">
Haberler

Haberler->Güncel   
Reçete artık paralı olacak 




Hükümet, 35 milyar lirayı aşan
sağlık
harcamalarını düşürmek için yeni
önlemler aldı.


Güncelleme:07 Ekim 2011 11:35




 Öncelikle ilaç kutuları küçültülerek, ödenen ilaç faturası düşürülecek.
İlaç kutularında 30 yerine 10 draje yer alacak. Aile hekimlerinin yazdığı
reçeteye de 3
TL
ödenecek.


Vatan gazetesinin haberine göre hükümet, 35 milyar lirayı aşan
sağlık
harcamalarını düşürmek için bir dizi önlem aldı. Buna göre
ilaç kutuları küçültülüp, ödenen ilaç faturası düşürülecek.
Sağlık
Uygulama Tebliği’nde
yapılan değişikliğe göre, Aile hekimlerinin yazdığı reçeteye de 3
TL
ödenecek. Sağlık Bakanlığı ilaç kutularının küçültülmesi için
talimat verdi. Kutularda 30 yerine 10 draje
yer alması isteniyor. Bu şekilde fiyatlar düşeceği için SGK’nın ödediği ilaç
faturası da azalacak.



Planlanan yeni önlemlere göre artık aile
hekimlerinin yazdığı reçeteye de 3 TL ödenecek. Daha
önce bu ücret sadece devlet, üniversite ve
özel

hastanelerdeki doktorlara ilaç yazdırılması halinde ödeniyordu. Vatandaş
muayene sonrasında yazdırdığı ilaç karşılığında 3 TL’yi eczanede ilacı
alırken ödeyecek.



Türkiye Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, bir televizyona yaptığı
açıklamada, sağlık alanına müdahale etmesi gerekenlerin sağlık
profesyonelleri olması gerektiğini ifade ederek, “Sadece sağlık alanında
tasarrufa

yönelik bir olayı gündeme taşımak ya da buradan bir tasarruf sağlamaya
yönelik bir atraksiyonda bulunmak çok doğru bir yaklaşım
olarak

gelmiyor. Çünkü, ilaç kutularının içindeki drajelerin azaltılması bilimsel
kavramlarla yapılabilecek bir şey. O yüzden sağlık profesyonellerinin,
Sağlık Bakanlığı nezdinde biraraya gelerek bu olayları, bu olguları
tartışması ve buna yönelik gerçekten bilimsel bir veri ortaya koyarak
bunların gerçekleştirilmesi söz konusu olabilir” dedi.


“Gördüğümüz kadarıyla son yıllarda
Türkiye’de sağlık harcamalarında
tasarruf
bir deyim haline geldi” diyen Çolak, şöyle
devam
etti:


“Sağlığa harcanan miktarın önemi yok vatandaş sağlığı
açısından. Ama tabii bunun düzenli kullanılması, denetlenmesi ayrı kavramlar.
Burada bir usülsüzlük, yanlışlık varsa ortadan kaldırılması hepimizin talebi.
Akılcı yöntemin doğru ilaç kullanımından geçtiğini düşünüyoruz.”




Gönderen fantastic, Cuma, 07 Ekim 2011 20:35, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Kronik böbrek hastalığı artıyor 



TÜRK Nefroloji Derneğinin üç yıl süren kronik böbrek yetmezliği araştırmasına
göre böbrek yetmezliği çeken 50 bin hastanın yarısından fazlasında iki sebep
var: Tansiyon ve şeker. Kronik böbrek yetmezliğine giden süreçte birinci sonuç
ilerleyici böbrek fonksiyon kaybına bağlı olarak böbrek yetmezliği oluşması,
ikincisi ise kalp-damar hastalıklarına bağlı erken ölüm.



Her 6 kişiden biri



Credit (Ulusal Böbrek Yetmezliği Önleme Programı) araştırmasının ilk sonuçlarını
yorumlayan Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar,
belirti vermeyip sinsi ilerleyen böbrek hastalıklarının ancak tarama yaparak
saptanabileceğini söylüyor. Prof. Dr. Süleymanlar, hastalık sıklığının 18 yaş
üstündeki yetişkinlerde yüzde 17.6 olduğunu anlatırken, Türkiye;de her 6 kişiden
birinin kronik böbrek hastalığından etkilendiğini vurguluyor. Süleymanlar,
şunları söyledi: ;Türkiye;de 10 yıl önce yapılan bir çalışmaya göre şeker
hastalığı oranı yetişkinlerde yüzde 6;ydı. Bizim çalışmamızda oran yüzde 12.6;ya
çıktı. Yine 5 yıl önce Türkiye;de yapılmış bir çalışmaya göre tansiyon
yüksekliği yüzde 31. Bizim çalışmamızda yüzde 37.6. Bunları yan yana
koyduğumuzda bir taraftan kalp diğer taraftan böbrek yetmezliğinin oluşumu için
hazır bir ortam ortaya çıkıyor. Bunları yenemezsek, bunlarla uğraşmazsak böbrek
yetmezliğinin, kalp ölümlerinin önüne geçemeyiz.



Marmara ilk sırada




Marmara ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kronik böbrek hastalığı görülme oranı
diğer bölgelere göre daha yüksek.

Hastalık kadınlarda daha sık görülüyor.

Yüksek tuz tüketim alışkanlığı kronik böbrek hastalığına yol açıyor.



Tek dileğim yatalak kalmamak



Sevim Aksoy (46 yaşında)

“20 yıldır böbrek taşı problemiyle mücadele ediyorum. Artık böbrek ağrısıyla
yaşamayı öğrendim diyordum. Sancılarım başladığında almam gereken ilaçları bile
biliyordum. Ancak ağrılarım ilerleyip, ilaçlar fayda etmeyince doktora tekrar
gittim. Böbreklerde küçülme teşhisi koydular. Kendimi burada diyaliz makinesine
bağlı buluyorum artık haftada üç gün. Annemden nakil olacaktı ama testler
uyuşmadı. Kardeşlerimde de sorun çıktı. Kadavra sırasına girdim ama ümitsizim.
Tek dileğim yatalak kalmamak.”



Diyalizle hayata döndüm



Recep Tibet (49 yaşında)

“Aslında böbrek şikayetim yoktu. 6 yıl önce sürekli mide bulantısı ve idrara
çıkamama şikayetiyle doktora başvurduğumda böbreklerimin son evre yetmezliğe
girdiğini öğrendim. Yürüyemeyecek haldeydim. Yemek yiyemiyordum. Diyalize
girmeye başladım. 6 yıldır da Türk Böbrek Vakfı’nda diyalize giriyorum.
Diyalizle hayata döndüm diyordum ama organ nakli bambaşka bir umut. Ablamdan
böbrek nakli yapılacak. Tüm hazırlıklarımız tamam. de İstanbul Üniversitesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde nakil ameliyatı olacağım.



Korkunç bir rakam



Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar

“Türk Nefroloji Derneği’nde 20 yıldır beşinci evreye gelmiş diyalize giren
hastaların istatistiklerini tutuyoruz. Türkiye’de diyaliz gerektiren hasta artış
oranı yüzde 13. Korkunç bir rakam. Avrupa’daki oran ise yüzde 6. Diyalizin
yıllık maliyeti hasta başına 23-24 bin dolar civarında. Özetle 1.5 milyar dolar
50 bin hastaya harcanıyor. Korkunç bir bütçe.”





Gönderen fantastic, Salı, 01 Şubat 2011 04:07, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Reçete artık paralı olacak




Hükümet, 35 milyar lirayı aşan
sağlık
harcamalarını düşürmek için yeni
önlemler aldı.


Güncelleme:07 Ekim 2011 11:35



<script type="text/javascript" src="http://s.mynet.com.tr/nocache/linksharing.js?v=10"></script><script type="text/javascript" src="http://s.mynet.com.tr/g/ls/ls.js?98"></script>


 Öncelikle ilaç kutuları küçültülerek, ödenen ilaç faturası düşürülecek.
İlaç kutularında 30 yerine 10 draje yer alacak. Aile hekimlerinin yazdığı
reçeteye de 3
TL
ödenecek.


Vatan gazetesinin haberine göre hükümet, 35 milyar lirayı aşan
sağlık
harcamalarını düşürmek için bir dizi önlem aldı. Buna göre
ilaç kutuları küçültülüp, ödenen ilaç faturası düşürülecek.
Sağlık
Uygulama Tebliği’nde
yapılan değişikliğe göre, Aile hekimlerinin yazdığı reçeteye de 3
TL
ödenecek. Sağlık Bakanlığı ilaç kutularının küçültülmesi için
talimat verdi. Kutularda 30 yerine 10 draje
yer alması isteniyor. Bu şekilde fiyatlar düşeceği için SGK’nın ödediği ilaç
faturası da azalacak.



