">
diyaliz
Bu bölüm, kronik hastalıklarla ilgili genel bilgi sağlamaya yöneliktir; Asla hekim tavsiyesi yerine geçmez, Teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Kaynak :www.hastaokulu.org

Diyaliz Nedir?

BÖBREKLER VE GÖREVLERİ:
İnsan vücudunda , normal bel kemiğinin sağ ve solunda yer alan iki böbrek vardır. Her bir böbrek yaklaşık 12cm uzunluğunda ve 150 gr. ağırlığındadır; ortalama olarak bir yumruk büyüklüğündedir.

Böbreklerin en önemli görevi, kanı zararlı artıklardan temizlemek, vücudun su ve tuz dengesini düzenlemek ve böylece tüm organ ve sistemlerin belirli bir uyum içinde çalışmasını sağlamaktadır. Söz konusu görevler tam olarak yapılmazsa, vücutta zararlıu maddeler, su ve değişik yapıda tuzlar birikir ve kimyasal denge bozulur. Bu durumda , başta kalp ve beyin olmak üzere tüm diğer organlar görevlerini yerine getiremez hale gelir.

Böbrekler, ayrıca çeşitli hormonlar salgılarlar. Bu hormonlar, kan yapımı, kemik gelişmesi ve tansiyonun belirli düzeyde tutlmasına yardımcı olur. Böbrek Yetersizliği durumunda bu hormonların salgılanmasında bozukluklara ek olarak kansızlık, kemik hastalıkları ve tansiyon ayarsızlıkları da ortaya çıkar.

İnsan vücudunda, normalde iki böbrek bulunur; ancak sağlıklı olan ve yeterli çalışan tek bir böbrek de vücudun tüm gereksinimlerini rahatlıkla karşılayabilir.

Böbreklerin görevlerini yapamaz hale gelmeleri ile ortaya çıkan hastalık tablosuna son dönem böbrek yetersizliği yada kısaca üremi denir.
Böbrek yetmezliğinin tedavileri;

  1. Sürekli düzenli Hemodiyaliz
  2. Sürekli Periton diyalizi
  3. Canlı veya kadavra vericilerden (donörlerden) yapılan böbrek naklidir.

x
Diyaliz Nedir? Böbrek yetmezliğinde kanda biriken zararlı maddeleri özel zarlar kullanarak süzmek ve böylece kanı temizlemektir.

Diyalizin iki tipi vardır:
1) Hemodiyaliz (makina diyalizi)
2) Periton diyalizi (karın diyalizi)x1

Hemodiyaliz:
Hemodiyaliz hastanın kanının özel filtreler aracılığıyla temizlenmesidir.Bu amaçla diyaliz cihazları kullanılır ve bu işlem genelde haftada üç kez yapılır. Hemodiyalizde vücuttan 3-4 saat içerisinde 60-80 litre kan diyaliz cihazındaki özel membranlardan geçirilerek vücuda geri verilir. Bu nedenle yüksek kan akımı olan bir damar yolu oluşturulması gereklidir. Damar yolu gereksinimi geçici veya kalıcı olabilir. Geçici damar giriş yolu büyük damarlardan birine kateler yerleştirilmesiyle sağlanır. Kalıcı damar giriş yolları arasında Arterio-Venöz fistüller (AV Fistül) arterio-Venüz greftler (suni damar) ve kalıcı kateterler yer almaktadır.

A.V.fistüller bir atar damar (arter) ile bir komşu toplar damarın (ven) birleştirilmesiyle oluşur. En güvenli ve en uzun süreli kalıcı damar giriş yoludur. A.V. greft ise bu iki damar arasında bağlantı sentetik materyalden elde edilmiş bir tüp greft (yapay damar) kullanılarak sağlanır.
Kalıcı kateterler damarları iyi olmadığondan dolayı fistül açılamayan veya greft takılamayan hastalarda alternatif olarak kullanılır.


Arteriovenöz fistüllerin bakımı:
Hastanın hemodiyaliz cihazına bağlanabilmesi için genellikle el bileğinde açılan arteriovenöz fistülünün dikkatle takip edilmesi gerekmektedir.

