal olarak ölmüş sayılmaz. Bir parçası hala hayattadır. Ve onun sayesinde de başka insanlar, onların sevdikleri can bulur. Bunu insanlara anlatmak istiyoruz. Kendini bilmez birileri çıkıp ''organ bağışlamak caiz değildir'' dediğinde kaç kişinin yaşama şansını da elinden alındığının farkında değil. Peki hangisi günah. Bunu sorgulamak lazım. Biz yaşamak istiyoruz ve ''umuda yelken açın'' diye sesleniyoruz" dedi.

MEDYA İNSANLARIN SESİ OLMALI
Türkiye'de organ beklemenin piyangodan para çıkmasını beklemek gibi bir şey olduğunu vurgulayan Bolat, yakınlarının kendisine böbrek vermek için gerekli tahlilleri yaptırdıklarını, kadavradan organ bulunamazsa, yakınlarının böbreğinin uyması için dua edeceğini söyledi. Hastalanmadan önce muhasebecilik yapan ve bugünlerde malulen emekli olabilmek için işlemlerini sürdüren Bolat, bundan sonraki hayatını organ bağışının yaygınlaştırılması için adayacağını kaydetti. Televizyonların destek verdiği kampanyaların çok geniş kitlelere ulaştığının altını çizen Bolat, medyanın organ bağışı bekleyen insanların sesi olmasını istedi.
http://www.halkgazetesi.com.tr/news_detail.php?id=7028

Bizde tüm gencdiyaliz ailesi ve diyaliz hastaları olarak moderatorumuz Fatih'i destekliyoruz


Gönderen admin, Pazar, 21 Ekim 2007 23:31, Yorumlar(0), Hepsini Oku
İzmir Organ Nakli Kuyruğu

HAYATA BAĞIŞ


İzmir Organ Nakli Kuyruğu





Devletin bu yıl organ nakli için verdiği desteği
yüzde 100'e yakın artırması ve İzmir Özel Kent Hastanesi'nin organ nakli için
fiyat farkı almaması, hastaların organ nakli kuyruğu oluşturmasına neden
oldu.

Kent Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Serdar
Kaçar, 15 Haziran'dan bu yana organ nakli yaptırmak isteyen ve canlı vericisi
olan hastalardan fiyat farkı almadıklarını söyledi.

Böbrek hastalarının
bir an önce ayağa kalkarak sağlığına kavuşması için böyle bir karar aldıklarını
belirten Kaçar, bu uygulama sayesinde birçok hastanın organ nakli için
kendilerine başvurduğunu dile getirdi.

Bir hastanın herhangi bir
hastanede organ nakli olması için 3-4 aylık bir süre geçtiğini, bu işlemlerin
kendi hastanelerinde 3-4 gün içinde halledildiği bilgisini veren Kaçar, İzmir
dışındaki hastalarla telefonla irtibat kurduklarını, bazı tahlilleri
fakslattırdıklarını ve kısa sürede nakil operasyonunu gerçekleştirdiklerini
belirtti.

15 günde 11 nakil

Doç. Dr. Kaçar,
"Devlet organ nakline ödediği parayı bu yıl yüzde yüze yakın oranda artırdı.
Daha önce devlet organ nakli için 8 bin YTL destek veriyordu rakam bu yıl 15
YTL'ye çıktı. Bir anlamda devlet organ naklini özendiriyor" dedi.

"Biz
de hastaların sağlığına kavuşması için daha fazla ne yapabiliriz diye düşündük
ve canlı vericisi olan hastalardan fiyat farkı almamaya karar verdik" diyen
Kaçar, "Bu fiyat farkları başka hastanelerde 10 ile 25 bin YTL arasında
değişiyor. Hastanemizin bu uygulamasıyla birlikte hastaların organ nakli için
talebi arttı. Kent Hastanesi'nde ocak-haziran dönemi arasında canlı vericiden 11
organ nakli gerçekleştirmiştik. Son 15 günde 11 nakil yaptık. Yani 7 aylık nakil
sayısı kadar iki haftada nakil gerçekleştirdik. 7-8 hasta da sırada bekliyor.
Amacımız yıl boyunca her gün bir nakil gerçekleştirmek" diye konuştu.