Planlanan yeni önlemlere göre artık aile
hekimlerinin yazdığı reçeteye de 3 TL ödenecek. Daha
önce bu ücret sadece devlet, üniversite ve
özel

hastanelerdeki doktorlara ilaç yazdırılması halinde ödeniyordu. Vatandaş
muayene sonrasında yazdırdığı ilaç karşılığında 3 TL’yi eczanede ilacı
alırken ödeyecek.



Türkiye Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, bir televizyona yaptığı
açıklamada, sağlık alanına müdahale etmesi gerekenlerin sağlık
profesyonelleri olması gerektiğini ifade ederek, “Sadece sağlık alanında
tasarrufa

yönelik bir olayı gündeme taşımak ya da buradan bir tasarruf sağlamaya
yönelik bir atraksiyonda bulunmak çok doğru bir yaklaşım
olarak

gelmiyor. Çünkü, ilaç kutularının içindeki drajelerin azaltılması bilimsel
kavramlarla yapılabilecek bir şey. O yüzden sağlık profesyonellerinin,
Sağlık Bakanlığı nezdinde biraraya gelerek bu olayları, bu olguları
tartışması ve buna yönelik gerçekten bilimsel bir veri ortaya koyarak
bunların gerçekleştirilmesi söz konusu olabilir” dedi.


“Gördüğümüz kadarıyla son yıllarda
Türkiye’de sağlık harcamalarında
tasarruf
bir deyim haline geldi” diyen Çolak, şöyle
devam
etti:


“Sağlığa harcanan miktarın önemi yok vatandaş sağlığı
açısından. Ama tabii bunun düzenli kullanılması, denetlenmesi ayrı kavramlar.
Burada bir usülsüzlük, yanlışlık varsa ortadan kaldırılması hepimizin talebi.
Akılcı yöntemin doğru ilaç kullanımından geçtiğini düşünüyoruz.”





Gönderen fantastic, Cuma, 07 Ekim 2011 20:34, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Tatvan'da Diyaliz İsyanı




Bitlis'in Tatvan İlçesi Devlet Hastanesi'nde diyaliz hastaları doktor ve
malzeme yetersizliğine isyan etti.



Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz sorunun çözümü için gerekenlerin yapılacağını
belirtirken, Tatvan Kaymakamı Süleyman Yıldız ise şikayetler üzerine hastaneye
gelerek hastaları dinledi.



Tatvan İlçesi'ndeki Devlet Hastanesi'nin hemodiyaliz ünitesinde tedavi gören 35
diyaliz hastası hastanede yaşadıkları sorunlardan dolayı isyan etti. Hastalar
kaderleriyle başbaşa bırakıldıklarını belirterek, hastanede doktor ve malzeme
eksikliğinden dolayı gerekli tedavinin yapılmadığını iddia etti. Sorunlarını
Vali Nurettin Yılmaz ve Tatvan Kaymakamı Süleyman Yıldız'a ileten diyaliz
hastaları yardım istedi. Hastalardan Tahsin Ayaz, pratisyen doktorların
kendilerine baktığını ve malzemelerin de Bitlis, Ahlat ve Adilcevaz'dan
getirildiğini söyledi. Ayaz, tahlillerinin de Tatvan'da yapılamadığını
belirterek, kimi zaman malzeme olmadığı için diyaliz makinesine
bağlanmadıklarını ifade etti.



Yoğun şikayletler üzerine olaya el koyan Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, sorunun
çözümü için gerekenlerin yapılmasını isterken, Tatvan Kaymakamı Süleyman Yıldız,
hastaneye giderek hastaların şikayetini dinleyip Bitlis Sağlık Müdürü Şevki
Erkan'dan bilgi aldı. Bitlis İl Sağlık Müdürü Şevki Erkan, göreve yeni
başladığını belirterek, diyaliz hastalarının sıkıntılarının kendisine
yansıdığını ve bunları çözmeye çalışacağını söyledi.



Erkan, "Şu anda sadece Ahlat Devlet Hastanesi'nde bir diyaliz doktorumuz var. Bu
doktorumuz da izinde. Yasal olarak getirip çalıştırmamız mümkün değil. Ama acil
durumlarda gelip hastalarımızın durumlarına bakacak. Bitlis'te şu an diyaliz
hekimi olmadığı için talepte bulunduk. Malzeme eksikliğimiz de var. İhaleler 2-3
ay içinde yapılabiliyor. İhale süresi boyunca eksik olan malzemeler de doğrudan
temin ile alınabilir. Eğer sıkıntı personelimizden kaynaklanıyorsa bunun cezası
verilecek"dedi.

(Doğan Haber Ajansı) [2801660]



Video için tıklayınız :

http://www.sondakika.com/haber-tatvan-da-diyaliz-isyani-2801660





Gönderen fantastic, Cuma, 17 Haziran 2011 06:06, Yorumlar(0), Hepsini Oku








Dışişleri eski Bakanı ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Grubu Başkanı Frank-Walter Steinmeier, siyasete birkaç hafta ara vereceğini açıkladı.




Frank-Walter Steinmeier’in, Berlin’de düzenlediği basın
toplantısında eşinin ağır böbrek hastası olduğunu, bir alternatifi
bulunamaması ve yapılan ön incelemeler buna izin vermesi nedeniyle,
eşine gereken böbreği kendisinin bağışlayacağını açıkladı. Steinmeier,
eşinin rahatsızlığının son dönemde arttığını belirterek, “Doktorlar da
bana ancak bir organ nakli ile ona yardımcı olabileceğimizi söylediler.
Başka bir alternatif olmadığından, ilk tıbbi muayeneler de uygun
olduğunu gösterdiğinden ben şahsen organ bağışında bulunacağım" dedi.
Sosyal Demokrat siyasetçi basına açıklamasında "Organ nakli için gerekli
işlemler bu hafta içinde yapılacak; dolayısıyla takdir edersiniz ki
önümüzdeki haftalar boyunca siyasette etkin olamayacağım" dedi.



Gießen Üniversitesi'ndeki öğrencilik yıllarında tanışan Frank-Walter
Steinmeier ve Elke Bütenbender 15 yıldır evli. İdari hâkim olan
Bütenbender’in durumunun son haftalarda ağırlaştığı ve yeni böbrek
bekleyenlerin listesi çok uzun olduğu için, Steinmeier’in kendi
böbreğini bağışlamaya karar verdiği belirtiliyor. Bu amaçla bugün
kendini doktorlara teslim edeceğini ve böbrek nakli için gerekli
ameliyatların bu hafta içinde yapılacağını söyleyen Steinmeier, "Birkaç
hafta boyunca siyaset sahnesinden çekilmemi anlayışla
karşılayacaksınızdır” diye konuştu.



Steinmeier, yerine SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel’in vekalet
edeceğini bildirirken Ekim ayında görevinin başına dönebileceğini
umduğunu söyledi. Görüşlerine başvurdukları doktorların, organ naklinin
kendi hayatına bir kısıtlama getirmeyeceğini belirttiğini söyleyen
Steinmeier, "Yakında sağlıklı olarak tekrar karşınızda olabileceğim
kanısındayım.” dedi.



Steinmeier’in açıklaması Berlin’de büyük yankı uyandırdı. Başbakan Angela Merkel,
2005 - 2009 yılları arasında başbakanlığını yaptığı Büyük Koalisyon'un
dışişleri bakanı Steinmeie’i telefonla arayarak, iyi dileklerini
ilettiğini belirtirken Almanlar’ı organ bağışına çağırdı.



Federal Sağlık Bakanı Philipp Rösler de, Steinmeier’in saygı
duyulacak bu tavrıyla organ nakli konusunu tekrar kamuoyunun bilincine
getirdiğini vurgulayarak kararını övdü. Siyasi yelpazenin tüm
kanatlarından Steinmeier’e iyi dilekler yağarken, SPD Genel Başkanı
Gabriel, bu haberle, böyle hayati bir durumla karşılaşınca siyasi görüş
farklılıklarının ne kadar önemsiz olduğunun tekrar gözler önüne
serildiğini belirtti.



EŞİ YARGIÇ



Steinmeier'in 1988 yılında tanıştığı eşi Elke Büdenbender 48 yaşında
ve Berlin'deki bir idare mahkemesinde yargıçlık yapıyor. 1995'te
evlenen çiftin 14 yaşında kızları bulunuyor.



Almanya’da böbrek bekleyenlerin sayısı 8 binden fazla. Geçen yıl
yapılan böbrek nakli sayısı 2800’de kaldı. Bunların çoğu ölen
donörlerden alınan böbreklerle gerçekleştirilirken, 600 böbrek ise
yaşayan kişiler tarafından bağışlandığı açıklandı.



İhsan DÖRTKARDEŞ / DHA

(Doğan Haber Ajansı) 24.08.2010 10:08




Alman Sosyal Demokrat Lider Steinmeier, Eşine Böbreğini Verecek



Eşine Böbreğini Vermek için Politikaya Ara Veriyor



Almanya
Dışişleri eski Bakanı ve SPD Federal Meclis Grubu Başkanı 54 yaşındaki
Frank-Walter Steinmeier, eşine böbreğini vermek için siyasete birkaç
hafta ara vereceğini açıkladı.

