">
Haberler

Haberler->Sağlık   
Türkiyede Bir İlk !


Vajinadan böbrek nakli yapıldı


Acıbadem Sağlık Grubu
International Hospital Genel Cerrahi ve Organ Nakli Merkezi Başkanı
Prof. Dr. Alihan Gürkan ve ekibi, Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi.




"Doğal Açıklık Cerrahisi" olarak adlandırılan NOTES yöntemiyle annenin böbreği vajinadan çıkartılarak kızına nakledildi.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, dünyada 2 yıldır uygulanan "Doğal Açıklık Cerrahisi (NOTES)" yöntemi Türkiye'de ilk olarak 35 yaşındaki Ayşe Bulut'a uygulandı.

Anneden
vajinal yolla çıkarılan böbreği, Ayşe Bulut'un 7 yaşındaki kızı
Merve'ye nakleden Acıbadem Sağlık Grubu International Hospital Genel
Cerrahi ve Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan da, bu
operasyonun Türk tıp tarihinde bir ilk olduğunu belirterek, şunları dile getirdi: "Bir şey çıkartmak için neden vücudu keselim? Bu yöntemle vajina ile
rahmin yerleştiği yerdeki yumuşak dokuda 2-3 santimetrelik bir kesi
yapıyor ve böbreğe buradan erişip vajina kanalından dışarı çıkarıyoruz.
Vericinin vücudunda kesik oluşmuyor ve iyileşme çok hızlı sağlanıyor. Bu yöntemle dalağı, safra kesesini ya da istenen her
organı rahatlıkla çıkartabiliyoruz." Prof. Dr. Gürkan, operasyonun
dünyadaki örneklerine de dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bu yöntemle
ilk operasyon ABD'de yapıldı. ABD'deki bu ameliyat 3 saat sürdü. Böbrek
3 dakika boyunca oksijensiz kaldı. 5 dakikadan fazla
böbrek oksijensiz kalırsa yaşayamıyor. Merve'nin ameliyatı ise 2 saat
30 dakika sürdü. Böbrek 2 dakika 30 saniye oksijensiz kaldı. Merve'in
işlevini yitiren 3 santimetrelik böbreğinin yerine takılan böbrek 10
santimetre. Merve'nin iç organlarını yerine iterek böbreği
yerleştirdik." Organ bağışı Organ bağışlayan insanların, bir hayat
bağışladıklarını ifade eden Prof. Dr. Gürkan, bu kişiler için en iyi
yöntemi sunmak istediklerini belirtti. Prof. Dr. Gürkan, şunları
kaydetti: "Onlar bir hayat bağışlıyorlar, biz de ekip olarak onlara tıbbın en son,
en konforlu olanaklarını sunmak istiyoruz. Bu bütün modern organ nakli
merkezlerinin canlı vericilere karşı olan borcudur. Ayşe Bulut'un
böbreğini çıkarırken kullandığımız yöntem de, cerrahi de tıbbın son
noktası. Türk insanına da bu konforu yaşatmak istedik. Bir
ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz." Ayşe Bulut da, hayatının en
anlamlı Anneler Günü'nü yaşadığını belirterek, duygularını şöyle ifade
etti: "Kızım 7 yıl önce doğdu diyordum ama artık, onu bir kez daha
doğurdum diyorum. Sanki kızımı ikinci kez dünyaya getirdim. Benden
çıkarılan böbrekle onun hayatına sağlıklı devam etmesi benim için
dünyalara bedel. Yaşadığımız tüm acılar geride kaldı. Artık
benim kızım da arkadaşlarıyla gönlünce koşup oynayabilecek. Onun
yeniden hayata dönüşü, hayatım boyunca alabileceğim en güzel Anneler
Günü hediyesi oldu." 







Gönderen fantastic, Pazartesi, 14 May 2012 18:04, Yorumlar(0), Hepsini Oku
45 bin hasta hakkını aradı

45 bin hasta hakkını aradı
Ankara (AA)- Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerindeki hasta hakları birimlerine Ocak-Ağustos 2007 döneminde toplam 44 bin 987 başvuru yapıldığı, başvurulardan 8 bin 779'unun hasta hakları kurullarında görüşülerek karara bağlandığı, 36 bin 208'inin ise yerinde çözümlendiği bildirildi.

Bakanlığa bağlı hasta hakları birimlerine bu yılın ilk 8 ayı içinde toplam 44 bin 987 başvuru yapıldı. Başvurulardan 8 bin 779'u hasta hakları kurullarında görüşülerek karara bağlandı.Hasta hakları kurullarında görüşülüp karara bağlanan başvurulardan yüzde 54'ü için ''hasta hakları ihlali yok'', yüzde 13'ü için ''hasta hakları
ihlali var'' yönünde karar çıktı. Başvuruların yüzde 6'sı için ''sistemden kaynaklanan sorun'', yüzde 4'ü için ''teknik konu'', yüzde 3'ü için ''adli konu'', yüzde 5'i için ''hazırlık aşamasında'', yüzde 3'ü için ''kurulda'' ve yüzde 12'si için de ''kapsam dışı'' kararı alındı. Başvurulardan 36 bin 208'i ise yerinde çözümlendi.

Hasta hakları birimlerine yapılan başvuruların yüzde 45'i ''hizmetten genel olarak faydalanamamaktan'' yakınıyor. Başvuruların yüzde 27'sini ''saygınlık ve rahatlık görememe'', yüzde 6'sını ''bilgilendirilmeme'', yüzde 1'ini ''başvuru ve dava edememe'', yüzde 1'ini ''güvenliğin sağlanamaması'', yüzde 1'ini ''mahremiyete uyulmama'', yüzde 1'ini ''sağlık personelini seçme'' ve yüzde 18'ini de diğer şikayetler oluşturuyor.

Başvurular içinde yüzde 61 oranında hekimler, hekimler içinde de yüzde 37 oranında uzman hekimler hakkında ve yüzde 39 oranında diğer sağlık çalışanları hakkında şikayette bulunuldu.

-Başvurular internetle yapılabilir-

Sağlık alanındaki yeniliklerle beraber artık hemen hemen bütün hastanelerde ''Hasta Hakları'' birimleri mevcut. Hasta hakları birimleri, bütün bu şikayetlerle ilgileniyor ve sorunları yerinde çözümlemeye çalışıyor. Ancak tıbbi zarar ve ticari çıkar gibi durumlarla Disiplin Şubesi ilgileniyor ve durum hukuki boyut kazanıyor. Disiplin
Şubesi, olayla ilgili soruşturma başlatarak araştırma ve inceleme süresi sonrasında gerekli cezayı veriyor.

Türkiye genelindeki başvuruların kaydı internet ortamında yapılıyor. Hasta hakkı ihlaline uğrayan vatandaşlar, internetten http://www.saglik.gov.tr/sbhastahaklari/sikayet.aspx adresinden başvuruda bulunabiliyorlar.


Gönderen admin, Çarşamba, 24 Ekim 2007 18:47, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Yaşını büyüttü, ama annesini kurtaramadı

Yaşını büyüttü, ama annesini kurtaramadı


Arzu ÇETİK/İZMİR (DHA)



Yozgatlı
Pınar Gürkan'ın karaciğerinden bir parça vererek annesi Döndü Metin'i
hayata döndürme çabası, yaşını büyütmesine rağmen yetmedi.




İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi
Hastanesi'nde 2 aydır 18 yaşını doldurma koşulunu yerine getirmek ve
annesine karaciğer verebilmek için çırpınan Pınar Gürkan, tam yaş
sorununu çözdüğünde, annesinin ölüm haberiyle yıkıldı.

PINAR
Gürkan'ın annesini yaşatmak için verdiği inanılmaz mücadelede her şey,
10 Ocak Cumartesi gecesi Kanal D Ana Haber Bülteni'nde yer alan bir
haberle başladı. DHA'nın haberinde, Güzel ve Yılmaz Ceylan çiftinin
karaciğer nakliyle doğan arkadaşlığının evlilikle sonuçlanması
anlatılıyordu. Haber, Yozgat'ta oturan ve televizyonda haberleri
izleyen Pınar ile organ nakli için bekleyen emekli sağlık memuru 52
yaşındaki annesi Döndü Metin için umut oldu. Canlıdan canlıya
nakillerin DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde başarıyla yapıldığını
öğrenen 17 yaşındaki Pınar Gürkan, eşinden ayrılmış olan annesini kendi
karaciğeriyle hayata döndürme kararı verdi.

Pınar, hiç vakit
kaybetmeden annesini İzmir'e getirdi. 13 Ocak Salı günü hastaneye
yatırılıp tüm tetkikleri yapılan anne kızın, nakil için uygun olduğuna
karar verildi. Operasyonu gerçekleştirecek ekipler, hazırlıklarını
sürdürürken, o ana kadar akla gelmeyen bir sorun ortaya çıktı. 2238
Sayılı Organ Nakli Yasası'nın 5'inci maddesine göre 18 yaşından
küçüklerin organ bağışında bulunması yasaktı ve 12 Temmuz 1986 doğumlu
Pınar'ın 18 yaşını doldurmasına daha 6 ay vardı.

CİĞERDE ENFEKSİYON

Annesinin
bu kadar zamanı olmadığını bilen Pınar, bu kez yaşını büyütmek için
mücadeleye başladı. Hastaneden kemik yaşının büyük olduğuna dair rapor
alan Pınar Gürkan, Yozgat Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ‘yaş düzeltme'
davası açtı. Mahkeme, 10 Mart günü verdiği kararda Pınar'ın yaşını
büyüttü. Karar örneğiyle İzmir'deki hastaneye koşan Pınar Gürkan,
annesinin akciğerlerinin enfeksiyon kapması nedeniyle naklin bir süre
ertelendiğini öğrendi. Ancak tedavisinin ardından nakil bekleyen Döndü
Metin 23 Mart'ta yoğun bakımda yaşam mücadelesini kaybetti.

Pınar Gürkan, gözyaşları arasında şunları söyledi:

‘Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde kadavradan karaciğer nakli için sıraya
girdik. Ama bir türlü çıkmıyordu. Televizyonda aşık olduğu Güzel'e
karaciğerini verdikten sonra evlenen Yılmaz Ceylan'ın öyküsünü
izlediğimde inanamadım. O ana kadar canlıdan canlıya karaciğer nakli
yapılabildiğini bilmiyorduk. Operasyonun İzmir'de yapıldığını öğrenince
hiç vakit kaybetmeden yola çıktık. Olmadı. Annemi kaybettim. Keşke
birkaç ay önce bunu öğrenebilseydik.'

1500 karaciğere ihtiyacımız var

DEÜ
Tıp Fakültesi Hemodiyaliz ve Transplantasyon Enstitüsü Müdürü Prof. Dr.
İbrahim Astarcıoğlu, Türkiye'de 2003 rakamlarıyla kadavradan 85
karaciğer nakli olduğunu belirtti. Prof. Dr. Astarcıoğlu, şunları
söyledi:

‘Canlı verici sayısı ise 95'te kaldı. Geçen yıl toplam
180 karaciğer nakli gerçekleştirildi. Oysa karaciğerde yıllık nakil
ihtiyacı 1500. Pınar çok mücadele verdi. 18 yaşını doldurduğuna dair
mahkeme kararı aldı. Ancak artık çok geçti. Çünkü annesinin sağlığı çok
bozulduğundan nakil yapılamaz duruma geldi. Eğer İzmir'e ilk geldikleri
günlerde yaşında sorun çıkmasaydı, riskli bile olsa ameliyat olurdu. Bu
olay insanlara ders olsun. Canlı verici olmaya çekinmesinler. Bu
durumda aile içindeki bireyler daha duyarlı olsun' dedi.

Başarı oranı yüzde 80

Dokuz
Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi
Hemodiyaliz ve Transplantasyon Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim
Astarcıoğlu, başarı konusunda şunları söyledi:

‘Canlıdan canlıya
parça karaciğer nakli, kadavradan yapılan bütün karaciğer naklinden 5-6
misli daha zor. Fakat, canlıdan canlıya yapılan nakiller daha iyi sonuç
verebiliyor. Bunun nedeni ise canlıdan alınan parça karaciğerin daha
kaliteli olması. Kadavradan yapılan nakillerde beyin ölümü
gerçekleştiği için bazı parametrelerde düşük değerler görülüyor. Son
iki yılda Türkiye'de canlıdan canlıya yapılan nakillerde sağ kalım
oranı yüzde 80'in üzerinde olarak tespit edildi.'
<!-- docid= 214821-->


Gönderen admin, Perşembe, 10 May 2007 08:10, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Kadavra donör sayısı artıyor tessekurler cnn : )

"Kadavra donör sayısı artıyor"


İstanbul İl Sağlık Müdür Vekili Mehmet
Bakar, İstanbul'da 2006'da tüm yıl boyunca 25 olan kadavra donör
sayısının, bu yılın ilk 3 ayında 18'e yükseldiğini bildirdi.

Bakar,
yaptığı yazılı açıklamada, tedavisi sadece organ nakliyle gerçekleşen
hastalıkların, Türkiye'nin en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu
kaydetti.

Bu konuda müdürlük nezdinde önemli organizasyon ve
faaliyetler yürütüldüğünü belirten Bakar, 14 Ekim 2006'da, her yıl bir
Avrupa ülkesinde kutlanmakta olan ''Avrupa Organ Bağışı Günü''nün
8'incisine ev sahipliği yapıldığını hatırlattı.

Bakar, bu
organizasyon sonrası gönüllü organ bağışı bilincinin oluşturularak,
kadavradan organ naklini artırmak amacıyla müdürlük, ilçe sağlık grup
başkanlıkları ve sağlık ocaklarında ''Organ Bağışı Birimleri''
oluşturulduğunu ve ''Organ Bağışı Sorumluları'' belirlendiğini ifade
etti.

Aynı şekilde devlet hastanelerinin birçoğunda da benzer
birim ve sorumluların belirlenmesiyle bu alandaki faaliyetlerin hız
kazandığını kaydeden Bakar, ''İlimizde nihai olarak tüm resmi ve özel
sağlık kuruluşlarında bu yapılanmanın sağlanması planlanmaktadır''
dedi.

Sağlık grup başkanlıklarının organ bağışını artırmaya
yönelik düzenledikleri kampanyalarla, 2006 yılının son 3 ayında 2 bin
687 gönüllü organ bağışı gerçekleştiğine işaret eden Bakar, bu yılın
ilk 2 ayında da bu sayının 3 bin 954'e ulaştığını bildirdi.