Doç. Dr. Kaçar, şu anda İstanbul, Eskişehir, Kütahya, Muğla, Konya gibi
illerden gelen hastaların nakil için sıra beklediklerini söyledi.




Gönderen admin, Pazartesi, 24 Eylül 2007 00:21, Yorumlar(0), Hepsini Oku
600 YTL'lik diyaliz rezaleti















600 YTL'lik diyaliz rezaleti









ECZACILAR ile
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında imzalanan ve 1 Temmuz'dan
itibaren yürürlüğe giren protokol, diyaliz hastalarının hayatlarını
riske soktu. Daha önce belirli hastanelerde satılan ve ödeme kolaylığı
sağlanan periton diyaliz setlerinin yeni sözleşmeyle çok sayıda
eczanede satılmaya başlanması nedeniyle, hastalar artık bu setleri
peşin para ile almak zorunda kalıyor. Ancak 600 YTL'ye ulaşan bedeli
birçok hasta ödeyemiyor.

'ÖLMEK İSTEMİYORUM'
SADECE
İzmir'de
evde diyaliz yapan 350 böbrek hastası var. Bunlardan biri de Sinem
Korkmaz (16). Böbrek yetmezliğinden ölen babasının emekli maaşıyla
geçindiklerini belirten Korkmaz, "Set parasını ödeyemiyoruz. Beni
birkaç gün daha idare edecek setim kaldı. Diyalize giremezsem ölürüm"
dedi.




Erkan DOĞAN (MERKEZ)
kaynak: http://www.takvim.com.tr/2007/07/20/gnc145.html


Gönderen admin, Pazar, 29 Temmuz 2007 03:14, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Böbrek nakli yüzde 200 arttı


11.07.2007 .
Böbrek nakli yüzde 200 arttı
KONYA
(İHA) - Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Genel Cerrahi
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Erikoğlu, ABD'nin milyonda 25,
Avrupa ülkelerinde ise milyonda 20 kişinin organ bağışında bulunduğunu
belirterek, Türkiye'de bu rakamın milyonda 2 olduğunu söyledi.

Türkiye'de
son 6 ayda yüzde 200 oranında organ bağışında artış olduğunu kaydeden
SÜ Meram Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet
Erikoğlu, ABD milyonda 25, Avrupa ülkelerinde 20, Türkiye'de ise 2 kişi
organ bağışında bulunuyor. Dünyada en iyi organ bağışı İspanya'da
yapılıyor. İspanya'da bu rakam milyonda 40'dır. Biz İspanya'yı 20 kat
gerisinden takip ediyoruz. Ama son 6 ayda Türkiye'de organ bağışında
bir kıpırdanma yaşandı. Özellikle yaygın ve yerel basının bu konuda
etkili olduğunu düşünüyorum. Konya'da bile ilk 6 ayda 6 kadavradan 5
tane de canlıdan olmak üzere 11 organ nakli yaptık. Kadavradan normalde
yılda 1 tane nakil yapabilirken, şuana kadar 6 tane yapmamız bizim için
sevindirici oldu. Tüm Türkiye'de geçen yıl kadavradan 300 civarında
nakil yapılmıştı, 2007'nin ilk 6 ayında bu rakam iki kat artarak 600
civarında nakil yapıldı. Yıl sonuna kadar bu şekilde devam ederse bu
rakam daha da fazla artacak. Bir de böbrek naklinin maliyeti 20 bin
dolar civarında, fakat 1yıllık diyaliz maliyeti 25 bin dolar
civarındadır. Böbrek nakliyle aileler hem kendi hem de ülke bütçelerine
de katkı sağlıyor. Çünkü şuanda Türkiye'de 40 bin böbrek hastası var,
15 bini böbrek nakli bekliyor. Fakat bu 15 bin hastadan yılda 600'üne
böbrek nakli yapılıyor. Son olarak Sağlık Bakanlığı'nda bir toplantıya
katılarak organ bekleyen hastalara organ dağıtımının daha adaletli
şekilde yapılması sağlanacak tedbirler de alındı" dedi.