Gönderen fantastic, Çarşamba, 25 Ağustos 2010 05:39, Yorumlar(0), Hepsini Oku
PİYASADA İLAÇ YOK, ÖLÜMCÜL SONUÇ YOLDA





PİYASADA İLAÇ YOK, ÖLÜMCÜL SONUÇ YOLDA

13 Ocak 2010 Çarşamba



ADANA Eczacı Odası (ADEO) Başkanı Burhanettin Bulut, ilaç firmalarının piyasaya
ürün vermediğini belirterek, "Kanser, hipertansiyon gibi önemli hastalıkların
ilaçları piyasada yok, ölümcül sonuçlar yolda" dedi



ADANA Eczacı Odası (ADEO) Başkanı Burhanettin Bulut, sağlıkta artan harcamalar
nedeniyle ilaç fiyatlarında indirim yapılmasıyla birçok ilaç firmasının piyasaya
ürün vermediğini belirterek, "Kanser, hipertansiyon gibi önemli hastalıkların
ilaçları piyasada yok, ölümcül sonuçlar yolda" dedi.



Devletin sağlıkta tasarruf etmeye çalıştığını, firma yetkililerinin ise son
fiyatlamalarla, bazı ürünlerin maliyetlerin altına düşüldüğü gerekçesiyle
piyasaya ilaç vermediğini anlatan Bulut, bu tablonun vatandaşı mağdur ettiğini
savundu. Aralarında kanser ve hipertansiyon gibi hastalıklarda kullanılanların
da bulunduğu 120 kalem ilacın piyasada bulunmadığını vurgulayan Bulut, bazı
ilaçların eş değerlerinin de olmaması nedeniyle ölümcül sonuçların
yaşanabileceği öngörüsünde bulundu.



TEB YOK SAYILIYOR



Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile imzaladığı
sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiğini açıklamasının üzerinden bir ay geçtiğini,
16 Ocak'tan itibaren eczanelerin, SGK'lı vatandaşlara parayla ilaç vereceğini
bildiren Bulut, bu durumun da vatandaşın ilaca ulaşımını engelleyeceğini ileri
sürdü. Vatandaşın rahat bir şekilde ilaca ulaşması, ilaç fiyatlarının
düşürülmesiyle oluşacak zararın eczacılara yüklenmesi ve sağlıkta izlenen yanlış
politikaların düzeltilmesi amacıyla yapılan eylemin, SGK tarafından sözleşme
feshinin nedeni olarak gösterildiğini anlatan Başkan Bulut şöyle konuştu:



"Eczaneler için sorun sadece ilaç fiyatının düşmesi değil. İlaç fiyatları 3
yıldır düşüyor, fakat hiçbir düşüşte eylem yapmadık. Buradaki temel sorun
kamunun yükü azalsın diye ilaç fiyatları düşürülürken, asıl yükün vatandaşa ve
eczacıya yüklenmesi. Şu anda vatandaş daha fazla katkı payı ödüyor, eczacı
sermayesinden kaybediyor. Bizim isteğimiz iki taraflı masaya oturulması ve
anlaşma sağlanması fakat yetkililer bunu da kabul etmiyor. TEB'i yok sayarak,
eczacılarla için tek tek sözleşme imzalanmasını istiyorlar. Bu bizim açımızdan
mümkün değil. Bunu savunanlar yasalarla belirlendiği şekliyle eczanelerin de
kamu görevi yaptığını unutuyor. TEB de kamu kurumu işleyişinde olan bir
kuruluştur. İzlenen yanlış politikalar nedeniyle şu anda çoğu sonu ölümle biten
hastalıkların tedavisinde kullanılan 120'yi aşkın ilaç piyasada yok. Firmalar
ilaçları eczanelere vermiyor. Sebebi de ithal ettiklerini yada ürettikleri ilacı
maliyetini bile kurtarmayacak şekilde satılması. İlk aşamada ilaç yokluğu eczane
depoları dolu olduğu için hissedilmedi. Tüm bunlar eczanelerin ilaç bulmasını
zora sokuyor. Ne depolar ne de üreticiler ilacı bu fiyatlardan satmak istemiyor.
Bu durum sürerse, üretimin de ötesinde yurtdışından getirilen ve burada muadili
(eş değeri) bulunmayan bazı ilaçların ithalatı durdurulabilir. O zaman da sorun
daha büyük boyutlara ulaşır."



Kanser, hipertansiyon, migren gibi hastalıklarda kullanılan birçok ilacın
eşdeğerinin de bulunmadığını vurgulayan Bulut, ilaç firmalarının çok kararlı
olduğunu ısrarlara rağmen eczanelere ilaç vermediklerini söyledi. Eczacılar ilaç
almak için depocuları aradığında, şirketlerin bu fiyatlarla satış yapma
şanslarının olmadığının dile getirildiğini anlatan Bulut, hükümetin sağlık
politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini kaydetti.



3 GÜN SONRA KANSER 2'YE KATLAR



Öte yandan, ÇÜTF Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı Pediatrik Onkoloji
Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atilla Tanyeli, hastanelerde de ilaç sıkıntısı
yaşanmasının yakın olduğunu belirterek, kanser tedavisi gören hastalar için
bunun çok büyük risk taşıdığını söyledi. Şu anda bulunmayan ithal ilaçlar yerine
eş değerlerinin alındığını belirten Tanyeli, "Birkaç hafta içinde eşdeğerlerini
de bulamayacağız, bazı ithal ilaçlarınsa eşdeğerleri zaten yok. Bir iki haftaya
kadar büyük sorunlar yaşanabilir. Bu hastalar için ilaca ulaşamamak, ölümle
sonuçlanabilir. Erken tanı ve tedavi diye bağırırken, hastanın ilaca ulaşmasını
engellemek anlamsız. Kanser tedavisinde 3 günlük ilaç gecikmesi hastalığın 2
misli ilerlemesi ve direnç kazanması anlamına gelirken, tedavi de bu süreçte
geriliyor." diye konuştu.



(Kübra POLAT - ADANA / DHA)






Gönderen fantastic, Cuma, 15 Ocak 2010 03:22, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Tasarruf uğruna diyaliz hastaları ölüme terk ediliyor


DİADER Başkanı Mustafa Işık, "Domuz Gribinden bütün dünyada 4 bin 500 kişinin ölümü üzerine, ülkemizde haklı olarak alarma geçen ve yaklaşık 500 milyon liralık aşı alımı yapan devletimizin, 300 milyon lira için 40 bin diyaliz hastasını ölüme terk etmeyece
Özel Diyaliz Merkezleri teker teker faaliyetlerini durduruyor. Sektördeki 400 merkezin tamamına yakını kapanma yolunda. Böyle giderse 15 bin kişiye istihdam sağlanan sektörde, yaklaşık 10 bin çalışan, işyerleri kapandığı için işsiz kalacak.


Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 5 yıl öncesinin fiyatları ile kendilerinden hizmet satın almaya devam ettiğini söyleyen Özel Diyaliz Merkezleri Derneği (DİADER) Başkanı Mustafa Işık, "Sosyal Güvenlik Kurumu her yıl güncellemesi gereken ve devletin satın alacağı sağlık hizmetlerinin bedellerinin yer aldığı 2009 Sağlık Uygulama Tebliği'ni (SUT) hala yayınlamadı. Ticari kaygıları artık bir kenara bıraktık.

Ayakta kalma mücadelesi veriyoruz. Çünkü, hayati önem taşıyan bir sağlık hizmeti verdiğimiz için bu hizmeti kestiğimizde hastalarımızı ölüme terk etmiş oluyoruz. Bu nedenle özel diyaliz merkezleri, bugüne kadar maliyetlerinin de altında fiyatlarla hizmet sunmayı sürdürdü. Ancak bu fiyatlarla, artık sektördeki kuruluşların ayakta kalması mümkün değil" dedi.
Ülkemizde yaklaşık 55 bin diyaliz hastası bulunduğunu ve bunun 40 bine yakınına tedavi hizmeti sunan sektörün komaya girdiğini vurgulayan Mustafa Işık, "SGK, 300 milyon lira tasarruf etmeye çalışırken göz göre göre, 40 bin diyaliz hastasını ölüm riski ile karşı karşıya bırakıyor. Özel diyaliz merkezleri, teker teker faaliyetlerini durdurmaya başladı. Böyle giderse sektördeki 400 merkezin tamamına yakını, çok kısa sürede kapanacak" diye konuştu.

"10 BİN KİŞİ İŞSİZ KALACAK"

Sektörün 15 bin kişiye istihdam sağladığını kaydeden DİADER Başkanı, "Sektörde, yaklaşık 10 bin çalışan işyerleri kapandığı için çok yakında işsiz kalacak" dedi.