Fistülün bulunduğu koldan tansiyon ölçülmemeli, enjektörle kan alınmamalı ve tedavi yapılmamalıdır.
Bu bölgedeki ısı artışı, ağrı, şişlik ve renk değişikliği halinde doktora başvurulmalıdır. Fistülün bulunduğu kolun üstüne yatılmamalı, ağır işler o kolla yapılmamalı ve bu bölgeler darbeden korunmalıdır.

Kateterlerin bakım:
Hemodiyalize acil şartlar altında girmeyi kolaylaştıran ve gerek kasığa (femoral), gerekse boyna (jeguler, subklavyen) yerleştirilen çift lumenli kateterler infeksiyona sürekli açık bölgelerdir. Bu nedenle banyo yaparken kateterin bulunduğu bölgeye su kaçmamasına dikkat edilmeli, pansumanlar temiz tutlmalıdır. Özellikle evden kateterli olarak hemodiyalize gelen hastalar kateterlerin yerinden çıkıp oynamamasına özen göstermelidir.

DİYALİZ NEDİR?
PERİTON DİYALİZİ
SÜREKLİ AYAKTAN PERİTON DİYALİZİ (SAPD)
ALETLİ PERİTON DİYALİZİ (APD)
PERİTON DİYALİZİNİN İYİ VE SAKINCALI YÖNLERİ
PERİTON DİYALİZİ UYGULAMASINDA KARŞILAŞACAĞINIZ SORUNLAR
SAPD İLE GÜNLÜK YAŞAM
SAPD UYGULAMA ORTAMI
İŞ YAŞAMI
SPORTİF AKTİVİTELER
SEYAHAT
BANYO - HAVUZ - DENİZ
ARABA KULLANMAK
CİNSEL YAŞAM
BESLENME
SIVI DENGESİ


Günümüzde böbrek yetersizliği diyaliz yöntemleri ve böbrek nakli ile tedavi edilebilmektedir.


Diyaliz nedir?
Böbrekler yeterince çalışmadığı zaman, idrarla atılması gereken bazı zararlı maddeler (üre, kreatinin gibi) kanda birikir. Kandaki bu zararlı maddelerin ve biriken suyun vücuttan atılması (kanın temizlenmesi) için yapılan tedaviye diyaliz denir.
Diyalizin iki tipi vardır:
1) Hemodiyaliz (kol diyalizi)
2) Periton diyalizi (karın diyalizi)



Periton diyalizi:
Karna takılan plastik bir tüp (karater) ve karın boşluğuna verilen özel bir sıvı (periton diyaliz solüsyonu) aracılığı ile, hastanın periton zarından (karın zarından) yararlanılarak yapılan diyaliz yöntemidir.
Periton zarı, karın duvarını ve karın içindeki tüm organları saran, üzeri delikli, ortalama 1 m2'lik yüzeye sahip, yarı geçirgen bir zardır ve dolayısıyla doğal bir filtredir. Kandaki zararlı maddeler, peritondaki delikler sayesinde, kandan karın boşluğuna doldurulan sıvıya geçer.
Böyle bir tedaviyi uygulamak için böbrek hastalıkları uzmanı veya cerrah tarafından karın boşluğuna yerleştirilen bir kateter kullanılır. Kateter yarıdımıyla periton diyaliz sıvısı karın boşluğuna verilir. Bir süre karında bekletilir. Bu sırada vücuttan atılması gereken üre, kreatinin gibi atık ürünler ve biriken su, periton zarı vasıtasıyla bu sıvıya geçer. Bekleme süresinin sonunda bu sıvı yine kateter vasıtasıyla karından dışarı atılır.
Diyalizde kullanılan sıvılar (solüsyonlar), Y şeklinde bir sete bağlı, bir dolu, bir boş torbadan oluşur. Vücudumuzda biriken atık maddeleri ve suyu uzaklaştırabilmek için diyaliz sıvıları, içinde bulunan glukoz (şeker) miktarına göre 3 türlüdür. Bunlar %1.36 - %2.27 - %3.86 oranında glukoz içerirler. Hangi sıvının kullanılacağına doktorunuz veya hemşireniz karar verecektir.
Periton diyaliz tedavisinin başlangıcında karna verilen diyaliz sıvısının karında belirli bir süre bekledikten sonra karından boşaltılması ve yeni bir diyaliz sıvısının karna doldurulması bir 'değişim işlemi' olarak adlandırılır. Karındaki sıvıyı boşaltmak ve doldurmak için kullanılan set ve torbalara değişim işlemi sırasında bağlanılır.
Periton diyalizinde değişim işlemleri elle veya makine yardımı ile yapılabilir.
Değişim elle yapıldığı periton diyaliz tipi 'Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi' (SAPD), makine yardımı ile yapılan tipi ise 'Aletli Periton Diyalizi' (APD) diye adlandırılır.

Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD):
Sürekli ayaktan periton diyalizi, değişim işlemlerinin, bizzat hasta (veya hasta yardımı muhtaçsa eğitilmiş bir yardımcı) tarafından, elle yapıldığı bir periton diyalizi tipidir. Yani hasta veya yardımcısı tedaviyi bir makineye ve diyaliz merkezine gereksinimi olmaksızın, kendi doktor ve hemşiresinin öğrettiği şekilde, kendi evinde veya iş yerinde, kendisi yapar.
Günlük değişim sayısı, karna verilen solüsyonun hacmi ve içerdiği şeker miktarı ve her değişimde karna doldurulan solüsyonun karında bekleme süresi, hastadan hastaya değişir. Sürekli ayaktan periton diyalizinde genellikle günde 4 veya 5 değişim yapılır. Her değişim işlemi yaklaşık yarım saat sürer. Diyaliz solüsyonunun karında bekleme süresi genellikle gündüz 4-5 saat, gece 8-10 saattir.

Aletli Periton Diyalizi (APD):
Periton diyalizi değişimlerini yapmak için bir makineye (periton diyaliz makinesi) kullanılır. Eğer doktorunuz, hemşireniz ve siz, sizin için en uygun tedavinin APD olduğuna karar vermişseniz, gece yatağa yatmadan önce, set ve solüsyon torbalarını periton diyaliz makinesine yerleştirmeniz ve makinenizi doktorunuzun önerdiği şekilde programlamanız gerekir. Makineye yerleştirdiğiniz setlerin bir ucu karnınızdaki katetere bağlanır. Siz uyurken makine değişimleri yapar. Gereksiminize göre sabah karnınızdaki bir miktar temiz diyaliz solüsyonu bırakılır veya bırakılmaz. Uyandığınızda değişim işlemleri bitmiştir. Artık karnınızdaki kateteri setlerden ayırabilir ve günlük işlerinizi yapmaya koyulabilirsiniz.

Periton Diyalizinin İyi ve Sakıncalı Yönleri:

İyi yönleri:

1. Hasta kendi tedavisini kendi yapar, hastaneye bağımlı değildir.
2. Gıda ve su alımı hemodiyalizdekine göre daha serbesttir.
3. Kan basıncı kontrolü oldukça kolaydır.
4. Diyaliz işlemine bağlı kan kaybı olmaz.
5. Hasta kontrol için genellikle ayda bir kez diyaliz merkezine gider.
6. APD'de genellikle gündüz değişim yapılmadığı için hastanın günlük yaşantısı kesintiye uğramaz.

Sakıncalı yönleri:
1. SAPD'de günde 4 veya 5 değişim yapmak gerekir.
2. APD'de hasta gece makineye bağımlıdır.
3. Hasta karnında sürekli bir kateter taşır.
4. Periton zarının iltihaplanması (peritonit) riski vardır.
5. Kateter çıkış yerinin iltihaplanması riski vardır.
6. Periton diyaliz solüsyonları şeker içerdiği için hasta şişmanlayabilir.
7. Hasta en az bir ay yetecek kadar periton diyaliz solüsyonunu evinde depolamak zorundadır.