Konya'nın
Beyşehir ilçesinde yaşayan ve 9 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle her
gün 10 kilometre yol katederek diyalize giren Aysel Erol'a, Malatya'da
geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybeden Dilek Dağlı'nın (36)
böbreği nakledildi.

SÜ Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi
Genel Cerrahi Öğretim Üyesi ve Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şakir Tavlı ile
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Erikoğlu'nun girdiği organ nakli ameliyatı
yaklaşık 3 saat sürdü. Başarılı geçen operasyon sonucu Aysel Erol'a
böbrek nakledildi. Kendisinin yıllardır böbrek yetmezliği nedeniyle
diyalize girdiğini kaydeden Erol, "Şuanda çok mutluyum. Benim gibi tüm
hastaların böbrek nakli olarak hayata tekrar bağlanmasını istiyorum.
Herkes organ bağışında bulunmalıdır" dedi.
Aysel Erol'un eşi Ahmet
Erol ise, "9 yıldır böbrek yetmezliği çeken eşimle her gün 10 kilometre
yol gidiyorduk. Eşim bir kez böbrek nakli için Antalya'ya gitmişti
fakat dokuları uygun çıkmadı, geri döndük. Şimdi Konya'da böyle bir
fırsat çıktı çok mutluyuz" şeklinde konuştu.

Ameliyatın
başarılı geçtiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Erikoğlu, "Hastamız birkaç
gün gözlemde tutulduktan sonra taburcu olacak. Nakil çok başarılı
geçti. Şuanda 11'inci nakilimizi gerçekleştirdik" diyerek sözlerini
tamamladı.



Gönderen admin, Perşembe, 12 Temmuz 2007 19:01, Yorumlar(0), Hepsini Oku
9. organ nakli kongresi başlıyor

9. organ nakli kongresi başlıyor
ANKARA (ANKA)- Türkiye Organ Nakli 9'uncu Kongresi yarın Ankara'da başlıyor. Kongreye organ naklinin duayeni ve dünyaca ünlü bilim adamı 80 yaşındaki Prof.Dr. Thomas Earl Starzl de katılacak.

Başkent Üniversitesi ile Türkiye Organ Nakli Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği 9. Türkiye Organ Nakli Kongresi yarın saat 10.00'da Başkent Üniversitesi Bağlıca Kampüsü'nde başlayacak. 3 gün sürecek olan Kongre'nin açılış konuşmasını Başkent Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof.Dr. Mehmet Haberal yapacak. Kongre'de ayrıca 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve organ nakline destek veren Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da birer konuşma yapacak.

Organ nakli konusunda uluslararası başarıya imza atmış ünlü uzmanların bir araya geleceği Kongre'ye dünyanın ilk karaciğer organ naklini gerçekleştiren Prof.Dr. Thomas Earl Starzl de davet edildi. Organ naklinin duayeni 1926 ABD doğumlu olan Prof. Starzl, kendi adına verilen ödülü de açıklayarak sahibine verecek.
Bu arada organ nakli ve transplantasyonunu alanında çeşitli başarılara imza atan ünlü bilim adamları da ödüllendirilecek. Kongre, Bağlıca Kampüsü'ndeki ilk günün ardından Kızılcahamam Patalya Termal Resort Hotel'de devam edecek.
alinti : www.mynet.com



Gönderen admin, Perşembe, 05 Temmuz 2007 07:59, Yorumlar(0), Hepsini Oku
"Organlarınızı bağışlayın" çağrısı


"Organlarınızı bağışlayın" çağrısı
ANKARA (ANKA)- Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, vatandaşlara organlarını bağışlayın çağrısında bulunurken, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ise, organ bağışında dinen bir sakınca olmadığını kaydetti.