Konuyu Başbakan'a kadar götürdüklerini ifade eden Işık, "Sayın Başbakan'ın konuya göstermiş olduğu hassasiyet ve yakın ilgiye rağmen, maalesef soruna hala bir çözüm getirilmemiştir. Devletimizin bu soruna en kısa sürede bir çözüm bulacağını umut ediyoruz" diye konuştu.

"En son 2005 yılında güncellenen ve 2006 yılında hizmet paketine yapılan ilavelerle reel olarak düşürülen diyaliz hizmeti satın alma fiyatı, halen 138 liradır" diyen DİADER Başkanı, "Biz ise bu hizmeti, ancak 170 liraya mal edebiliyoruz. Ayda yaklaşık 12 tedavi sunduğumuz bir hasta için yaklaşık 400 lira, yılda ise 5 bin lirayı kendi cebimizden ödüyoruz. Yani özel diyaliz merkezleri her yıl 200 milyon lira zarar ediyor. Enflasyon ve diğer maliyet artışları nedeni ile bu rakam her geçen gün artmaktadır.

Vicdani sorumluluğumuz gereği, hastalarımıza hizmet vermek için bugüne kadar direndik. Tüm özkaynaklarımızı da bu yolda tükettik. Artık durum sosyal sorumluluk olmaktan çıktı ve bir iflas tablosuna dönüştü. Bu koşullarda ayakta durma şansımız maalesef kalmadı" dedi.

http://www.yurthaber.com/haber/tasarruf-ugruna-diyaliz-hastalari-olume-terk-ediliyor-209287.htm


Gönderen fantastic, Perşembe, 29 Ekim 2009 17:02, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sophie'nin seçimi" filmi gerçek oldu






"Sophie'nin seçimi" filmi gerçek oldu





Tıpkı 'Sophie'nin Seçimi' filminde olduğu gibi,
çocukları arasında zor bir tercih yapmak zorunda kalan anne, kızının yaşaması
için de kadavra bekliyor.


 





ANTALYA (İHA) - Gaziantep'te fıstık tarlalarında çalışarak
geçimini sağlayan ve daha önce de bir oğlunu böbrek yetmezliği
sebebiyle kaybeden bir anne, böbrek yetmezliği çeken 2
çocuğundan birine böbreğini verdi. Tıpkı 'Sophie'nin Seçimi'
filminde olduğu gibi, çocukları arasında zor bir tercih yapmak
zorunda kalan anne, kızının yaşaması için de kadavra bekliyor.


Başrolünde ünlü aktrist Meryl Streep'in rol aldığı Oscar ödüllü film Sophie'nin
Seçimi'nde Nazi Almanyası'nda eski Çekoslavakyalı bir Yahudi kadının yaşadıkları
anlatılıyor. Sophie isimli kadının 2 çocuğundan birini Nazilere vermeye
zorlanmasını konu alan filmde, bir annenin zor seçimi anlatılıyordu.


Sophie'nin Seçimi'ne benzer bir hikaye de Antalya'da yaşandı. Gaziantep'te
fıstık tarlasında 5 TL yevmiye ile çalışan 45 yaşındaki Emine Taşatan'ın 2 oğlu
Ahmet ve Şerif Taşatan ile 20 yaşındaki kızı Hülya Kapıcı, genetik bir şekilde
görülen ve tıp litaretüründe Juvenil Nefronofitizi diye tanımlanan böbrek
yetmezliği çekmeye başladı.

Böbrek yetmezliği çeken 3 kardeşten Şerif
Taşatan, uygun böbreğin bulunanaması üzerine 6 yıl önce hayatını kaybetti. Bir
oğlunu kaybetmenin acısını yaşayan Anne Emine Taşatan, cebine koyduğu 70 TL ile
Antalya'ya geldi. Çocuklarının karnını bile doyurmakta zorluk çektiğini söyleyen
Taşatan, Akdeniz Üniversitesi'ne gelerek nakil için başvurdu.


ANNENİN
2 KARDEŞ ARASINDAKİ ZOR TERCİHİ

Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli
Merkezi'nde yapılan testlerin ardından kardeşler 20 yaşındaki Hülya Kapıcı ve 14
yaşındaki Ahmet Taşatan'a dokuların uyumlu olduğu belirlendi. Kardeşler arasında
hangisine böbreğini vereceği konusunda tercih yapmakta zorlanan anne Emine
Taşatan'a doktorlar, böbreğini durumu daha kritik olan ve acil böbrek nakli
olması gereken Ahmet Taşatan'a vermesi gerektiğini belirttiler.


BİR OĞLUNU KAYBETTİ, DİĞERİNE HAYAT VERDİ

Akdeniz
Üniversitesi'nde yapılan başarılı bir ameliyat ile anne Emine Taşatan'ın böbreği
oğul Ahmet Taşatan'a nakledildi. Oğlunun hayata yeniden 'merhaba' demesini
sağlayan anne Emine Taşatan, evli olan kızı için de kadavra beklediklerini
söyledi. Çocuklarının sağlığı için ceplerinde 70 TL ile Antalya'ya tedavi olmaya
geldiklerini söyleyen anne, tek isteğinin diğer kızının da sağlığına kavuşması
olduğunu söyledi. Çocukları arasında tercih yaparken çok zorlandığını söyleyen
anne Taşatan, "Böbreğe acil ihtiyacı olduğu için ve küçük olduğu için oğlumu
tercih ettim."dedi.

Böbrek nakli ile yeniden hayata 'merhaba' diyen oğul
Ahmet Taşatan ise, "Hastalığımdan dolayı okulumu 4 yıl önce bırakmak zorunda
kaldım. Artık okuluma geri dönmek istiyorum. Okuyup doktor olmak istiyorum.
Hastaneden çıkıp eski günlerde olduğu gibi koşup arkadaşlarımla futbol oynamak
istiyorum" dedi.

"KARDEŞİMİN KURTULMASINI İSTEDİM"


Böbreğin 2 kardeşe de uyduğunun belirlenmesinin ardından annesinin böbreğinin
kardeşine nakledilmesini söylediğini belirten abla Hülya Kapıcı, "Kardeşimin
hayatı benim için daha önemli. O sebeple böbreğin kardeşime takılmasını istedim"
dedi.

Ameliyatı yapan ekipteki Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk
Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Sema Akman, Ahmet Taşatan'ın sağlık durumunun iyi
olduğunu söyledi. Annenin zor bir seçim içerisine girdiğini söyleyen Akman,
"Üniversite olarak çocuk nakillerine büyük özen gösteriyoruz. Son bir hafta
içerisinde 6 çocuğa böbrek nakli gerçekleştirdik" dedi.




Gönderen fantastic, Pazar, 16 Ağustos 2009 03:34, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Kalbini çanta gibi yanında taşıyor

A.A
1 Ağustos 2009





Kalbini çanta gibi yanında taşıyor

Kalp hastası İsmail Çıvgın, kendisine nakledilecek uygun kalp bulunamayınca, yanında çanta içinde taşıdığı yapay kalple hayatta kalmaya çalışıyor.

MANİSA’nın Saruhanlı İlçesi Halitpaşa Beldesin’de İsmail Çıvgın’a, 2005 yılında nefes darlığı nedeniyle gittiği doktorda kalp yetmezliği teşhisi konuldu, iki ay önce de ameliyatla yapay kalp takıldı. Uygun kalp bulunduğu haberi gelinceye kadar kalbini yanında çanta gibi taşıyacağını anlatan Çıvgın, “Ya ölümü beklemeyi ya yanımda kalbimi çanta gibi taşımayı seçecektim. Ben umudu ve hayatı seçtim” diye konuştu. Çıvgın, “4 yıl önce fabrikada çalışırken birden nefesim daraldı. Göğsümde yanma oldu, soluk alamamaya başladım. Manisa’da hastaneye gittim. Rahatsızlığıma kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Bunun ardından İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 1 ay tedavi gördüm. 3 yıl boyunca sıkıntı yaşamadım, iyileştiğimi düşündüğüm sırada yeniden aynı şikayetle hastaneye gittim. Doktorlar, 3 gün içinde ameliyat olmazsam hayatımın tehlikeye gireceğini söyledi. Uygun kalp bulununcaya kadar yapay kalple yaşamayı kabul ettim.”

Kalp pompaları kas gibi çalışıyor

TÜRKİYE’de 500 bin dolayında kalp yetersizliği sorunu bulunan hasta var. Her yıl bunların 2500-3000’i yaşamlarını sürdürebilmek için kalp nakli olmak zorundalar. Ancak sadece yüzde 1-2’sine organ bulunabiliyor. Pompaların temel işlevi kalbin görevini üstlenmek. Akciğerlerden kalbe gelen temiz kanı, kalp kası gibi çalışarak aort damarına pompalıyor. Böylece kanın vücutta dolaşmasını sağlıyor.