Kadavradan
organ nakli sayısının artışını sağlamak amacıyla, ventilatörlü yoğun
bakım yatağına sahip 18 devlet hastanesinde organ nakli koordinatörleri
belirlendiğini ve bu hastanelerin tümünde ''Beyin Ölümü Tespit
Kurulları'' oluşturulduğunu kaydeden Bakar, ilde ventilatörlü yoğun
bakım yatağına sahip tüm özel hastanelerin bu sisteme dahil edilmesi
sürecinin devam ettiğini belirtti.

Bakar, 14 Ekim 2006
tarihinden bugüne kadar İstanbul'da gerek organ bağışına bakış açısı,
gerekse kadavradan donör sayılarının artışı yönünde önemli gelişmeler
sağlandığını bildirdi.

Mehmet Bakar, İstanbul'da 2006 yılında
tüm yıl boyunca 25 olan kadavra donör sayısı, bu yılın ilk 3 ayında
18'e yükseldiğini, 2007 yılı ve sonrası organ bağışı konusunda Türkiye
adına önder bir yapılanma ve gelişme sağlanması hedeflendiğini
belirtti.

tüm diyaliz ve organ bekleyen insanlar adina tesekkurler cnn turk
alinti : cnnturk.com


Gönderen admin, Salı, 03 Nisan 2007 03:54, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Hayata Bağış Devam Ediyor





ÖNCELİK NAKİL Mİ, OTOPSİ Mİ?

Öldürülen bir kişinin organlarını, savcıyı beklemeden nakleden doktorlar hakkında soruşturma açılmasına izin.






ORGANLARIYLA HAYAT VERECEK

Antalya'nın Alanya İlçesinde, motosikletin çarptığı 19 yaşındaki Meryem Er'in organları bağışlandı.






5 GÜNDE 4 KARACİĞER NAKLİ

İzmir'de 5 günde biri kadavradan, 3'ü canlıdan olmak üzere peş peşe 4 karaciğer nakli gerçekleştirildi.






ORGANLARI DÖRT BİR YANA

Konya'da geçirdiği kazada beyin ölümü gerçekleşen Aykut Meşe'nin organları dört bir yana umut oldu






ORGAN BAĞIŞI GEREKLİ

Sağlık Bakanlığı Böbrek Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, organ bağışının gerekliliğini anlattı.






TÜRKİYE'DE ORGAN BAĞIŞI

Organ bağışı konusunda en duyarlı il İzmir. İstanbul ise nüfusu İzmir'in üç katı olmasına rağmen ikinci.






EFSANELER - GERÇEKLER

Şehir efsaneleri ve boş inançların doğru karar almanızı engellemesine izin vermeyin...





Gönderen admin, Cuma, 09 Mart 2007 21:11, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Organlarınızı bağışlamanız yeterli değil! Aile Onayı Şart


Organlarınızı bağışlamanız yeterli değil! Aile Onayı Şart

Üstünüzden ‘organ bağış kartı’ çıksa bile, yakınlarınızın o acılı anda karşı çıkması durumunda organlarınız kullanılamıyor
06.03.2007

Memorial Hastanesi Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, dün ’Her beyin ölümü gerçekleşen hastanın organları nakil için kullanılamıyor. Hatta ölen hasta buna izin vermiş olsa bile’ demiş, nedenlerden biri olan bürokratik engeller üzerinde durmuştu. Bugün, bir diğer neden olan aile onayıyla ilgili konuşmaya devam ediyoruz.

Eşinize, evladınıza vasiyet edin!

* Hocam ailemizi ikna etmek için ne yapmamız gerekiyor?
En doğrusu organ bağışlama arzunuzu söylemek. Yakınlarınıza vasiyet edeceksiniz. Eşinize, kardeşinize, annenize, babanıza, çocuğunuza diyeceksiniz ki, ’Ben ölürsem, eğer beyin ölümüm olursa organlarımı bağışlayın.’ En güzeli bu. Çünkü bizim kanunlarımıza göre, siz ne yaparsanız yapın, noterden tasdikli ‘Organlarımı bağışlıyorum’ diye kağıt da imzalasanız, biz sizin ailenizin onayı olmadan organlarınızı alamayız.

* Yani ben ne kadar istersem isteyeyim ailemin onayı olmazsa olmuyor...
Evet. Pek çok başka ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de, beyin ölümü durumunda, doktorlar organ bağışı için ailenin rızasını arıyor. Yani üstünüzden organ bağış kartı çıksa bile, yakınlarınızın, o acılı anda karşı çıkması durumunda, doktorlar organlarınızı alamıyor. Kısacası bağışınız işlerlik kazanmıyor. Ancak anneniz, babanız, eşiniz ‘olur’ derse organlarınızı alabiliyoruz.

* O zaman onları sağken ikna etmemiz lazım...
Evet. Diyeceksiniz ki, ‘Ben inanıyorum ki beyin ölümü gerçek ölümdür. Benim organlarımı bağışlayın.’

Organ bağışını sofranızda konuşun

* Aslında dün de konuştuğumuz gibi ailelerin de kafasında hep bir kuşku var. ‘Ya beyin ölümü gerçekleşmeden organlar alınırsa?’ diye... Eşini, çocuğunu kaybeden biri hiçbir vicdani rahatsızlık duymadan, gönül rahatlığıyla organlarını bağışlayabilir mi?
Zaten bütün problem bu. İçleri rahat olsun. Şimdi bizim ülkemizde maalesef yeterince organ bağışı yok. Niye yok? Çünkü böyle bir olay olduğunda, beyin ölümü olduğunda siz daha evvel beyin ölümü mefhumunu duymamışsınız. Daima aklınızda bir ‘Acaba?’ var. ‘Acaba beyin ölümü gerçek ölüm mü?’, ‘Acaba organlarım ben ölmeden alınır mı?’ gibi... Ailenizle, kocanızla, annenizle, babanızla, arkadaşlarınızla, evladınızla bunları konuşmamışsınız. Çünkü organ transplantasyonu sizin evinize, sofranıza hiç gelmemiş, konuşulmamış şimdiye kadar. Ta ki başınıza bir böbrek hastalığı gelmiş, ta ki bir büyüğünüz kalp hastalığından ölmüş, ‘Acaba organ nakli olsaydı kurtulur muydu?’ diye konuşmuşsunuz. Ama artık durum değişti. Artık Türkiye’de biz bu işleri yapabiliyoruz. Çok da iyi yapıyoruz. Sonuçlarımız da çok iyi. Organ nakli en az yurt dışındakiler kadar güzel yapılabiliyor... Sizin en sevdiğiniz kişi aniden ölmüş, siz orada onun acısını düşünüyorsunuz, birisi de gelip diyor ki size, ’Organ bağışı için bize izin verir misiniz?’ Daha önce hiç böyle bir şey düşünmediniz ki? Tepkiniz ne olur? ‘Hadi canım sen de, ben şimdi bu halde, bu acıyla onu düşünecek durumda mıyım?’ Bu yüzden öncesinde mutlaka konuşmalı, tartışmalısınız.

Kimler organlarını bağışlayabilir?

* Peki organlarını bağışlamak isteyenlerde ne gibi şartlar aranıyor?
18 veya üstünde yaşta olup akli dengesi yerinde olan herkes, Sağlık Müdürlükleri veya hastanelere başvurarak, beklenmedik ölümleri halinde organlarını bağışladıklarına dair bir belgeyi iki tanık önünde doldurup, doku ve organ bağış belgesi alabilir. Organ bağışı için sanıldığı gibi uzun bir bürokratik işleme gerek yok... Organ bağış senedi imzalandıktan sonra organ bağış belgesi dolduruluyor ve bağış yapan kişiye veriliyor.