Periton Diyalizi Uygulamasında Karşılaşabileceğiniz Sorunlar Nelerdir?

1. Peritonit: Periton zarının (karın zarının) iltihaplanmasıdır. Mikropların periton boşluğuna ulaşmaları farklı yollardan olabilir ve,
a. Kateter veya kullanılan diyaliz sistemi set veya torbalarının delinmesi halinde,
b. Kateter çıkış yeri iltihabı tedavi edilmediği zaman,
c. İshal, kabızlık veya genel bir enfeksiyon geçirildiğinde,
d. Bağlantı işleminin kurallara göre uygulanmaması halinde peritonit gelişebilir.

Peritonite yakalanmamak için;
a. Sıvı değişimini uygun bir ortamda uygulayın.
b. Değişim sırasında çok dikkatli olun ve hemşirenizin öğrettiği tekniğe sadık kalın.
c. Vücut temizliğine özen gösterin.
d. Genel sağlığınıza önem verin.

Peritonit belirtileri:
a. Drenaj sıvısının (karından boşaltılan sıvı) bulanık olması
b. Karın ağrısı
c. Ateş
d. Bulantı, kusma
e. Sıvı akışında yavaşlama veya miktarında azalma
f. Sıvıda fibrin görülmesi

Her torba değişiminde çıkan sıvının miktarını, görüntüsünü ve akış şeklini dikkatle incelemeniz gerekir.
Peritonit belirtileri ortaya çıktığında vakit geçirmeden periton diyalizi merkezinizi aramalısınız!!!
Peritonit tedavi edilmediği takdirde çok ciddi sonuçlar doğurabilir, hatta hayatınızı tehlikeye sokabilir.

2. Kateter çıkış yeri enfeksiyonu:
a. Kızarıklık
b. Ağrı
c. Çıkış yerinin etrafında ısı artışı
d. Çıkış yerinde ve etrafında şişlik
e. Çıkış yerinin etrafında akıntı görülmesi

3. Tünel enfeksiyonu:
Kateterin periton zarına girdiği yer ile çıkış yeri arasında, deri altında, kateter tüneli oluşturulur. Bu tünel mikropların vücut derinliğine girmesine bir engeldir ve aynı zamanda kateterin yerinden oynamamasını sağlar. Çıkış yeri enfeksiyonunun tedavisi yapılmamışsa veya mikropların vücuda girişi engellenememiş ise tünel enfekte olabilir.

Tünel enfeksiyonunun belirtileri:
Ciltte tünel boyunca kızarıklık ve ağrıyla birlikte belirgin bir şişlik oluşur. Mikroplar tünel boyunca ilerledikçe ateş, şişkinlik, üstündeki cilt renginin değişmesi ve akıntı görülür.

4. Cilt altı sızıntı:
Üreme organlarında veya karın duvarında belirgin ve tek bir bölgede cildin şişmesi (portakal kabuğu şeklinde) o bölgede diyaliz sıvısı sızıntısı olabileceğini düşündürür. Ağır egzersiz, kabızlık, karın içi basıncının çok yüksek veya karın ön duvarının zayıf olması cilt altı sızıntısına neden olabilir.

5. Vücutta sıvı birikimi (Hiperolemi):
Vücuda giren sıvı miktarı çıkan miktardan fazla ise vücutta bir birikim oluşur.

Sıvı birikiminin belirtileri:
a. Tansiyon yükselmesi
b. Vücudun çeşitli yerlerinde ödem oluşması
c. Kilo artışı
d. Nefes darlığı veya öksürme

6. Vücuttan aşırı sıvı kaybı (Dehidratasyon):
Torba değişimi uygulamasında fazla miktarda yüksek şekerli sıvı kullanılırsa ve ishal varsa vücuttan aşırı sıvı kaybı oluşur.
Buna bağlı olarak
a. Vücut ağırlığında azalma
b. Tansiyon düşmesi
c. Baş dönmesi ve baş ağrısı
d. Kramplar, uyuşukluk
e. Halsizlik
f. Ağız kuruluğu ve susama hissi görülebilir.