Gönderen fantastic, Pazar, 02 Ağustos 2009 18:20, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Halime nakil için doktorunu bekliyor

Halime nakil için doktorunu bekliyor

Başkent
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın gözaltına alınması en
çok 11 yaşındaki Halime Sert'i üzdü. Çünkü Haberal, karaciğer hastası
Halime'ye dün saat 07.00'da Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde
karaciğer nakliyle hayat verecekti.

ic6
İlköğretim
6'ncı sınıf öğrencisi Halime, Haberal'ın kendisiyle sürekli
ilgilendiğini ve şakalaştığını söyleyerek, 'Çok iyi biriydi. Bir önce
gelmesini istiyorum' dedi. Ameliyata giremeyen küçük kıza şimdi
doktorlar moral vermeye çalışıyor. Ünlü profesörün organ nakli yaptığı
13 yaşındaki Elif Moral de, 'Her gün gelir benimle ilgilenirdi. Bir an
önce gelmesini bekliyorum' dedi.
Mehmet Haberal'ın ekibinde yer alan
Prof. Dr. Hamdi Karakayalı da Haberal'ın bu hafta 5 organ nakli
ameliyatına gireceğini belirterek şunları söyledi: 'Haberal olmadan
ameliyatları nasıl yapacağız bilmiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık.
Emniyet'teki kısa görüşmede bana isim isim hastalarını sordu.
'Hastaların moralini bozmayın' dedi. ' Kıvanç EL / ANKARA

AKP'li vekilin de hayatını kurtardı
Ergenekon
soruşturması kapsamında gözaltına alınan Prof. Dr Mehmet Haberal, bir
dönem önce AKP Mardin Milletvekili olan Beşir Hamidi'nin de hayatını
kurtarmıştı. İki böbreği de iflas etmek üzere olan Hamidi'ye böbrek
nakli yapan Haberal, Türkiye'de de bir ilke imza atmıştı.
Beyin
ölümü gerçekleşen bir kişinin organlarını aynı hastanede ve aynı anda
altı hastaya nakleden Prof. Dr. Haberal, karaciğer, kalp, böbrek ve göz
korneası nakillerinin tamamında başarı sağlamıştı.
Organ nakli
konusunda Türkiye'nin sayılı cerrahlarından olan Prof. Dr. Mehmet
Haberal'ın ameliyatının ardından dönemin AKP Mardin Milletvekili Beşir
Hamidi, 'Kendimi ilk kez dünyaya gelmiş gibi hissediyorum' yorumu
yapmıştı. ANKARA




Gönderen fantastic, Cuma, 24 Nisan 2009 06:07, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Bahar Baş'ın organları 3 kişiye hayat verdi

Ordu`da beyninde tümör nedeniyle hayatını kaybeden 15 yaşındaki Bahar Baş`ın organları 3 kişiye hayat verdi.

Ordu Devlet Hastanesi`nde beyninde tümör olan Bahar`ın geçen hafta beyin ölümü gerçekleşmesi üzerine ailesi tarafından organları bağışlandı. Baş ailesi hastane yönetimi ile görüşerek, kızlarının organlarını bağışlamak istediklerini bildirdi. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı`nın organizasyonunda durum Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi`ne bildirildi. OMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Sarıkaya ve Yrd. Doç. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu, Bahar`ın böbreklerini başarılı bir ameliyat ile
aldı. Alınan böbrekler 1 gün sonra, böbrek nakli bekleyen Hasan Yıldırım (30) ile Havva Civelek`e haber verildi ve aynı gün içinde ameliyatları yapıldı. Bahar`ın 2 böbreği Samsun`a gelirken, karaciğerinin ise Erzurum`a gönderildiği bildirildi.

Yaklaşık 6 gün önce ameliyatla böbrek nakli yapılan Hasan Yıldırım, "12 yıldır böbrek organ nakli bekliyordum. Bir telefonla hayatım değişti. Organ nakline ihtiyacım vardı. Şimdi çok iyiyim. Emeği geçen herkesten Allah razı osun. Bize organlarını veren kişinin ailesine de özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bunun yaygınlaşmasını istiyoruz" dedi.

Çok mutlu olduğunu dile getiren Havva Civelek, 7 yıldır böbrek tedavisi gördüğünü söyledi. Artık yaşama daha çok sarıldığının altını çizen Civelek, "Böyle bir şeyin olmasını hiç beklemiyordum. Şansım olmaz derdim. Organ naklinin olacağını duyduğum zaman ağladım ve şimdi çok mutluyum. Bahar kardeşimizi Allah ahiret hayatında bunaltmaz inşallah. Ailesine de ayrıca çok teşekkür etmek istiyorum. Organ nakli yaygınlaşmalı çünkü bizim gibi organ nakli bekleyen binlerce kişi var" diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak Ordu`da ki hastaneden organları aldıklarını dile getiren OMÜ Tıp Fakültesi Üroloji Bölümü Yrd. Doç. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu, 2 böbreği aldıktan sonra üniversiteye geri döndüklerini açıkladı. 26 Şubat Perşembe günü de 2 hastaya böbrek nakli yapmak üzere ameliyata aldıklarını kaydeden Yakupoğlu, "Başarılı bir şekilde böbrek nakillerini yaptık. Ameliyat 2.5 saat başarılı bir şekilde sürdü. Ameliyattan sonra hastalarımız 6. günde ve gayet sağlıklı. İnşallah hastamızı en kısa ede taburcu edeceğiz. Organ naklinin artırılmasında çok büyük fayda var. Sadece Samsun`da bin civarında hastamız var. Bu yıl verilere baktığımızda Türkiye`de 55 bin böbrek hastası var. Türkiye`de diyaliz için harcanan para ise yılda 1.5 milyar dolar civarındadır. Biz bu hastalara organ nakli yapabilirsek hem yaşam sürelerini uzatıyoruz hem de tedavi masraflarını 3`te 1 oranında azaltmış oluyoruz" şeklinde konuştu.


Gönderen fantastic, Salı, 10 Mart 2009 08:02, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Düğün öncesi el ele diyalize girdiler



03-10-2008
Muğlanın Fethiye İlçesindeki özel bir diyaliz merkezinin düzenlediği yılbaşı partisinde tanışan böbrek hastası Zonguldaklı 27 yaşındaki İlkgül Kaya ile 33 yaşındaki Sonder Dalgıç, düğünleri öncesi el ele tutuşarak diyalize girdi

Zonguldakta oturan İlkgül Kaya, 10 ay önce Özel Fethiye Diyaliz Merkezinin böbrek hastaları için düzenlediği tatil kampanyasına katıldı. Kampanya kapsamında Fethiyede tatilini geçiren İlkgül Kaya, Özel Fethiye Diyaliz Merkezinin, konakladığı otelde düzenlediği yılbaşı partisinde, aynı merkezde diyalize giren Fethiyeli böbrek hastası Sonder Dalgıç ile tanıştı. Birbirlerine aşık olan gençler, 4 ay boyunca Fethiyede tanışmalarına vesile olan diyaliz merkezinde birlikte diyalize girdi. Çift, bir süre sonra evlenmeye karar verdi. Mali müşavir yanında muhasebeci olarak çalışan Sonder Dalgıç, Zonguldaka gelerek İlkgül Kayayı ailesinden istedi. Ailelerin de onay vermesi üzerine çift 5 Temmuzda nişanlandı.

Bugün Özel Can Diyaliz Merkezinde yan yana diyalize giren ve el ele tutuşan çift evlilik heyecanı yaşadı. Diyaliz merkezi çalışanlarının tebriklerini kabul eden Sonder Dalgıç, 10 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle haftanın 3 günü 4er saat diyaliz tedavisi gördüğünü belirterek, �İlkgül ile 10 ay önce Fethiyede tanıştık. O, benim diyalize girdiğim merkezin düzenlediği tatil kampanyası kapsamında Fethiyeye gelmiş. Kaldığı oteldeki yılbaşı partisinde tanıştık. Birbirimize görür görmez aşık olduk. Birlikte dans ettik. Sonra tatil boyunca birlikte diyalize girdik. Sonra ben sevdiğimi ifade ettim ve evlenmek istediğimi söyledim. Ailesiyle de görüştük. Aileler de olumlu baktı. 5 Temmuz da nişan yaptık. Bu akşam da düğün yapacağız� dedi.

23 yaşında diyalizle tanıştığını, bu yaşına kadar da evlenmeyi hiç düşünmediğini anlatan Dalgıç, Hastalıkla ilk tanıştığımda zorlandım. Psikolojik olarak etkilenmiştim. Sonra bunun dünyanın sonu olmadığını düşündüm. İlkgül ile de tanışınca evlenmeye karar verdim. Çok güzel bir duygu, çok mutluyum� diye konuştu. İlkgül Kaya da çok mutlu olduğunu söyledi.

alinti http://www.genelhaberler.com/haber.php?id=14537




Gönderen fantastic, Cumartesi, 17 Ocak 2009 02:50, Yorumlar(0), Hepsini Oku
O DÜNYACA ÜNLÜ BİZ BİR HABERİZ !