* Ya vazgeçersem peki?
Size verilen o bağış belgesini yanınızda taşımıyorsunuz. Ailenize de diyorsunuz ki, ’Ben vazgeçtim, sakın organlarımı bağışlamayın.’ Vazgeçmek de bu kadar basit.

‘76 yaşındaki insanın bile organları işe yarar’

* Bir insanın organları kaç yaşına kadar işe yarar hocam?
Her insanın organı işe yarar. Ona doktor olarak biz karar veriyoruz. Beyin ölümü olduktan sonra, aile onay veriyor, kişinin karaciğer fonksiyonlarına bakıyoruz, böbrek fonksiyonlarına bakıyoruz, yaşına bakıyoruz, hangi hastalıktan ölmüş ona bakıyoruz... Mesela kanserden ölmüş bir insanın organlarını almayız. Ama beyin kanseri varsa, beyin tümörü varsa alırız. Çünkü beyin tümörleri vücudun başka yerlerine yayılmazlar genellikle. Ama genellikle diyorum bakın... O yüzden onların organlarını alabilir ve kullanabiliriz. Ama kanserli hastaların organları olmaz. Vücudunda yaygın enfenksiyonu, iltihabı olan kişilerin organlarını da almıyoruz.

Üç günlük bebekten nakil!

* Neden ötürü yaygın iltihap olabilir?
Yaygın karın içi zarı iltihabı veya kuduz hastalığı vardır mesela... Ben 76 yaşında beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişinin karaciğerini kullandım. 74 yaşındaki birinin de böbreklerini kullandım.

* Oysa çoğu insan, ‘Ben zaten yaşlandım. Artık organlarım işe yaramaz’ diye düşünüyor...
Kesinlikle yanlış. Ayrıca 3 günlük bebeğin karaciğerini de kullandım.

* Üç günlük bebeğin başka hangi organları kullanılabilir hocam?
Böbreği kullanılır, kalbi kullanılır. Herşeyi kullanılır. O kadar kalp hastalığıyla doğan, doğumsal kalp hastalığı olan bebek var ki! Kalbi delik olan, kalp damarları yanlış yerlerden çıkmış olan, kalbinin üç-beş yeri birden delik olan çocuklara, yeni doğan bir bebeğin kalbi takılırsa tamamen normal hayatlarına dönebiliyorlar...

* Türkiye’de çocuklarda organ nakli yapılabiliyor mu?
Çok az. Benim esas branşım çocuk cerrahisi. Yani ben hem çocuk cerrahı hem de transplant cerrahıyım. İnşallah, Memorial’da çok sayıda çocuğa da organ transplantasyonu yapacağız. Böbrek transplantasyonu, karaciğer transplantasyonu, bağırsak transplantasyonu... Ekibimiz tamam.
Alıntı : www.vatanim.com.t
Haber: Mine ŞENOCAKLI


Gönderen admin, Salı, 06 Mart 2007 19:55, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ölüm ile yaşam arasında geçen 24 saat


Ölüm ile yaşam arasında geçen 24 saat
ANTALYA (İHA) - Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde yaşayan ve doktorların "karaciğer nakli yapılmaz ise 24 saat içerisinde ölür" dediği 16 yaşındaki Muhammed Özen, İzmir'den bulunan karaciğerin nakledilmesiyle hayata döndürüldü. Özen'in nakli için gerekli olan 25 ünite kan için ise hastaneye yaklaşık 300 donör başvuruda bulundu.

Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde yaşayan ve Anadolu Lisesi 1'inci sınıf öğrencisi Muhammed Özen (16), yaklaşık 1 ay önce aniden rahatsızlanınca Manavgat Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Bir süre Manavgat Devlet Hastanesi'nde tedavi gören Onur Özen ardından önce Atatürk Devlet Hastanesi'ne, buradan da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Akdeniz Üniversitesi'nde tedaviye alınan Özen'İn karaciğerinin işlevini görmediği tespit edildi. Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Ünitesi Başkanı Doç. Dr. Alper Demirbaş'ın kendilerine oğullarının 24 saat içerisinde karaciğer nakli yapılmaz ise öleceğini söylediğini belirten ve Side Belediyesi'nde kaynakçılık yapan Baba Hasan Hüseyin Özen, "Doktor Alper Demirbaş bize organ nakli yapılmaz ise oğlumuzun 24 saat içerisinde öleceğini söyleyince dünyam başıma yıkıldı. Doktor Bey'e hemen benim karaciğerimi almalarını söyledim. Yapılan tahliller sonrasında hem benim hem de eşim Emine Özen'in karaciğerleri oğlumuza uyumlu çıktı. Bu sırada oğlum komaya girdi. Benim karaciğerim eşime göre biraz daha fazla uyumlu çıkınca ben ameliyat için hazırlık yapmaya başladım. Bu sırada İzmir'de yüksek tansiyon hastalığından ölen bir kişinin karaciğeri oğluma tam uyumlu çıktığını öğrendik" dedi.

- KAN VERMEK İÇİN 300 KİŞİ BAŞVURDU

Doktorların ameliyat için 55 ünite kana ihtiyaç olduğunu kendilerine söylediğini belirten Baba Özen, "Tıp Fakültesi'nde 30 ünite kan olduğunu öğrendik. Geriye kalan 25 ünite kan içinde Kızılay'a başvurdum. Ancak onlar bir ünite kan için 100 YTL istediler. Bende üzerimde 2 bin 500 YTL para olmadığını ve gerekirse senet yapabileceklerini söyledim. Kızılay ise bana peşin para olmadan kan veremeyeceklerini söylediler. Ben de hemen Side Belediyesi'ni arayarak kana ihtiyaç olduğunu anons ettirdim. Yerel televizyonlardan da alt yazı geçirttirdim. Yaklaşık 2 saat içerisinde aralarında Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin de bulunduğu yaklaşık 300 kişi hastaneye kan vermek için başvurdu. Toplam 70 ünite kan alındı. Kan da bulunduktan sonra oğlum başarılı geçen bir ameliyat sonrasında sağlığına kavuştu. Bize kan vermek için yardıma koşan herkese çok teşekkür ediyorum. 24 saatlik yaşam mücadelesinden biz galip çıktık" ifadelerini kullandı.

Oğlunun ölümden döndüğünü söyleyen anne Emine Özen, "Oğlum deyim yerinde ise direkten döndü. Herkes oğlumun yaşamasının mucize olduğunu söylüyordu. Bu mucizeyi biz gerçekleştirdik İki duyguyu bir anda yaşadık" şeklinde konuştu.

Öte yandan konuşmakta güçlük çeken ve hayati tehlikeyi atlattığı öğrenilen Muhammed Özen ise, "Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum" dedi.