7. Çıkan sıvının miktarının azalması:
Kabızlık, barsaklarda aşırı gaz olması, kateterde katlanma veya kan pıhtısı ile tıkanma, peritonit gibi nedenlerle drenaj sıvısının miktarı azalabilir.

SAPD ile Günlük Yaşam:
SAPD, kişinin aktif olarak katıldığı bir tedavi yöntemidir. Periton diyalizi sürekli bir işlem olduğu için, günlük yaşamdaki aktivitelerin bir parçası haline gelir.

SAPD Uygulama Ortamı:
SAPD uygulaması için evde veya işyerinizde uygun fiziksel koşulların önceden oluşturulması gerekir.
Öncelikle, değişim işleminizi gerçekleştireceğiniz bir odanın ayrılması gereklidir. Bu odada az eşya bulunmalı, oda aydınlık ve temiz olmalıdır. Değişim işlemi sırasında odada sizden veya yardımcınızdan başka kimsenin olmamasına özen göstermelisiniz.
SAPD uygulaması sorunsuz yürütebilmeniz için temizlik çok önemlidir. Tırnakların kısa kesilmiş olması, değişim öncesi ellerin yıkanması, hergün iç çamaşırlarının değiştirilmesi enfeksiyon riskini engellemek açısından büyük bir önem taşır.

İş yaşamı:
Çalışan bir bireyseniz, SAPD tedavisine başladıktan 1-2 ay sonra tekrar çalışma hayatınıza geri dönebilirseniz. Bir ya da iki değişiminizi iş yerinde yapmak zorundaysanız, evdeki değişim ortamını işyerinde de sağlamanız gerekmektedir. Ayrıca işvereninizle konuşarak çalışma saatlerinizi düzenleyebilirsiniz.

Sportif aktiviteler:
Sizi zorlamayan, başkaları ile fizik temas gerektirmeyen ya da kateterinize zarar vermeyen her türlü sporu yapabilirsiniz. Yürüyüş, yüzme, bisiklete binme yapabileceğiniz uygun sporlardır. Özellikle, hergün yürüyüşe çıkmanız, hem kalp sağlığınızı korumak, hem de barsaklarınızın daha iyi çalışması ve fazla kilo almanızı engellemek açısından yararlı olacaktır.


Seyahat:
Seyahat etmenizde sakınca yoktur. Bir seyahat planı yaparken doktor ve hemşirenizin onayını alınız. Kullanacağınız malzemelerin bir listesini yapınız ve bu malzemelerin gideceğiniz yere önceden ulaşmasını sağlayınız. Yolculuk sırasında taşıt içerisinde değişim yapmak enfeksiyon riskini artıracaktır. Bu nedenle yola çıkmadan önce değişiminizi yapınız ve yolculuğunuz 8 saati aşmadığı ve uygun bir ortam bulmadığınız sürece değişim yapmayınız. Gideceğiniz yerdeki sağlık merkezlerini öğreniniz.

Banyo - Havuz - Deniz:
Banyonuzu duş şeklinde haftada en az 2 kez yapmalısınız. Banyo sırasında çıkış yerinizin kapalı olması gerekiyorsa, su geçirmeyen bantlarla kapatmanız ve banyo sonrası pansumanınızı tekrarlamanız gerekmektedir. Çıkış yerinizin açık kalmasında sakınca yoksa, banyodan çıkmadan önce çıkış yerinizi anti-bakteriyel özelliği olan bir sabunla yıkamalı ve kuru kalmasına özen göstermelisiniz.
Durgun sularda mikroorganizma yoğunluğunun artması nedeniyle havuza girmeniz önerilmemektedir. Yüksek tuz oranı ve su akıntısı nedeniyle açık denize girmenizde sakınca yoktur. Denize girmeden önce çıkış yerinizi su geçirmeyen bantlarla kapatmanız ve daha sonra da pansuman yapmanız önemlidir.