O, dünyaca ünlü biz bihaber!


O, dünyaca ünlü biz bihaber!

Dünya
onu konuşuyor ruhumuz bile duymuyor!!!
Başta kanser olmak üzere birçok önemli sağlık problemlerine
buluşlarıyla damga vuran Türk bilim adamı Dr. Seçkiner Görgün’ün
konferansına katılmak için dünya peşinde koşarken ruhumuz bile duymuyor



Dahi Türk Maltepeli


Sağlık ve endüstriyel alanda gerçekleştirdiği buluşlarıyla dünyaca ünlü İtalyan Savunma Sanayinin önde gelen isimlerinden
Galileo Avionica da uzun yıllar Türk bayrağını dalgalandıran dahi Türk
kalp cerrahı Dr. Seçkiner Görgün,son mucitliğiyle dünyayı peşinden
koşturuyor.



Gerçekleştirdiği
tıbbi ve endüstriyel alanda (tıp, uzay, havacılık,askeri) buluşlarıyla
gururumuz olan Dr. Seçkiner Görgün’e ait bir çok mucitlikler
bulunuyor.Uzun yıllar çalıştığı İtalya’dan yurda döndükten sonra
İtalyanları peşinde koşturduktan sonra yaşadığı Maltepe’de İtalyanlar onun için geçtiğimiz yıllarda bir laboratuar kurmuştu.



Kanser,böbrek, MS, kemik erimesi hastalarına müjde


Birçok icadına son olarak eklediği GEMM THERAPY adını verdiği(modüle edilmiş elektro manyetik dalga jeneratörü) ile
başta çok önem verdiği kanserli hastaların tedavisi için kullanılan bu
cihaz sadece radyo dalgası diyen Dr. Seçkiner Görgün GEMMY ile ilgili
olarak şu açıklamayı yaptı: “ Başta kanserli hastaların
tedavisi için gerçekleştirdiğim bu buluş ile hastaya dokunan hiçbir
materyal bulunmuyor ve acıtan bir şey yok. GEMM THERAPY’de hasta
yatıyor ve yatağının üzerinde radyo anteni gibi bir anten bulunuyor. Bu
sistemle kanserli hücreleri yerinde hapis ediyoruz ve yok ediyoruz.
Halbuki diğer sistemlerde kanserli hücrelere hücum yapılıyor ve bu
hastaya başka türlü yan etkilerle tesir ediyor. GEMM THERAPY, kanserin
yanı sıra kemik erimesi, böbrek hastalığı, MS, kazalara bağlı olan
büyük yanıklar, Pankreteit, kısırlık, Behçet ve AiDS hastalığına
yönelik bir modüle edilmiş elektro manyetik dalga jeneratörüdür.
Kesinlikle hiçbir yan etkisi yoktur.”



Bir
Türk doktorunun buluşu olarak tarihe imza atan GEMM THERAPY ile ilgili
olarak ekim ayının ilk haftasında ABD Boston’da yapılacak olan
konferansta, dünyanın dört bir yanından gelen bilim adamlarına ve
sektör temsilcilerinin karşısına bir Türk olarak çıkıp konferans
verecek olan Dr. Seçkiner Görgün’e, ne yazık ki ülkemizde ilgi gösteren
hiçbir kurum ve kuruluş bulunmuyor. Dünya onun peşinde koşarken bizim
ruhumuz bile duymuyor.


ASU YAZ (ÖZEL)


 



Ayrica bknz. BÖBREK YETMEZLİĞİNDE DEVRİM YARATACAK
İLERLEME


http://www.sgorgun.net/documents/16_bobrek_roportaji.pdf










Gönderen fantastic, Pazartesi, 08 Aralık 2008 09:43, Yorumlar(0), Hepsini Oku
600 YTL'LIK DİYALİZ REZALETİ



ECZACILAR ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında imzalanan ve 1 Temmuz'dan itibaren yürürlüğe giren protokol, diyaliz hastalarının hayatlarını riske soktu. Daha önce belirli hastanelerde satılan ve ödeme kolaylığı sağlanan periton diyaliz setlerinin yeni sözleşmeyle çok sayıda eczanede satılmaya başlanması nedeniyle, hastalar artık bu setleri peşin para ile almak zorunda kalıyor. Ancak 600 YTL'ye ulaşan bedeli birçok hasta ödeyemiyor.

'ÖLMEK İSTEMİYORUM'
SADECE İzmir'de evde diyaliz yapan 350 böbrek hastası var. Bunlardan biri de Sinem Korkmaz (16). Böbrek yetmezliğinden ölen babasının emekli maaşıyla geçindiklerini belirten Korkmaz, "Set parasını ödeyemiyoruz. Beni birkaç gün daha idare edecek setim kaldı. Diyalize giremezsem ölürüm" dedi.

Erkan DOĞAN (MERKEZ)
http://www.takvim.com.tr/2007/07/20/gnc145.html


Gönderen fantastic, Pazar, 17 Ağustos 2008 10:29, Yorumlar(0), Hepsini Oku
BÖBREK NAKLİNDE DERMANI YURT DIŞINDA ARAMAYIN

Uluslararası Üremik Araştırmalar ve Toksisite Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, “az gelişmiş ülkelerde, para karşılığında edinilen böbreğin vücuda uyum sağlama şansının, Milli Piyango ikramiyesi kadar düşük bir oran” olduğunu söyledi.

AA
Güncelleme: 11:32 TSİ 19 Mart 2008 Çarşamba

ADANA - Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji ve Hipertansiyon Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yahya Sağlıker, “Az gelişmiş ülkelerde böbrek nakli yaptıranların birçoğunda, operasyonun sağlıksız koşullarda gerçekleştirilmesi nedeniyle Hepatit B, Hepatit C ve AIDS gibi hastalıklara yakalanma riski bulunuyor” uyarısında bulundu.

Aynı zamanda Uluslararası Üremik Araştırmalar ve Toksisite Derneği Genel Başkanı olan Prof. Dr. Yahya Sağlıker, her biri 50 ila 100 gram arasında değişen ağırlığa sahip böbreklerin, insanın yaşamsal fonksiyonunda büyük öneme sahip olduğunu ve dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de böbrek hastası sayısının hızla arttığını söyledi.

Son tespitlere göre böbrek hastalığı görülme sıklığının yüzde 10’u bulduğunu belirten Sağlıker, “Türkiye’deki böbrek hastası sayısı 5 milyon 600 bin civarında. Bu çok korkunç bir rakam. Bunların tedavilerine önem verilmezse kısa süre sonra diyaliz makinelerine bağlanmak zorunda kalacaklar ve böbrek nakli adayı olacaklar” dedi.

Son yıllarda birçok hastanın yasal olmayan yollarla böbrek edinmeye çalıştığını, bunun doğru olmadığını belirten Sağlıker, şöyle konuştu:
“Örneğin Mısır, Irak, İran, Pakistan ve Hindistan gibi ülkelere giden hastalarımız var. Bu ülkelerde ekonomik durumu zayıf olan sağlıklı kişiler, 5 bin ve 100 bin dolar arasında değişen para karşılığında böbreklerinden birini verebiliyor. Ancak, bu ülkelerde böbrek nakli yaptıranların birçoğunun, operasyonun sağlıksız koşullarda gerçekleşmesi nedeniyle Hepatit B, Hepatit C ve AIDS gibi hastalıklara yakalanma riski bulunuyor. Bazen, tetkik ve doku grupları incelemesi bile yapılmıyor. Alınan iki damla kan bir masanın üzerine konup kürdanla karıştırılarak uyup uymadığına karar veriliyor. Bu yolla böbrek nakli yapılan hastalarımız Türkiye’ye döndüklerinde ise tekrar sağlık kuruluşların yoğun bakım ünitelerinde yatmak zorunda kalıyor. Nakledilen böbrekler de geri alınıyor. Az gelişmiş ülkelerde para karşılığında edinilen böbreğin vücuda uyum sağlama şansı, Milli Piyango ikramiyesi kadar düşük bir oran.”

Sağlıker, bu ülkelerdeki yasa dışı uygulamalar dolayısıyla kesin nakil sayısının bilinmediğini, Türkiye’de ise son 10 yılda yaklaşık 6 bin kişiye böbrek nakli yapıldığını, bu operasyonlarda yüzde 90 oranında başarı sağlandığını ifade etti.