Türkiye Organ Nakli Derneği 9'uncu Kongresi Başkent Üniversitesi'nde başladı. Kongreye 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ve dünyada ilk karaciğer naklini gerçekleştiren Thomas Earl Starzl da katıldı. Kongrenin açılışında konuşan Süleyman Demirel, insanlığın hizmetinde bulunmanın insanın en önemli görevi olduğunu söyleyerek, doktorların bu konudaki çabalarını takdir ettiğini belirtti. Organ naklinin 40 yıllık bir geçmişi olduğunu belirten Demirel vatandaşlara, “Gelin fevkalade değerli organlarınızı bağışlayın. Organlarınızı bağışlamada biraz daha cömert olun” diye seslendi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ise Türkiye'de organ bağışının dini yönünün sürekli konuşulduğunu belirterek, organ bağışının dinen herhangi bir engelinin olmadığını tek engelin zihinlerde olduğunu kaydetti. Bardakoğlu, organ bağışının dini kaynaklarda, dinen uygun ve caiz olduğuna dair bilgi aramak yerine herhangi bir sakıncasının olup olmadığını araştırılması gerektiğini kaydetti. Bardakoğlu, “Tıp alanını düzenleyen bir din düşünsenize, eğer öyle yaparsak dini anlamamış oluruz. İşin açıkçası hala Türkiye'ye yabancı ülkelerden organ geldiğini öğrenince çok utandım. Organ bağışında töresel takıntılarımız dini öğretiler gibi gösterilmemeli” dedi.

Başkent Üniversite Rektörü ve Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof.Dr. Mehmet Haberal, organ nakli yasasını çıkaran tüm siyasilere teşekkür ederken, bu konuya destek veren Süleyman Demirel'e de minnettarlığını bildirdi. Çok sayıda hasta olduğunu ancak yeterli organ bulunmadığını kaydeden Haberal, “Umuyorum ki yeteri kadar kronik organ hastası organlarına kavuşacak” dedi. Haberal, organ naklinin Türkiye'de çok başarılı bir biçimde yürüdüğünü de sözlerine ekledi.

Tıptaki başarılarından dolayı Fatih Boyvat'a Hassan Argani'ye Barry D Kahan'a, Nadey S Hakim'e, Mustafa Al-Mousawi'e ve Richard L Simmons'a ödül verildi. Ayrıca Süleyman Demirel, dünyada 1967 yılında ilk karaciğer naklini gerçekleştiren Thomas Earl Starzl'a ödül verdi ve cubbe giydirdi. Starzl bugünden itibaren Başkent Üniversitesi'nin fahri doktoru oldu.

Ödülünü alan Starzl, bunun çok büyük bir sürpriz olduğunu belirterek, bugünü unutulmaz kılacak olanın da bu sürpriz olduğun belirtti.
kaynak : www.mynet.com


Gönderen admin, Çarşamba, 04 Temmuz 2007 20:34, Yorumlar(0), Hepsini Oku
2 Sayfalar 1 2 


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

Gencdiyaliz Sitesi para kazanmak için kurulmuş ticari kaygılarla yapılmış bir site Değildir,Tamamiyle türkiyede organ bağışını çoğaltmak ve bizler gibi ülkemizdeki Diyaliz hastalarına Destek olmak için açılmıştır,Ana misyonumuz paylasimdir,sitedeki bütün materyaller izin alınmak yada kaynak göstermek suretiyle kullanima aciktir. Sitemizde verilen bilgiler tedavi amaçlı değildir,doktor tavsiye yerine geçmez.
 

MKPortal Türkiye


MKPortal M1.1.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.07352 saniyede 66 sorguyla oluşturuldu