Araba kullanmak:
Araba kullanmanızda sakınca yoktur, ancak kateter takıldıktan 1-2 ay sonra, yani kateteriniz karın içinde sabitleştikten ve çıkış yeri bütünlüğü sağlandıktan sonra araba kullanmanız daha uygundur. Uzun yolculuklarda sık sık mola veriniz. Emniyet kemerinin çıkış yerinizin üzerine gelmemesine özen gösteriniz.

Cinsel yaşam:
Böbrek yetersizliği ile birlikte cinselliğe duyulan ilgi azalır. Kanda biriken zararlı maddeler için (üre, kreatinin vb.), kansızlık, hormonlardaki değişiklikler, kullandığınız ilaçlar buna sebep olabilir.
Diyaliz tedavisi sırasında, zararlı maddelerin uzaklaştırılması ve kansızlığın düzelmesi ile cinsel istek geri gelebilir. Ancak yine de bazı problemlerin olması beklenebilir. En sık rastlanan problemler, cinsel arzu duymama, erkeklerde ereksiyon (sertleşme) olmaması, bayanlarda genital organlarda ıslanma olmamasıdır.
Vücudunuzda sürekli olarak bir kateterin ve sıvının varlığı, cinsel ilişki sırasında sizi, fiziksel ve ruhsal açıdan rahatsız edebilir. Alınacak basit önlemlerle seks hayatınız normale dönebilir: Örneğin, cinsel ilişki öncesinde karın içindeki sıvının boşaltılması, kateter ve transfer setini sabitleyecek ve örtecek bir kuşak kullanılması cinsil ilişkinin normal olmasına yardımcı olabilir.
Böbrek yetersizliği olan erkek ve kadınların üretkenliği azalır. Fakat yeterli diyaliz uygulanan bazı hastalar çocuk sahibi olabilir.
Böbrek yetersizliği olan bayanların adet düzenleri normal olsa bile hamile kalma olasılıkları azdır. Bununla birlikte doğum yapan pek çok hasta vardır. Ancak hamilelik konusunda mutlaka doktorunuza danışmanız gereklidir.
Sağlıklı bireylerde uygulanan hamilelikten korunma yöntemleri, periton diyalizi hastaları için de geçerlidir. Uygun yönteme doktorunuzun önerileri doğrultusunda eşinizle tartışarak karar vermeniz en doğrusudur.

Beslenme:
Periton diyalizi tedavisine başlamadan önce, böbrek yetersizliği nedeniyle bazı yiyeceklerin (özellikle protein ve potasyumdan zengin yiyecekler) alımı kısıtlanmış olabilir. Periton diyalizi tedavisine başladıktan bir süre sonra diyetiniz serbestleşecektir. Ancak dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:
Proteinli gıdalar, büyüme ve gelişmenin sağlanması, dokuların onarımı ve vücut savunması için en önemli besin türüdür.
Periton diyalizinde, istemediğiniz halde vücudunuzdan bir miktar protein de atılmaktadır. Bu nedenle bol protein içeren yiyeceklerden yeterli miktarda alınmalıdır.

Proteinden zengin yiyecekler:
Et, balık, tavuk, hindi, süt, yoğurt, peynir, yumurta, fasulye, mercimek gibi besinlerdir.
Karbonhidratlar, vücuda enerji sağlamak için kullanılır ve tahıllarda fazla miktarda bulunur. Diyaliz sıvısında yoğun bir karbonhidrat kaynağı olan şeker vardır ve bu şekerin bir kısmı vücudumuz tarafından emilir. Bu da fazladan enerji ve şişmanlığa neden olur. Bu nedenle fazla karbonhidrat içeren gıdalardan kaçınılmalıdır.

Karbonhidratlardan zengin yiyecekler:
Şeker, bal, reçel, ekmek, makarna, bisküvi, pirinç, patates, nişastadır.
Yağ, enerji kaynağıdır. Vücudumuzda bazı vitaminlerin (A, D, E, K) kullanılması için gereklidir. Ancak periton diyalizinde kanda yağ artışı olabildiği ve şişmanlığa yol açtığı için az yağlı yiyecekler tercih edilmelidir.
*Gıdalarda aldığımız bazı maddeler diyalize vücuttan yeterli miktarda uzaklaştırılmayabilir. Bunlar fosfor ve tuzdur.
Fosfordan zengin yiyecekler, proteinden de zengin yiyeceklerdir. Proteinli diyetli birlikte alınan fosforun fazlasını vücuttan uzaklaştırmak amacıyla doktorunuzun önerdiği fosfor bağlayıcı ilaçları düzenli kullanmak çok önemlidir.