Gönderen admin, Salı, 06 Mart 2007 17:28, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Baba ile oğulun böbrek kaderi


Edremitli Ekrem Yavuz (48) ve oğlu Ömer Yavuz'un (10) kaderi böbrek naklinde birleşti. Diyalize bağlı olarak yaşamını sürdüren baba-oğulun sağlıklarına kavuşmaları ancak kadavradan bulunacak uygun böbrekler ile mümkün olacak. 6 yıldır diyalize bağlı olarak yaşamını sürdürdüğünü belirten 23 yıllık evli ve tek çocuk babası Ekrem Yavuz, "İlk teşhis Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde kondu. O tarihten bu yana değişik merkezlerde diyalize girerek tedavi görüyorum. 6 yıldır uygun böbrek bekliyorum. Ailede hiç kimsenin uymadığı için tek şansımız kadavradan bulunacak uygun organ" dedi.
Oğlu Ömer'e de 5 yıl önce böbrek yetmezliği teşhisi konduğunu ve son 2 aydır diyaliz tedavisine girdiğini belirten baba Yavuz, "Benim kan grubum uyduğu halde kendim böbrek hastası olduğum için oğluma yardımcı olamıyorum. Eğer ben sağlıklı olsaydım benden yapılacak nakil ile oğlum sağlığına kavuşabilecekti. Şimdi bu şansı yok ne yazık ki... Oğlumun da sağlığına kavuşması ancak uygun organ bulunması ile mümkün" diye konuştu.





Gönderen admin, Salı, 06 Mart 2007 17:25, Yorumlar(0), Hepsini Oku
21 saatte 3 kalp nakli yapıldı














Birçok hasta organ nakli için sırada bekliyor





Ege Üniversitesi (EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 21 saatte 3 kalp nakli yapıldı.

Gaziantep,
İstanbul ve İzmir'de intihar eden 3 kişinin bağışlanan kalplerinin
nakledildiği Hale Erdem (17), Mustafa Kaya (51) ve Hüseyin Güçlü (42),
gözlerini farklı bir şekilde açtı.
 
Yoğun bakım ünitesinde hayata 'el sallayan' hastaların, yarın normal odaya çıkarılacağı açıklandı.
 

Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Yoğun
Bakım Ünitesi'nde gözlem altında olan Kaya ile Güçlü'nün beslenmesine
doktorlar yardım ederken, 17 yaşındaki Erdem'e üniteye özel giysilerle
alınan nişanlısı Sabri Kaya destek veriyor.
 
Hastaların genel
durumunun iyi olduğunu belirten EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve
Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Özbaran,
perşembe gecesi Gaziantep'te beyin ölümü gerçekleşen 25 yaşındaki Uğur
Keser'in bağışlanan kalbiyle başlayan maratonun, cuma günü İstanbul ve
İzmir'deki iki kişiden bağışlanan kalplerle devam ettiğini ve ertesi
gün sabaha karşı 03.00'da yapılan 3 nakille sona erdiğini anlattı.
 
51
yaşındaki Mustafa Kaya'ya daha önceden Almanya'da kalp cihaz desteğinin
bağlandığını bu kişiye yapılan nakille kalbinin sağlıklı bir şekilde
atmaya başladığını belirten Özbaran, ''Hastaların durumu gayet
sağlıklı, yarın normal servise çıkartmayı planlıyoruz'' dedi.
 
''Hale uğurlu geldi''
 
Türkiye'nin
önde gelen kalp nakil merkezlerinin başında geldiğini belirttiği EÜ Tıp
Fakültesi Hastanesi'nde 2007 yılında henüz bir nakil yapmamışken,
Hale'nin uğur getirdiğini kaydeden Prof. Dr. Özbaran, bunun iki nakille
daha devam ettiğini belirtti.
 
Prof. Dr. Özbaran, ''Daha önce arka arkaya iki kalp takmıştık ama ilk kez üç oluyor. Dünyada da çok örneği yoktur bunun'' dedi.
 
Prof.
Dr. Özbaran, Sağlık Bakanlığı'nın son dönemde organ bağışıyla ilgili
yaptığı yoğun çalışmaların ve basının desteğinin organ bağışını
artırdığına dikkat çekti.
 
CNN TÜRK'ten hayata bağış

Türkiye'de 44 bin kişi organ nakli için bekliyor. Her yıl ortalama 8 bin kişi listeye ekleniyor.
 
2006
yılında tam 7 bin kişi organ nakli sırasını beklerken hayatını
kaybetti. 2006 yılında hastanelerde sadece 143 organ bağışı gerçekleşti.
 
CNN
TÜRK, Türkiye’nin en az konuşulan, en ciddi sağlık sorunlarından birini
kamuoyu gündemine getirmek ve bu çok hassas konuda kamuoyunun en
yetkili kişiler tarafından bilgilendirilmesini için 'Hayata Bağış'
kampanyasını başlattı. 
          
Hayata Bağış kampanyası Sağlık
Bakanlığı’nın işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Sağlık Bakanlığı, Alo
Sağlık Bilgi Hattı 184’ü, bu konuda bilgi almak isteyenlere, 7 gün 24
saat hizmet vermek üzere hazırlıyor.
 
Hayata Bağış kampanyası ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayın.



Gönderen admin, Cuma, 23 Şubat 2007 10:06, Yorumlar(0), Hepsini Oku
23 yıldır Böbrek Bekliyor

23 Yıldır Böbrek Nakli Bekliyor












Türkiye'de birçok kişi organ bağışı için bekliyor





Böbrekleri çalışmadığı için 23 yıldan bu
yana diyalize girerek yaşamını sürdüren ve böbrek nakli çabaları 4 kez
olumsuzlukla sonuçlanan Necmettin Karaca, Organ naklinden de umudum
yok'' dedi.

Adapazarı'na bağlı Çökekler köyünde yaşayan
Karaca, uzun yıllar böbrek hastalığıyla mücadele eden biri olarak,
ümidini yitirmek üzere olduğunu belirtti.
 
48 yaşındaki Karaca,
23 senede 4 kez organ nakli umudu doğduğunu, hepsinin başarısızlıkla
sonuçlandığını kaydederek, ''Benim kadar uzun süre diyalize bağlı
yaşayan var mıdır bilmiyorum ama artık peşini bıraktım" dedi.

Binlerce
böbrek hastasının tek çaresinin, organ bağışlama bilincinin artmasına
bağlı olduğunu dile getiren Karaca, ''Organ naklinin artması için,
organ bağışı sistemini tersine döndürerek, bağışlayanın değil,
bağışlamayanların, bildirimde bulunması ve bu konuda yasal düzenlemeye
gidilmesi gerekiyor" dedi.
 
Aksi taktirde, bunun her yıl yedi
bin kişinin ölmeye devam edeceği bir hastalık olarak süreceğini
söyleyen Karaca, "Artık sadece bizi ve hayatımızı değil, yakınlarımızın
da hayatını zehir ettiğimizi herkesin bilmesini isterim'' şeklinde
konuştu. 
 
23 senede 4 böbrek girişimi de yarım kaldı
 
Karaca, İlk böbrek nakli girişiminin, dokusu uyuşan annesinden nakledilecek böbrekle başladığını ifade etti.
 
Necmettin Karaca bütün hazırlıkların ardından son anda ortaya çıkan sarılık hastalığı nedeniyle gerçekleşmediğini kaydetti.
 
Karaca, ''Doktorların
'doku uyuşmaz' dediği eşimin testleri olumlu çıktı. Yüzde yüz dokumuz
uydu. 'Akrabalık bağınız olmadığı halde dokunuzun uyması bir mucize'
dediler. Nakil hazırlıkları başladı. Ancak son testte eşimin
böbreklerinden birinin yüzde 25 daha az çalıştığı ortaya çıktı. Nakil
ümidim bu sefer de yarıda kaldı'' dedi.  
 