“EN AZ 60 BİN HASTA BÖBREK BEKLİYOR”
Türkiye’de böbrek bekleyen hasta sayısının en az 60 bin olduğunu, sayının gelecek yıllarda katlanarak artacağının tahmin ettiklerini belirten Sağlıker, şunları kaydetti:
“Türkiye’de hipertansiyon sıklığı yüzde 20 seviyesinde. 17 milyon 500 bin hipertansiyon hastası var. Şeker hastalarından üçte biri de ilerleyen zamanlarda ciddi böbrek hastalığına yakalanıyor. Kötü gıdaların alınmasını da bu olumsuzluklara eklersek, böbrek hastası sayısındaki olası artış konusundaki endişemiz anlaşılmış olur.”

Konunun ciddiyetinin yeterince farkına varılmadığını anlatan Sağlıker, gerekli girişimlerde bulunulmaması halinde Türkiye’de yaklaşık 5 milyon 600 bin olan böbrek hastası sayısının her geçen yıl artacağı endişesi taşıdıklarını bildirdi.

Sağlıker, 13 Mart’ın Dünya Böbrek Günü olarak kutlandığını anımsatarak, hastalara sadece bir gün değil yılın 365 günü gerekli değerin verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.


alinti : http://www.ntvmsnbc.com/news/438732.asp#storyContinues


Gönderen fantastic, Perşembe, 07 Ağustos 2008 07:46, Yorumlar(0), Hepsini Oku
KALP NAKLİ BEKLERKEN VEFAT EDEN GAZETECİ HALİSE DİNÇ'E GÖZÜ YAŞLI VED

KALP NAKLİ BEKLERKEN VEFAT EDEN GAZETECİ HALİSE DİNÇ'E GÖZÜ YAŞLI VEDA



Kalp Nakli Beklerken Kaldırıldığı Yoğun Bakımda Hayatını Kaybeden Gazeteci Halise Dinç, Gözyaşları Arasında Son Yolculuğuna Uğurlandı. Berat Dinç Eşinin Organ Nakli Olmadığı İçin Vefat Ettiğini Belirterek, "Bizim Başımıza Gelen Kimsenin Başına Gelmesin" Dedi. Mesai Arkadaşları da Dinç'i Cenaze Aracına Karanfil Atarak Uğurladı.

Kalp nakli beklerken kaldırıldığı yoğun bakımda hayatını kaybeden gazeteci Halise Dinç, gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı. Berat Dinç eşinin organ nakli olmadığı için vefat ettiğini belirterek, "Bizim başımıza gelen kimsenin başına gelmesin" dedi. Mesai arkadaşları da Dinç'i cenaze aracına karanfil atarak uğurladı.

Hamilelik döneminde gelişen kalp yetmezliği nedeniyle nakil beklediği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'nda yoğun bakımda hayatını kaybeden gazeteci Halise Kotan Dinç (32) son yolcuğuna uğurlandı. Dinç için Tuzla İçmeler Evliya Çelebi Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene Dinç'in eşi Berat Dinç, ağabeyleri, yakınları, mesai arkadaşları ve sevenleri katıldı. Dinç'in 4.5 yaşındaki oğlu Baran camiye getirilmezken, eşini kaybeden Berat Dinç, Halise Dinç'in hastalığı

boyunca yanında olduğunu belirterek, "Gördüm ki orada eşimin bağlı bulunduğu yoğun bakım ünitesinde yatan diğer hastalar da organ bekliyor. Dinimizde günah olmadığını söyleyen hocalar var. Bizim başımıza gelen kimsenin başına gelmesin. Eşim organ bağışı olmadığı için vefat etti. Bizim yaşadıklarımızı umarım ki hiç kimse yaşamaz" diye konuştu.

Bir hayli üzgün olduğu gözlenen Dinç'in arkadaşları tören boyunca gözyaşlarına hakim olamadı. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından tabut omuzlarda taşınıp cenaze aracına konulduğunda Halise Dinç'in mesai arkadaşları ellerindeki karanfilleri attı. Genç gazeteci Halise Dinç, buradaki törenin ardından Aydınlı Mezarlığı'nda defnedildi.

Gencdiyaliz ailesi olarak KALP NAKLİ BEKLERKEN VEFAT EDEN GAZETECİ HALİSE DİNÇ'E Allah'tan rahmet ailesine kolaylikllar diliyoruz keşke ülkemizde yeterince organ bağışı olsaydıda böyle değerleri kaybetmemiş olsaydık.Oysa organ bağışı için yapılması gereken tek şey Ailenize ve Sevdiklerinize organ bağışını vasiyet etmek.....


Gönderen fantastic, Cumartesi, 12 Temmuz 2008 01:24, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Diyaliz Ünitesinde Hepatit C İddiası

Diyaliz Ünitesinde Hepatit C İddiası



Kastamonu'da Bir Özel Hastanenin Diyaliz Merkezi'nde Tedavi Gören 57 Hastanın Bir Çoğuna Hepatit C Virüsü Bulaştığı İddia Edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan Gelen Üç Kişilik Bir Heyet Hastanede İnceleme Yaptı.
Kastamonu'da bir özel hastanenin diyaliz merkezi'nde tedavi gören 57 hastanın bir çoğuna Hepatit C virüsü bulaştığı iddia edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan gelen üç kişilik bir heyet hastanede inceleme yaptı.

Özel Uğurlu Hastanesi Dr.Salim Esen Diyaliz ünitesinde yaklaşık 57 hastanın tedavi gördüğü, bu hastalardan birçoğuna hepatit C virüsü bulaştığı iddia edildi. Bakanlık tarafından görevlendirilen üç kişilik bir heyet Kastamonu'da başta Uğurlu Hastanesi Dr.Salim Esen Diyaliz Ünitesi olmak üzere tüm hastanelerin diyaliz ünitelerinde incelemeler yaptı. Alınan kan örneklerinin Ankara'ya götürüldüğü, incelemelerin sonucunun kısa zamanda açıklanacağı belirtildi.

Uğurlu Hastanesi Başhekimi Dr.Salim Esen Diyaliz Ünitesi Sorumlu Hekim Ahmet Zafer Ergün, bazı çevrelerin bu konuyu çok büyüttüğünü olayın aslının saptırıldığını söyledi. Bakanlığın diyaliz hastalarıyla ilgili üç ayda bir Anti HCN testi istediğine dikkat çeken Zafer Ergün, anti HCN testinden net sonuç alamadıklarından dolayı HCVRNA testini yaptıklarını belirtti. Hem bilimsel hem de hastalarının net durumunu öğrenmek için HCVRNA testini yaptıklarını anlatan Ergün şunları söyledi:

"Biz hastane olarak araştırmayı kendimiz yaptık. Amacımız hem bilimsel anlamda bir araştırma yapmak hem de hastalarımızın durumunu net bir şekilde öğrenmekti. Bakanlık bizden böyle bir şey istemedi. Bu testin maliyetinin yüksek olmasına rağmen hiçbir hastamızdan ücret talep etmedik. Çıkan sonuç yüksek olunca durumu bakanlığa bildirdik."

15 hasta üzerinde yaptıkları HCVRNA testi sonucuna göre 15 hastanın 10'nunda daha hepatit C virüsüne rastladıklarını ifade eden Ergün, durumu sağlık bakanlığına bizatihi kendilerinin bildirdiklerini söyledi. Şu anda Diyaliz ünitesinde 8 daimi hastanın yanı sıra yeni yapılan testler sonucuna göre hepatit C hasta sayılarının 18'e ulaştığını kaydetti.

Bakanlıktan üç kişilik bir heyetin geldiğine de dikkat çeken Dr. Ahmet Zafer Ergün, "Bakanlık müfettişleri gerekli çalışmaları yaptılar. Olaya el koymuş bulunuyorlar. Son sözü onlar söyleyecektir." diye konuştu. Diğer yandan isim vermek istemeyen hasta yakınları, Uğurlu Hastanesi Dr.Salim Esen Diyaliz Ünitesi yetkililerinin durumlarını yaklaşık bir aydır bildiklerini, bu durumu kendilerinden saklamalarının hasta haklarına aykırı olduğu için hastaneye dava açacaklarını ifade ettiler.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Sağlık Bakanlığı, hastaneye gönderilen bilimsel kurulun inceleme yaptığını, gerekli önlemlerin alındığını belirtti. (Cihan Haber Ajansı) 03.05.2008 18:48 [1335455]



Gönderen fantastic, Perşembe, 22 May 2008 04:39, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Diş kanaması böbrek nakli yaptırmadı

Diş kanaması böbrek nakli yaptırmadı
KOCAELİ (İHA) - Kocaeli'de diyaliz hastası bir şahsa uygun böbrek bulunmasına rağmen dişlerindeki kanamadan dolayı organ nakli yapılamadı.
Sebahattin Ayer (38), genç yaşta kaynakçı olarak çalıştığı fabrikada rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Bel ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırılan Ayer'in 2 böbreğinin de iflas ettiği belirlendi. Bir süre diyalize giren şahıs, böbrek nakli için bir sağlık kuruluşuna başvurdu. Kısa sürede uygun böbrek bulunan Ayer'in dişlerindeki kanamalar yüzünden nakil yapılamadı.