Tuz, bir taraftan vücutta suyun tutulmasına neden olurken, diğer taraftan susuzluk hissini artırarak daha fazla su içilmesine neden olur. Suyun fazlası ise vücutta birikir. Bu da ayaklarda, ellerde, yüzde şişmeye, tansiyonun yükselmesine neden olur. Bu nedenle tuzlu yiyeceklerden (özellikle salamura, turşu, zeytin, konserve gibi) kaçınılmalıdır.

Potasyum, vücut sıvılarının dengesinin korunmasında ve normal vücut faaliyetleri için gereklidir. Kanda potasyum yükselmesi kalbin ritmini bozabilir ve kalbi durdurabilir.

Potasyumdan zengin yiyecekler:
Ispanak, semizotu, pazı, asma yaprağı, lahana, patates, havuç, mantar gibi sebzeler, muz, kavun, kayısı, kivi, böğürtlen, kuru meyveler (kayısı, incir, erik), çikolata, kahve, kakao, pekmez, bulgur gibi diğer yiyeceklerdir.
Periton diyalizi sıvıları potasyum içermediğinden SAPD hastalarında potasyum yüksekliği çok kolay meydana gelmez. Ancak yine de potasyumdan zengin yiyecekleri çok tüketmekten ve bir öğünde fazla miktarda potasyum almaktan kaçınılmalıdır. Sebzelerin pişirilirken küçük parçalara ayrılması ve haşlanıp suyunun dökülmesi potasyumu uzaklaştırmak için basit bir yöntemdir.

Özetle, periton diyalizi hastaları için uygun diyet:
Bol proteinli
Bol lifli
Az tuzlu
Az yağlı
Az karbonhidratlı yiyeceklerden oluşmalıdır.

Sıvı dengesi:
Periton diyalizinde sıvı dengesinin kontrolü çok önemlidir. Bu nedenle yiyecek ve içecek şeklinde aldığınız gıdaları kontrol etmeniz gerekir. Vücutta fazla sıvı bulunması kalbe ve akciğere fazladan yük getirir, tansiyonunuzu yükseltir; az sıvı bulunması da sizi halsiz bırakacak, ayrıca tansiyonunuzu düşürecektir. Bu nedenle sıvı dengesini kontrol altında tutmak için yapmanız gereken günlük takipler vardır. Bunlar, vücut ağırlığının ve her değişimde alınan ve boşaltılan sıvı miktarlarının saptanmasıdır. İdeal kilonuza ulaştıktan sonra alınması gereken günlük sıvı miktarı, diyaliz yoluyla fazladan çıkan sıvı ve varsa, idrarınızın toplamı kadar olmalıdır.
Günlük takiplerinizi sizlere verilen SAPD defterine düzenli olarak kaydetmelisiniz. Poliklinik kontrollerine gelirken kayıt defterinizi yanınızda getirmeniz tedavinizin planlanmasına yardımcı olacaktır.
 

Gencdiyaliz Sitesi para kazanmak için kurulmuş ticari kaygılarla yapılmış bir site Değildir,Tamamiyle türkiyede organ bağışını çoğaltmak ve bizler gibi ülkemizdeki Diyaliz hastalarına Destek olmak için açılmıştır,Ana misyonumuz paylasimdir,sitedeki bütün materyaller izin alınmak yada kaynak göstermek suretiyle kullanima aciktir. Sitemizde verilen bilgiler tedavi amaçlı değildir,doktor tavsiye yerine geçmez.
 

MKPortal Türkiye


MKPortal M1.1.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.16797 saniyede 25 sorguyla oluşturuldu