Daha sonra,
İstanbul'da iki kez kadavradan sıraya girdiği böbrek nakli girişiminin
de gerçekleşemediğini bildiren Karaca, ''Aradan birkaç yıl daha geçti.
Bu sefer Cerrahpaşa'dan çağırdılar. Yine gittik, yine olmadı, geri
döndük. 23'üncü seneyi de tamamlamak üzere olduğumuzdan artık peşini
bıraktım. Çünkü artık ümit görmüyorum'' diye konuştu.

 

CNN TÜRK'ten hayata bağış

Türkiye'de 44 bin kişi organ nakli için bekliyor. Her yıl ortalama 8 bin kişi listeye ekleniyor.
 
2006
yılında tam 7 bin kişi organ nakli sırasını beklerken hayatını
kaybetti. 2006 yılında hastanelerde sadece 143 organ bağışı gerçekleşti.
 
CNN
TÜRK, Türkiye’nin en az konuşulan, en ciddi sağlık sorunlarından birini
kamuoyu gündemine getirmek ve bu çok hassas konuda kamuoyunun en
yetkili kişiler tarafından bilgilendirilmesini için 'Hayata Bağış'
kampanyasını başlattı. 
          
Hayata Bağış kampanyası Sağlık
Bakanlığı’nın işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Sağlık Bakanlığı, Alo
Sağlık Bilgi Hattı 184’ü, bu konuda bilgi almak isteyenlere, 7 gün 24
saat hizmet vermek üzere hazırlıyor.
 
Hayata Bağış kampanyası ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayın.



Gönderen admin, Cuma, 23 Şubat 2007 10:05, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Organ bağışı ile 3 kişiye hayat














Bağışlanan her bir organ ile bir yaşam kurtuluyor





Didem Arslan / CNN TÜRK

Kartal
Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 yıl aradan sonra ilk kez organ
bağışı yapıldı. Beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma giren Şaban
Mutlu'nun ailesi organlarını bağışladı. Mutlu'nun böbrekleri ve
karaciğeri ile 3 kişi yeni bir hayata kavuştu.

Şaban Mutlu 65 yaşındaydı. Beyin kanaması geçirip hemen hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı ve beyin ölümü gerçekleşti.
 
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakımında yatan Mutlu'nun ailesi organlarını bağışlama kararı aldı.
 
Mutlu'nun
hayatını kaybettiği  hastanede, sadece 1.5 aydır organ nakil
koordinatörü var. Ataması yeni yapılan koordinatörler, yoğun bakım
hekimi tarafından bilgilendirilince, hastanenin de 2 yıl sonra ilk
bağışı gerçekleşmiş oldu.
 
Önce, nakil bekleyen 300 hastadan
Mutlu'nun doku örnekleriyle uygun olan böbrek hastaları tek tek arandı.
Ama bazıları organ beklerken hayatını kaybetmişti.

 

Organ nakli için önce sıra sonra test
 
Adaylar
telefonu alır almaz hastaneye koştu. İlk giden trafik kazasından sonra
böbrek yetmezliği ile karşı karşıya kalan Ayhan Bulut'tu.

Daha sonra  7 yıldır nakil için bekleyen 64 yaşındaki Selahattin Tekkol hastaneye gitti.

42 yaşındaki Yasemin Erol da kardeşi ve eşiyle hastanedeydi.
 
Böbrekleri
çalışmayan, bu yüzden gözlerini kaybeden, kulakları artık duymayan 46
yaşındaki Yüksel Öztürk eşinin ve kardeşinin kollarında geldi.
Bitkindi. Ne görüyor ne duyuyordu. Heyecanlıydı.
 
Sorularımızı
kardeşi harf harf eline yazınca anlayabildi. Bir an önce nakil
yaptırmak istiyordu. Bir eleme olacağını kardeşi söyleyemedi. Fakat o
hemen kendisinin seçileceğini düşünüyordu.
 
Özel bir hastanede
diyalizde olan 24 yaşındaki Adil Sabancı geldi en son. 7 yıldır nakil
yaptırmayı bekleyen Sabancı birçok hastanede sıradaydı.
 
Hastalar
testler yapıldıktan sonra hastanenin organ nakil merkezinde beklerken,
bağışçı ailenin de orada olduğunu öğrenerek başsağlığı diledi.
 
Nakli
yapacak hekim ise, test sonuçlarının çıkmasını bekliyordu. Ve sonunda
haber geldi. Şaban Mutlu'nun böbreklerinin Selahattin Tekkol ve Ayhan
Bulut'a uyduğu belirlendi.
 
Mutlu'nun karaciğeri ise, Florence Nightingale hastanesinde 53 yaşınndaki Ali Kemal Cebiroğlu'na nakledildi.

 

İstanbul'da bağış artıyor mu?
 
Mutlu ailesinin bağışıyla İstanbul'da 2007 yılında organ bağışlarının sayısı daha şimdiden 10'a yükseldi. 
 
Oysa
2006 yılındaki donör sayısı 26'ydı. Şimdi hem hastalar hem de hekimler
bağışların bu hızla artıp atmayacağını merak ediyor.



Gönderen admin, Cuma, 23 Şubat 2007 10:04, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Organ bağışında İzmir zirvede !


Ege Üniversitesi (EÜ) İletişim Fakültesi tarafından başlatılan "Organ Bağışı Kampanyası" kapsamında İzmir’de toplam bin 669 bağışta bulunuldu.

Bu rakamın Türkiye’nin yüzde 46.35’i oranında olduğu belirlendi.

EÜ "Organ Bağış Kampanyası" Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı, 16 Mart 2006 tarihinde başlattıkları kampanyanın tüm yurda yayılarak adeta bir seferberlik haline geldiğini belirtti.

Kavaklı, "Bu bir medya başarısıdır. İlk adımı biz attık. Ama sonucu medya sağladı. Kampanya ve organ nakliyle ilgili bin 300’ün üzerinde haber yayınlandı.

İnsanlar organ bağışının da ötesine geçerek kadavralarını da bağışlar hale geldi" dedi.

Kavaklı, 2006 yılı sonu itibarıyla rakamsal bilgileri şöyle sıraladı:

"Tüm Türkiye’de 3 bin 601 organ bağışı yapıldı. Bunun bin 669’u İzmir’e ait. Yıl boyunca ülkemizde 141 donörden nakil yapıldı. Bu rakamın da 66’sı Ege Bölgesinin. 2006 yılında sadece Ege Üniversitesinde 289 nakil gerçekleştirildi.

Nakillerin yüzde 39.10’u canlıdan (113), yüzde 60.90’ı kadavradan (176) yapıldı.