Hastalığının ilk dönemlerinde Kocaeli'de diyaliz merkezi olmadığı için 6 yıl boyunca İstanbul'a gidip gelen Ayer, Kocaeli Devlet Hastanesi'nde diyaliz servisinin hizmete girmesiyle birlikte haftada 3 gün diyalize bağlanıyor. 22 yıldan beri diyalize bağlı yaşayan evli ve 3 çocuk babası Sebahattin Ayer, iş bulup çalışamadığı için aldığı özürlü maaşı ve çevreden gelen yardımlarla geçimini sağlamaya çalışıyor.
alinti : mynet


Gönderen fantastic, Salı, 25 Mart 2008 08:42, Yorumlar(0), Hepsini Oku
Diyalize bağlı yaşadım ama okulu bırakmadım

Diyalize bağlı yaşadım ama okulu bırakmadım



Bugün Dünya Böbrek Günü! Doğuştan böbrek hastası olan ve sekiz yıldır diyaliz makinesine bağlı olarak yaşayan Esra Özgen, çocuk hastalara seslendi: Okulu kesinlikle bırakmayın! Mücadeleden vazgeçmeyin ve hayalleriniz için savaşın!..

Özgen Ailesi'nin en küçük ferdi olan Esra Özgen, doğuştan böbrek hastası. Doktorlar, henüz 2 yaşındayken 'sistinosis' teşhisi konulan Esra'nın böbrek nakli olmasının mümkün olmadığını söylediler. Esra, tam 8 sene boyunca her gün 13 saat diyalize bağlı yaşadı. Türkiye'de her 100 böbrek hastası çocuktan sadece biri eğitimine devam edebilirken, o zoru başardı ve okuluna bir gün olsun ara vermedi.

Azimle mücadele etti
Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Alp Gürkan, Esra'nın hastalığına Türkiye'de çok nadir rastlandığını belirtti ve minik kızın gün geçtikçe daha da iyileştiğini söyledi. Annesinin kendisine verdiği böbrek sayesinde hastaneden taburcu olmaya hazırlanan Esra, azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağının canlı kanıtı gibi...

* 7 yaşında diyalize bağlandın. Şimdi 15 yaşındasın. Bu 8 yıllık tedavi süreci, seni nasıl etkiledi?

Bebekliğimden itibaren her gün ilaç kullandığım için bir şeylerin farkındaydım. Fakat diyalizi kabul etmedim. Okula gitmek istiyordum. Diyaliz ne demek bilmiyordum. Tek isteğim bir an önce hastaneden çıkmaktı. Annem, babam, ablalarım, doktorlarım ve psikologlar bana çok destek oldu. Onların sayesinde daha kolay kabullendim diyalizi...

* Sana neler yasaklandı?

Patates kızartması, cips, ayran ve su başlıca yasaklardı. Okulda arkadaşlarım ayran içerken onlara özenerek bakardım. Benim yüksek tansiyonum vardı. Ben sadece annemin yaptığı tuzsuz ayranı içebiliyordum.

Hiç hasta olmadım ki!

* Bu yasaklarla yaşamak, seni çok zorlamadı mı?
Ben hiçbir zaman bir hasta gibi yaşamadım. Her zaman pozitif oldum. Okulumu bir gün bile bırakmayı düşünmedim. Her gün annem beni okula götürdü, getirdi. Her hafta sonu sinemaya gittim. Sadece akşamları 13 saat diyalize bağlanmak beni üzüyordu ama onun dışında hep mutluydum.

* Hastalığı kabullendin yani?
Hayır, aksine hastalığı hiçbir zaman kabul etmedim. Bana, "Sana böbrek nakli yapılamaz" dediklerinde bile ümidimi kaybetmedim. Ailem yanımdaydı. İyileşeceğime inandık.

* Okulu ve diyalizi birarada götürmek zor muydu?
Beni okula her sabah annem götürdü, öğleden sonra gelip aldı. Hastaneye kontrole gittiğim günlerde okula gidemiyordum. Arkadaşlarım ve öğretmenlerim bana hep destek oldu. Ben su içemediğim için arkadaşlarım da benim yanımda su içmiyorlardı. Beni üzmemek için, yanımda abur cubur bile yemiyorlardı.

* Kaç yıl bu şekilde yaşadın?

İlk 6 sene ilaç tedavisi gördüm fakat zamanla yetersiz gelmeye başladı. Devamlı yorgundum ve halsizdim. Tansiyonum çıkıyordu. 7 yaşından sonra hayat benim için, makinem, okulum ve ailemden ibaret hale geldi.

* Bu uzun süreçte organ nakli için listeye girdin mi?

15 senedir organ bekleme listesindeydim. Bir kere bile arayan olmadı. Hep umutla bekledim ama olmadı.

Alinti : sabah.com.tr

DİDEM SEYMEN



Gönderen fantastic, Cuma, 14 Mart 2008 02:48, Yorumlar(0), Hepsini Oku
11 yıl sonra bulduğu arkadaşının hayatını kurtardı

03.03.2008 12:18 - Bu haber 6133 kişi, Mynet Haber bugün 1.968.748 kişi tarafından okundu.
11 yıl sonra bulduğu arkadaşının hayatını kurtardı
NEW
YORK – (ANKA ) New York'ta, birbirlerini kaybettikten tam 11 yıl sonra,
internet aracılığı ile yeniden bulan iki sınıf arkadaşından Karl
Celestin, böbrek yetmezliği hastası olan ve durunu giderek kötüleşen
arkadaşı Ricardo Manier'e bir böbreğini vererek, arkadaşının hayatını
kurtardı.

İki arkadaşın yıllar önce New York'un Queens Fresh
Meadows semtinde başlayan dostlukları , aynı okula gitmeleri nedeniyle
daha da perçinleşti. Karl Celestin'in , New York'ta oturdukları
mahalleden, ailevi nedenlerden dolayı, ABD'nin batı eyaletlerinden
Kaliforniya'ya taşınmasından dolayı, iki arkadaşın birbirlerinin
izlerini tamamen kaybetti. Bir kaç ay önce, internet aracılığı ile
birbirlerini 11 yıl sonra yeniden bulan arkadaşlar dostluklarını daha
da ilerlettiler.

Karl, Ricardo'nun 5 yaşından beri böbrek
yetmezliği nedeniyle rahatsız olduğunu biliyordu, ancak yıllar sonra
yeniden bulduğu arkadaşı yaşam ile ölüm arasında bir mücadele veriyor,
ve durumu giderek ağırlaşıyordu.

Karl, durumu giderek kötüleşen
arkadaşına böbreğini vermeye karar verdi. Karl, arkadaşı Ricardo'ya
böbreğini vermek için gerekli testleri yaptırıp, sunuçlarda pozitif
çıkınca, dünyalar onun oldu. Karl , geçtiğimiz Salı günü New York
Presbyterian Hastanesinde gerçekleşen başarılı bir operasyonla, bir
böbreğini yıllar sonra yeniden bulduğu arkadaşına vererek , Ricardo'nun
hayatını kurtardı. 11 yıl sonra hastanede yeniden bir araya gelen iki
arkadaş, hastanenin aynı odasını paylaştı.

Sınıf arkadadaşı
Karl'ın 11 yıl sonra hayatına yeniden girerek yaşamını kurtarması 21
yaşındaki Ricardo'yu oldukça duygulandırdı, dün hastanede bir basın
toplantısı düzenleyen Ricarddo Manier, ‘' İşte gerçek dostluk bu,
aslında dostluktan da öte o artık benim kardeşim. Çok hastaydım,
vücudum neredeyse iflas etmişti, bir kez uyuduğumda, yeniden
uyanmayacak durumdaydım, onun böbreği bana hayat verdi. ‘' diye
konuştu. Ricardo'nun doktoru ise Salı günü gerçekleşen böbrek nakli
operasyonun oldukça başarılı geçtiğini ve yakında hastaneden taburcu
olacağını söyledi. (ANKA)

Alinti : mynet


Gönderen fantastic, Pazartesi, 03 Mart 2008 20:40, Yorumlar(0), Hepsini Oku
3 Sayfalar 1 2 3 


MKPNews ©2003-2008 mkportal.it
 

Gencdiyaliz Sitesi para kazanmak için kurulmuş ticari kaygılarla yapılmış bir site Değildir,Tamamiyle türkiyede organ bağışını çoğaltmak ve bizler gibi ülkemizdeki Diyaliz hastalarına Destek olmak için açılmıştır,Ana misyonumuz paylasimdir,sitedeki bütün materyaller izin alınmak yada kaynak göstermek suretiyle kullanima aciktir. Sitemizde verilen bilgiler tedavi amaçlı değildir,doktor tavsiye yerine geçmez.
 

MKPortal Türkiye


MKPortal M1.1.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.07611 saniyede 66 sorguyla oluşturuldu