Başta Ege Üniversitesi Organ Nakil Koordinatörleri olmak üzere İzmir’deki tüm koordinatörler gece-gündüz demeden canla başla çalıştı. Cerrahlarımızsa yüzde 98 gibi ulaşılması güç bir başarıya imza attı. Doç. Dr. Murat Kılıç hocamız önce ameliyatını gerçekleştirip sonra nikah masasına oturdu. Nakil yapan tüm hocalarımız her şeyden önce hayat kurtarmak sloganıyla çalıştı. Dileğimiz bu güzel yarış hiç bitmesin. İnsanlara hayat bağışlamanın mutluluğunu herkes tatsın."

alinti : www.haber3.com


Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:55, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Balıkesir'de organ bağışı bilgilendirme toplantısı

İl Sağlık Müdürlüğü ile Ege Bölgesi Organ Nakli Koordinasyon Merkezi'nin işbirliğinde, ildeki uzman hekimler için organ nakli konusunda bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Balıkesir Tabip Odası'nda gerçekleşen toplantıya, Organ Nakli Ege Bölge Merkezi Koordinatörü Dr. Alpay Yıldız, Ege Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü Nursen Altuğ ve 9 Eylül Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü Kadriye Onursal konuşmacı olarak katıldı. Beyin cerrahı, kardiyologlar, nöroloji ve anestezi uzmanları ile organ nakli koordinatörlerinin izlediği toplantıda ilk sunumu Nursen Altuğ yaptı. Organ naklinin günümüzde çok önemli bir sorun teşkil ettiğini belirten Altuğ, organ bağışında Türkiye'nin dünya sıralamasında en alt sıralarda yer aldığını belirtti. Ancak, Türkiye'de en çok bağışın Ege Bölgesi'nde olduğunu kaydeden Nursen Altuğ il olarak İzmir'in en ileri olduğunu, İzmir'in dünya sıralamasında Yunanistan ve İngiltere'deki organ bağışlarının toplamına yakın bir oranda olduğunu vurguladı. "Asıl sorun beyin ölümü" diyen Altuğ, geçen yıl 47 bin adet beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen 22 bin organ bağışı yapıldığını kaydetti. 9 Eylül Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü Kadriye Onursal da, organ bağışının nasıl yapılabileceğini anlattı. Öncelikli şartın organları bağışlanacak kişilerin ailesinden mutlaka izin alınması gerektiği belirtildi. En çok karşılaşılan sorunun organ bağışının dinen uygun olup olmadığını hatırlatan Onursal, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın organ bağışının caiz olduğuna dair yayınladığı açıklamasıyla Kur'an-ı Kerim'de de Maide Suresi'ni örnek göstererek, bağış yapma düşüncesinde olan vatandaşların müsterih olmalarını istedi. Sadece geçen yıl diyaliz hastasının 40 bin olduğunu belirten Kadriye Onursal, diyalizin 5 yıllık maliyetinin 287 bin dolar, transplantasyonunsa aynı sürede 102 bin dolarlık maliyetle devlet bütçesine ciddi bir yüklenme getirdiğini, organ bağışlarıyla bunların önüne geçilebileceğini kaydetti. Toplantının sonunda söz alan Organ Nakli Ege Bölge Merkezi Koordinatörü Dr. Alpay Yıldız ise, organ bağışlarında koordinasyonla alakalı ayrıntıları anlattı. Organ bağışıyla ilgili dağıtılacak organı bulmanın ve bunun için de beyin ölümü tespitinin çok önemli olduğunu belirten Yıldız, "Organ bekleyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Şu anda sadece Ege Bölgesi'nde 6 vatandaş acil kalp bekliyor, bunların 2'sine kalp bulunup takıldı. Böbrek hastası sayısı 40 bini aştı. Yakında devlet bütçesi böbrek hastalarına yetmeyecek dereceye gelebilir. Bu çok ciddi bir durum. Organ bağışında beyin ölümünün tespiti büyük önem arz ediyor. Beyin ölümüyle ilgili komisyonun yapacağı tanı ve tespitten sonra kesinlik kazanır ve beyin ölümü gerçekleşen hiçbir vaka, tekrar hayata dönmemiştir" dedi. Beyin ölümü tespiti yapan komisyonun Anestezi Uzmanı, Nöroşirurji Uzmanı, Nöroloji Uzmanı ve Kardiyoloji Uzmanı'ndan oluştuğu, yeni çıkacak yönergeyle kardiyologların bu komisyondan çıkarılacağı bildirildi. 2 bölüm halinde gerçekleşen toplantıyı İl Sağlık Müdür Vekili Altan Paç ile Tabip Odası yetkilileri ve çok sayıda hekim ilgiyle takip etti. ..

Alinti :www.gencbayrak.com.tr


Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:53, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Organ Bağışı için yeni yasa

Sağlık Bakanı: Organ bağışı yapanların hastane masraflarının ödenmesi amacıyla inisiyatif başlatıyoruz. Diyanet İşleri Başkanı: İnsan tedavisini sağlayan her adım, dinimizce ibadettir

RADİKAL - ANKARA - Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Organ Nakli Yasası'nda yapılacak değişiklikle, kadavra bağışçılarının hastane masraflarının karşılanmasına yönelik bir inisiyatif başlatacaklarını söyledi.
İran, İsrail, Pakistan, Umman, Lübnan, Kuveyt, Suudi Arabistan, Yemen, Güney Afrika'nın da aralarında bulunduğu 30 ülkeden 400'e yakın bilim adamının katıldığı, 9. Ortadoğu Organ Nakli Kongresi dün Ankara'da başladı. Kongrenin açılışında konuşan Başkent Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, Türkiye'de organ naklinin 1975 yılında böbrek nakli ile başladığını ifade etti ve "Türkiye kısa süre içinde bu alanda büyük yol aldı" dedi.

'Türkiye bağışlarda çok geride'
Bakan Akdağ ise Organ Nakli Yasası'nın çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmesi için çalışma yürüttüklerini söyledi. Yeni kanun taslağı hakkında bilgi veren Akdağ, kadavra donörlerin hastane masraflarının karşılanmasına yönelik bir inisiyatif başlatacaklarını söyledi.
Kadavradan organ nakillerinde Türkiye'nin çok gerilerde olduğunu vurgulayan Akdağ, şu anda 6 bin 500 hastanın böbrek beklediğini, 32 bin hastanın kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girdiğini ve her yıl 5 bin kişinin diyaliz hastaları arasına katıldığını anlattı. Akdağ, konuya ilişkin eğitim çalışmaları başlatacaklarını da açıkladı.

Diyanet'ten güçlü destek
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ise organ nakline destek veren bilim adamlarını 'Türkiye'nin yüz akı' olarak niteledi. Organ nakli konusunda İslam bilginlerine önemli görevler düştüğünü, zaman zaman geleneksel kültür ve töreden kaynaklanan farklı anlayışlar olabileceğine işaret eden Bardakoğlu şöyle konuştu:
"Böyle farklı anlayışlar olsa bile insan tedavisini sağlayan, insanı saygın kılan her adım dinimizce ibadettir, teşvik edilmelidir. Bize düşen görevlerden biri; dinimizin sorumluluk anlayışını, insana ve cenazeye, ölüye saygı anlayışını, lütfen organ naklinin önünde bir engel olarak görmeyelim. Aksine dinimizde insana saygı, insan tedavisini teşvik eden, destekleyen hususlar var. Ülkemiz insanınlarının Uzakdoğu'da veya daha uzak ülkelerde organ nak-li için sıraya girmesinden mahcubum. İnsana bu kadar önem veren bir dinin mensuplarının yaşadığı ülkede, o ülkenin insanı organ bağışı için başka ülke-ye gitmemeli, aksine biz buna öncülük yapmalıyız."


Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:51, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Diyaliz hastaları yine doktorsuz

Hakkari'de 3 hafta önce geçici görev süresi tamamlanan doktorun hastaneden ayrılmasıyla kentteki diyaliz hastaları sıkıntı yaşamaya başladı.

Alınan bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı tarafından iki ay önce Hakkari'ye geçici görevle gönderilen Diyaliz uzmanı Ersin Kuba, üç hafta önce görev süresini tamamlayarak kentten ayrıldı.

Hakkari Devlet Hastanesinde tedavi gören 14 diyaliz hastası ise kalıcı diyaliz doktoru bulunmaması nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını ifade ettiler.

İl Sağlık Müdürü İdris Etemoğlu, Hakkari'ye diyaliz doktorlarının geçici görevle gönderildiğini ifade ederek, hastanede kalıcı bir diyaliz doktorunun bulunması için çalışmalara başladıklarını ayrıca hastaneden bir personeli diyaliz kursuna göndereceklerini söyledi.

Diyaliz hastalarından 19 yaşındaki Sinan Adıyaman, 9 yıldır diyaliz hastası olduğunu ifade ederek, doktor bulunmadığı zamanlarda tedavilerinin hastanedeki hemşireler tarafından yapıldığını, ancak acil bir durum karşısında hemşirelerin müdahalesinin yetersiz kalacağını kaydetti.

Kaynak :www.yuksekovahaber.com


Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:50, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Bardakoğlu: Organ nakli için yurtdışına gidilmesinden mahcubum

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Türk vatandaşlarının organ nakli için başka ülkelerde sıraya girmesinden mahcubiyet duyduğunu açıkladı.

Bardakoğlu, geleneksel kültürden kaynaklanan farklı anlayışlara rağmen İslam dininde organ naklini destekleyen hususların bulunduğunu bildirdi. Ortadoğu Organ Nakli Derneği'nin (MESOT) 9. kongresi Sheraton Otel'de başladı. 10 Aralık 2004'e kadar sürecek kongreye Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki 30 ülkeden 400'e yakın bilim adamı katılıyor. Kongrenin açılış törenini Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal ve Bilkent Üniversitesi'nin kurucusu İhsan Doğramacı birlikte gerçekleştirdi. Törende konuşan Bardakoğlu, Türkiye'de ilk organ naklini gerçekleştiren Haberal ve Doğramacı'yı "Türkiye'nin yüz akları" olarak nitelendirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1980 yılında organ bağışının dinen caiz olduğuna ilişkin bir fetva yayınladığını hatırlatan Bardakoğlu, Kuveyt, Mısır, Suudi Arabistan gibi İslam ülkelerinin de benzer adımlar attıklarını kaydetti. Bu konuda zaman zaman geleneksel kültürlerden kaynaklanan farklı anlayışlar oluştuğunu vurgulayan Bardakoğlu, "Ülkemiz insanının organ nakli için yurtdışında sıraya girmiş olmasından mahcubum." dedi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ da organ naklini teşvik etmek için Organ Nakli Yasası'nda değişiklikler yapacaklarını söyledi. Hazırlanan kanun taslağına göre organ bağışlayan kadavra donörlerin hastane masraflarını devletin karşılayacağını dile getiren Akdağ, yürürlükteki yasada hiçbir sınır bulunmayan canlıdan organ nakillerinde de yeni bir düzenlemeye gittiklerini kaydetti. Akdağ, gelecek yıl organ nakline yönelik bilgilendirme çalışması başlatacaklarını da sözlerine ekledi.

alıntı: zaman.com.tr


Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:41, Yorumlar(0), Hepsini Oku
50 diyaliz hastası, ilçeye diyaliz makinesi verilmesini istiyor.


Araban İlçesi'nde bulunan yaklaşık 50 diyaliz hastası, ilçeye diyaliz makinesi verilmesini istiyor.

Diyaliz hastası 60 yaşındaki Sait Güler, diyaliz makinesine bağlanmak için haftada 3 kez Gaziantep'e gidip geldiğini ve bu gidip gelmelerin kendisini mağdur ettiğini belirtti. Güler, ilçede kendisi gibi yaklaşık 50 diyaliz hastası bulunduğunu ve aynı sorunları onların da yaşadığını kaydederek, ''Benim maddi durumum iyi değil. Haftada 3 kez Gaziantep'e gitmek zorundayım. Orada diyaliz makinesine bağlandıktan sonra, bitkin düştüğüm için en az 4-5 saat parklarda dinleniyorum. Günün tamamı Gaziantep'te geçiyor'' diye konuştu.

Güler, geçen hafta içerisinde ilçeyi ziyaret eden AK Partili milletvekillerinden ilçeye diyaliz makinesi getirmelerini istediklerini hatırlatarak, ''Milletvekillerimiz Araban'a diyaliz makinesi getirilmesi için bize söz verdiler. Bu sözün yerine getirilmesi halinde, benim gibi büyük sıkıntı yaşayan 50'ye yakın diyaliz hastasının mağduriyeti giderilmiş olacak'' şeklinde konuştu.

Alinti : Kenthaber.com


Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:39, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Diyaliz doktorunun bulunmadığı Hakkari'de 9'uncu hasta da öldü

Diyaliz doktorunun bulunmadığı Hakkari'de 9'uncu hasta da öldü

Danştay'ın mecburi hizmet yasasını durdurması doktor bekleyen hastaları mağdur ediyor. Hakkari'de bir diyaliz hastası doktor bulunamadğı için hayatını kaybetti.

Hakkari'de diyaliz doktorunun olmadığı için bir diyaliz hastası daha öldü. Ölen diyaliz hastası, daha önce yaptığı açıklamada, Hakkari'ye doktor atanmasını istemişti. Bir süre önce doktor olmadığı için Hakkari Valiliği'nin girişimleri sonucu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak günlerce tedavi altına alınan 8 çocuk babası Ahmet Şahinoğlu (70), önceki akşam Pehlivan Mahallesi'ndeki evinde hayatını kaybetti. Şahinoğlu'nun cenazesi, Dağgöl Mahallesi Kalealtı Mezarlığı'nda gözyaşları arasında toprağa verildi.

Ölen Ahmet Şahinoğlu'nun oğlu ise, "Babam diyaliz hastası idi. Doktorsuzluktan böyle oldu. Doktor olmadığı için Van'da tedavi görmek zorunda kalıyordu. Babam öldü başkasının ölmesini istemiyorum. Diyaliz Ünitesi'nde tek sorun doktorsuzluktur. Diyaliz doktoru olmadığı için kim müdahale edecekti ki. Doktor olmadığı için eve getirdik. Evde hayatını kaybetti. Diyalize giren hastalar hepsi intihar ediyor. Yani diyaliz hastalarının sonu intihardır" diye konuştu.

SON İKİ YILDA 8 HASTA ÖLDÜ

Diyaliz doktoru sıkıntısı yaşanan Hakkari'de 2004 yılında Zeynep Kahraman (19), İbrahim Duman (10), Nusret Yıldız (55), Sabri Kaya (60), Hansi Oğuz (40), Fahrettin Yalçın (27), 2005 yılında Nihari Dinç (60), Fatma Adıyaman'ın (45) isimli diyaliz hastaları hayatını kaybetmişti.
# HAKKARİ (İHA)



Gönderen fantasticvolk, Pazartesi, 08 Ocak 2007 03:38, Yorumlar(0), Hepsini Oku


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

Gencdiyaliz Sitesi para kazanmak için kurulmuş ticari kaygılarla yapılmış bir site Değildir,Tamamiyle türkiyede organ bağışını çoğaltmak ve bizler gibi ülkemizdeki Diyaliz hastalarına Destek olmak için açılmıştır,Ana misyonumuz paylasimdir,sitedeki bütün materyaller izin alınmak yada kaynak göstermek suretiyle kullanima aciktir. Sitemizde verilen bilgiler tedavi amaçlı değildir,doktor tavsiye yerine geçmez.
 

MKPortal Türkiye


MKPortal M1.1.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.07637 saniyede 62 sorguyla oluşturuldu